Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
38,0054
Dolar
Arrow
36,4288
İngiliz Sterlini
Arrow
46,0402
Altın
Arrow
3365,0000
BIST
Arrow
9.725

Pandora'nın Kutusu açıldı

Zeus Pandora’ya bir kutu verir ve bu kutuyu sakın açma der.  Fakat Pandora merakına yenilir ve bir gün kutuyu açar. Böylece tüm kötülükler etrafa yayılmaya başlar….

Dün, Pandora’nın kutusu açıldı. 

İçinden barış çıkacağını ve beyaz güvercinlerin gökyüzüne yayılacağını sananlar, önce beyaz güvercinleri görememenin şaşkınlığını yaşadı. Sonra kötülükler, ince, ince havaya salınmaya başladı.

Oysa pek de görkemli hazırlanmışlardı. Önce dev ekrandan bebek katilinin tehditkar bakışlı çehresi göründü ve umutla beklenen çağrı okundu.

Diyarbakır’da çağrıyı dinlemek için meydana toplanan halktan hiç ses çıkmadı. Sessizce dağılmaya başladılar. İstanbul’da zorunluluk hissedenler ayakta alkışlasa da coşku yoktu.

Son süreçte “Sayın” denilse de bebek katili olduğunu her dem anımsayanlar, şehit aileleri, gaziler ise o çehreye tiksinerek baktılar.

Terörist Başı mektubuna önce PKK’yı aklayarak başladı. PKK’nın, yaratılan anti demokratik koşulların, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasının ve Cumhuriyet’in tek tipçi politikalarının ürünü olarak ortaya çıktığını anlattı.

Günümüz koşullarında ise ülkede ifade özgürlüğünde(!)sağlanan gelişmeler, kimlik inkârının çözülüşü ile anlam yoksunluğuna düşerek, PKK’nın kendini tekrar etmeye başladığını yani ömrünü tamamladığını söyledi.

Bu nedenle, kongresini toplayıp, silahları bırakmasını ve kendini fesh etmesini istedi.

Özetle kararı  PKK’ya bıraktı.

Ancak bu çağrı öncesinde de defalarca yazdığım gibi, bu bir pazarlıktı. Pazarlıkta Devletten ne istenecekti?

İstenenlerden bazıları çağrı metninde vardı. “ Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik alanda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyaset alanının mevcudiyeti ile mümkündür”.

Burada altı çizili satırlara dikkat çekmek isterim.  Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm Doktrininde ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi, sadece Kürtlerin değil, tüm etnik, dinsel ve milli grupların örgütlenmeleri ve kuracakları halk meclisleri ile sosyal ve ekonomik alanda kendi kararlarını alabilmeleri  öngörülmektedir.

Bu nedenle Öcalan Doktrininde de çağrı metninde olduğu gibi, “ayrı ulus, federasyon, idari özerklik” reddedilmektedir.

Öcalan’ın demokratikleşme kavramından ne anladığı yıllardır bellidir. Toplantı sonunda Sırrı Süreyya Önder tarafından sunulan korsan bildiri ile Öcalan’ın PKK’nın feshi konusundaki istekleri gün yüzüne çıkmıştır. Malumun ilanı olsa da mesajı ilk ağızdan verelim.

Ne demiştir Öcalan?  “Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz  pratikte silahların bırakılması ve PKK’nın kendini feshi ve demokratik siyasi ve hukuki boyutunun tanınmasını gerektirir.” 

Yani PKK’nın feshi için bunun siyasi ve hukuki boyutunun ortaya çıkması ön şart olarak ileri sürülmektedir.

Bundan sonra ilk yapılacak olan bir  pazarlık masasının kurulması olacaktır. Yeni Anayasa’da Kürt kimliği, ana dilde eğitim, kamu hizmeti, PKK tutuklularının serbest bırakılması, Kandil’deki teröristlerin affı, yerel yönetimlerle ilgili düzenlemeler masaya konulmuştur bile….

AKP ne yapıyor? AKP sessizliğini korurken ilk açıklama Binali Yıldırım’dan geldi. “Vatandaşlık tanımının yeni anayasada gözden geçirilebileceğini“ söyledi. Ayrıca “Yerel yönetimlerde adem-i merkeziyetçiliği” önerdi. 

CHP ise Öcalan açıklamasının ardından “Terör örgütünün silah bırakması ve kendini fesh etmesi önemlidir. Bu çağrının gereklerinin muhatapları tarafından yapılması  gerekir…. Hiç şüphesiz meseleler temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür…. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemeler yapılmalıdır” dedi. Araf’ta siyasetini, ince ipuçları ile sürdürdü.

Sahnelenen bu utanç tablosuna, Cumhuriyetin 102. Yılında Devletin terör örgütü ve liderini muhatap alıp ona umut bağlanmasına  “dur” diyecek, masadaki oyunu bozacak,  güçlü bir muhalefete ne kadar da muhtacız, değil mi?