Euro
Arrow
55,7066
Dolar
Arrow
49,5888
İngiliz Sterlini
Arrow
66,4249
Altın
Arrow
6602,8636
BIST
Arrow
11.697
Anasayfa > Yazarlar > Prof. Dr. Duran Bülbül > İktisadi ve Milli Kalkınma Siyaseti: Tarım

İktisadi ve Milli Kalkınma Siyaseti: Tarım

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 21.10.2026 07:21

Ülkemiz uzun süredir gelişmekte olan ülke konumundan gelişmiş ülke konumuna bir türlü ilerleyemedi. İktisadi ve millî kalkınma siyaseti, millî bir tercih sorunudur. Çok önemli bir tarım ülkesi ve bu alanda geniş topraklara sahip olmamıza rağmen tarım ekonomisi konusunda ülkemiz hak ettiği düzeye bir türlü ulaşamadı.

Oysa Cumhuriyetin ilk yıllarında tarım ekonomisinde dünyanın önemli ülkelerinden biri hâline geldik ve tarım ürünleri ihraç ederek sanayileşmede önemli adımlar atıldı. Cumhuriyetin ilk yıllarından biri olan 1925’te, bütçenin dörtte birinden daha fazla paya sahip olan aşar vergisini kaldırarak çiftçilerimizi çok ağır bir vergi yükünden kurtardık.

Oysa savaştan yeni çıkmış bir ülkeyiz. Bir yandan Düyun-u Umumiye borçlarının taksitlerinin ödenmesi, diğer yandan sanayileşme ve millî burjuvazinin oluşturulması çabasına rağmen çok önemli bir iktisadi ve siyasi tercih yapılarak sürdürülebilir bir tarım ekonomisi oluşturulmuştur. Aslında küresel süreçte payımızı alabilmek için sanayileşmeyle birlikte yeniden tarım ekonomisi konusunda bir tercih yapmak zorundayız.

Türkiye nüfusunun üçte birine yakın bir bölümü tarımsal ya da kırsal alanda yaşıyor olduğu hâlde millî gelirdeki payı ancak yüzde 5 ile 7 arasındadır. Nitekim tarım, 2025’te en düşük gelire sahip sektör oldu. Tarım, müteşebbis gelirleri arasında yüzde 2,8 ile en düşük paya sahip. Bu durum bile göstermektedir ki millî ekonomide tarımın payı düştükçe tarım ürünleri ithalatı artmaktadır. Oysa biz, 2000’li yıllara kadar tarımda ihracat fazlası veren bir ülkeydik. Tarım sektörünün özelliği gereği desteklenmeye muhtaç olması pek çok ülke tarafından kabul edilerek çeşitli destekleme ve koruma tedbirleri uygulanmaktadır. Avrupa Birliği ile entegrasyonda tarımı öncelikle geliştirilmesi gereken bir sektör olarak öne çıkarıp tarımda vazgeçilmez bir ülke olabilirdik.

Ülkelerin beslenme ve rekabet gücü kazanmalarına yönelik üretimlerini artırma çabaları, tarımda yoğun girdi kullanımının giderek artmasına yol açmıştır. Ülkemizde gıda güvenliği ve yoksulluk sorunlarının çözülememiş olması, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını geciktirmiştir.

Tarım sektörü, ülkenin gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkelerin ekonomik yaşamında önemli bir yere sahiptir.

Cumhuriyetin kuruluşundan 1980’li yıllara kadar Türkiye ekonomisinin lokomotifi olma özelliğini gösteren tarım sektörü, 1980’li yıllardan sonra uygulanan liberalleşme ve serbest piyasa ekonomisine geçiş nedeniyle gerilemeye başlamıştır. 1980’li yıllarda yüzde 26 olan GSYH’ye katkısı 2013 yılında yüzde 8,5’e, 1980’li yıllarda yüzde 57 olan ihracata katkısı 2013 yılında yüzde 10’a, 1980’li yıllarda yüzde 62,5 olan istihdama katkısı 2013 yılında yüzde 26’ya kadar gerilemiştir. 2025 yılında tarımın GSYH’deki payı yüzde 2,8’e, toplam istihdamdaki payı ise yüzde 14’e gerilemiştir.

