Mutluluk U eğrisini hiç duymuş muydunuz? Akademide tartışmalı bir tezdir ama kısaca şunu söyler: Mutluluk, U harfine benzer. Gençken mutluyuzdur, orta yaş krizi ile dibe vururuz ve ileri yaşlarda huzur buluruz. Tabii ki, her bireyin ve her toplumun koşulları ve ortalama hayatı birbirinden farklı. Bir başka deyişle, herkesin böyle bir U eğrisi olmayabilir. Zaten konumuz o da değil. Düşünün ki U eğrisini kabul eden uzmanlar dahi, artık bu hipotezin geride kaldığı konusunda hemfikir. Çünkü, 20’lerinde en mutlu versiyonunu yaşadığı düşünülen gençler de artık mutlu değil. Hatta tıpkı dünya gibi büyük bir krizin içinde. Yapılan tüm araştırmalar hem dünyada hem de Türkiye’de gençlerin geçmişe kıyasla çok mutsuz olduğunu gösteriyor.
Her sene yayınlanan “Dünya Mutluluk Raporu”nun son birkaç yıllık eğilimleri bize, sıralamada en mutlu görünen Batı ülkelerinde bile gençlerin mutsuzluk hâlinin arttığını gösteriyor. Örneğin, 2026 verileri Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da gençlerin 15 yıl öncesine göre daha mutsuz olduğunun altını çiziyor. Bu durumun altında yatan sebepleri tek bir faktöre indirgemekten kaçınan rapor, sosyal medya kullanımının ciddi bir biçimde etkili olabileceğini söylüyor. Zira birçok platformda ve araştırmada dijitalleşmenin ve sosyal medya kullanımının gençleri yalnızlığa ittiği vurgulanıyor. Burada, her yaş grubunun içinde olduğu bir çelişkiye de özellikle dikkat çekmek isterim: Sanırım dünya tarihinin hiçbir döneminde insanlık aynı anda bu kadar bağlantıda olup bu denli yalnız olmamıştır. Bu durumun herkes için bir depresyon riski barındırdığını da söyleyelim. Yalnızlığı bir yana bıraktığımızda ise algoritmaların neoliberalizmle birlikte çalıştığı ve hatta ortaya “influencer”lık gibi bir mesleği de çıkardığı bu dönemde, dijital platformların bireylerde tatmin duygusunu zayıflattığı da görülmüş. Basit bir tabirle, başkalarının hayatını izliyor, kendimizle kıyaslıyor ve mutsuz oluyoruz. Tekrardan belirtelim: 2026 raporu bu 15 yıllık mutsuzluk trendinin sadece sosyal medya ya da dijital dönüşüm ile açıklanamayacağını fakat yine de önemli bir faktör olduğunu söylüyor.
Ya Türk gençliği? Dünya Mutluluk Raporu’nun 2025 versiyonunda Türkiye, 146 ülkelik sıralamada 94. sıradaymış. Yani,yaştan bağımsız olarak durumumuz pek de iç açıcı değil. Zaten gayri-safi millî hasıla, özgürlük, şeffaflık, yaşam beklentisi ve sosyal destek gibi unsurları da hesaba alan böyle bir sıralamada Türkiye’nin üst sıralarda olamayacağını sezmek için müneccim olmaya gerek yok. Gençler de bu genel durumun sadece bir parçası… Bu yazıyı yazarken, özellikle gençlere odaklanmak için ülke içinde paylaşılan araştırma ve verilere de baktım. İki tanesini paylaşmak isterim. Bunlardan biri TÜİK’in “İstatistiklerle Gençlik, 2025” verisi. Buna göre Türkiye’de gençlerin sadece %54,4’ü mutlu olduğunu belirtmiş.Benzer bir veri Habitat Derneği’nin “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu-6”da da var. Bu araştırmaya göre 2025’te hâlinden memnun olan gençlerin oranı %54 çıkmış. Fakat TÜİK’in verisinden farklı olarak bu rapor birkaç noktaya dikkat çekiyor. Birincisi, bu oranın 2017’de ölçülen %71 düzeyinin çok altında olduğu. Yani birkaç yıl öncesine nazaran daha az genç kendisini iyi hissediyor. İkincisi ise, gelecek için umutlu olma oranının %50’lerin de altında oluşu. Ezcümle gençlerin yarısından azı gelecekten ümitli… Ne acı değil mi?
Raporları ve verileri bir yere bırakalım. Neden Türk gençliğinin neredeyse yarısı hayatından memnun değil? Neden yarısından azı gelecekten umutlu? Kişisel yorumum – ki bunlar asla tahmin edilemez değil – birbiriyle ilintili iki yapısal soruna işaret ediyor. Biri siyasi… Gençler, demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, eşitlik, hürriyet gibi dünya tarihinin gelişim seyrinde önemli rol oynamış birçok mefhumun ülkedeki aşınma sürecinden rahatsızlar. Nasıl olmasınlar? İkincisi ise ekonomik. Bir örnek verelim. Türkiye OECD ülkeleri arasında genç işsizliğinin en yüksek olduğu yerlerden bir tanesi. Türkiye’de yaygın bir “ev genci” sorunu var. Bir başka deyişle “ne eğitimde ne istihdamda olan” gençler. Gençlerin – üniversite okumuş ya da okumamış olsun – bugün Türkiye’de en mutsuz oldukları meselelerden biri istihdam. Zira özelliklerine göre bulabilecekleri iş sınırlı ve iş bulsalar bile olası koşullarının kendilerini memnun etmeyeceğine inanıyorlar. Sonuçta Türkiye bir asgari ücretliler ülkesi. Gençlerin birçoğunda oluşan yurtdışına göç isteği de devletin günümüzde sıkça vurguladığı üzere evlenmeme ve çocuk yapmama hali de bu durumla ilgili. Yani yoksulluk ve yoksunluğu çözmeden, orta sınıfı eriterek ve dahası gelir gruplarının arasındaki makası artıracak politikalar izleyerek gençleri mutlu etmek, hele ki evlenip çocuk sahibi olmaya itecek bir ruh haline sokmak imkânsız. Bu sorunların kısa vadede çözülmesi güç. Uzun vadedeyse, Türkiye’nin yapısal durumunun ne yöne evrildiğini yaşayarak göreceğiz ve bu sorulara öyle cevap vereceğiz…
Sonsöz: 19 Mayıs’ı, gençlik bayramımızı kutluyor, her şeye rağmen her bireyde umut ışığı oluşturabilecek güçte bir hikâyeye imza atan Atatürk’ü minnetle anıyorum. Hatırasına saygıyla…
Çok Okunanlar
Nagehan Alçı’dan para transferi açıklaması
İmamoğlu'ndan yeni mahkeme salonu projesine tepkili paylaşım
İbrahim Anlaşmalarını İmzalayıp Rum Kesimini Tanıyan 'Kardeşlerimiz'!..
Sevdiği kızın babasını silahla vurarak öldürdü
Aydın'da samuray kılıcıyla sokağa çıkan genç kıza polis müdahalesi
Hablemitoğlu Suikastı davası sanığı hayatını kaybetti
Türkiye’de sivil toplumunun tarihsel sorumluluğu
Rasim Ozan Kütahyalı tutuklandı
Erkan Petekkaya'dan Özgür Özel'i hedef alan paylaşım
İBB iştiraki Boğaziçi Yönetim AŞ'ye operasyon!