Lider,  “şartların mantığı” içinde toplumun bütün değer yargılarını çağdaş akılcılığın ve millî şuurun süzgecinden geçirerek kendine bir hedef seçmelidir. Bu da iktisadi ve millî kalkınma siyaseti olan tarım olmalıdır.

Hür bir Türkiye istiyoruz. İleri ve medeni memleketlerin insanlarının sahip olduğu hakların tümüne Türk vatandaşının da sahip olduğu ve bu hakların eksiksiz bir şekilde işlediği, kimsenin kimseden korkmadığı, herkesin devlete ve birbirine sevgi ve saygı ile bağlı bulunduğu, ülkenin her ferdinin ülkenin her köşesinde korkusuz ve kuşkusuz dolaşabildiği bir Türkiye istiyoruz. Bağları, yamaçları, ovaları, tarlaları buğday başaklarıyla dolu bir Türkiye istiyoruz.

Böyle bir Türkiye özlemimizin gerçekleşebilmesi için yeniden üreten Türkiye özlemini bir kez daha tarımda başlatmalıyız. Bunun için şehirlere sıkışmış büyük işsizler ve yoksul kesim için ters göçü başlatmalıyız. Bugün ülkemizde ekilen kadar ekilmeyen tarım arazilerimiz var. Millîleştirme yapılarak meraları yeniden düzenlemeliyiz. Tarımda dünyanın lider ülkesi olabiliriz; olmak için de dev projeleri hayata geçirmeliyiz. Üniversite mezunu gençleri yeniden köylere ve tarım kentlerine yönlendirmeliyiz. Tarımda çalışmaları için iki yıllık çalışmayı zorunlu tutmalıyız. Tarımı devam ettirecek gençlere tarım arazileri, tarım aletleri ve evlerini tahsis etmeliyiz. Tarım için 20 yıl vadeli, gerekirse faizsiz kredi vermeliyiz.

Sanayinin ikamesi var, tarımın ikamesi yok. Önümüzde önemli bir tarım ve gıda krizi var.

Tarımda kendi kendine yeten, rekabet eden ve ihracat yapan bir ülke olmamız için şu projeleri kısa sürede hayata geçirmeliyiz:

* Toprak erozyonunu önleme projesi

* Tarımda verimliliği ve ürün çeşitliliğini artırma projesi

* Tarımda çalışanların yaşam seviyesini yükseltme projesi

* Tarımda teşvik projesi

* Tarımda sulama projesi

* Tarımda gübre projesi

* Tarımda tohumculuk projesi

* Tarımda ilaç sorunu projesi

* Tarımda kredi projesi

* Tarımda TarımBank projesi

* Tarımda istihdam projesi

* Tarımda mahsul sigortası projesi

* Tarımda destekleme alımları ve taban fiyat politikası projesi

* Köylerde altyapı sorunu projesi

* Köyde sağlık hizmetleri projesi

* Köyde okul projesi

* Tarımda hayvancılık projesi

* Yaş meyve ve sebze projesi

* Orman ürünlerini değerlendirme projesi

* Buğday projesi

* Yem projesi

* Su ürünleri projesi

* Yağlı tohumlar projesi

* Fındık projesi

* Üzümü depolama projesi

* Tütün projesi

* Çay projesi

* Pancar projesi

* Tarım ürünlerini tüketiciye ulaştırma projesi

Anadolu topraklarını, tabiatın cömertliği ile tarihin zenginliğinin doğurduğu bütün sorunlar adeta birlikte sarmıştır. Anadolu insanı kaderini bir dönem toprağa bağlamıştır ve en az anası babası gibi toprağına sahip çıkmıştır. Şimdi yeniden anamız ve babamız gibi toprağımıza sahip çıkıp üretme zamanı.

Tarımla ilgili sorunların çözümü, bir millî kalkınma sorunudur. Tarımın davası ekonomik, sosyal ve millî bir davadır. Çözüm yolları, yurttaşı daha müreffeh, ülkemizi daha zengin kılacak ve kaynaklarını daha iyi kullanma olanağı verecek yollar olmalıdır. Daha hür ve daha zengin bir ülke olmak kaderimiz olmalıdır. Tarım projeleri bu kadar değil. Bulacağımız çözüm, toprağı insanın efendisi değil, insanı toprağın efendisi yapmalıdır.

Prof. Dr. Duran BÜLBÜL

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları