Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Mevzi neresidir?

Son kerteye kadar terk edilmemesi gereken mevzi, CHP midir? 

Herkes son dönemde kendince bu sorunun yanıtını vermeye çalışıyor. Güncel tartışmalardan da yola çıkarak basitçe ortaya koyalım…

Kabul edelim ki bir siyasal parti için örgüt çok kilit bir noktaya tekabül ediyor ve örgütlenmek asla kolay değil. Dahası, herhangi yeni bir partinin, yerleşik ve cumhuriyet tarihinin en uzun soluklu partisinin finansal gücüne on yıllar sonra da ulaşması imkânsız. Ekonomik olarak düşünülmesi gereken çok şey var. Ve de terk edilecek mevzi “Atatürk’ün partisi” ise, günümüz siyasetinde meselenin zorlu bir psikolojik boyutu da var. Hak veriyorum. 

Ancak, artık kimsenin kendini kandırma lüksü de yok. Örgütlenmiş partiyle, 2002’den beri kazanılan sadece yerel seçimler var. Açıkçası, o başarının ne kadarının örgüte mal edilebileceği büyük bir soru işareti. Aynı şekilde o başarının gelmiş olduğu nokta da ortada. Finansal gücünse, günümüzde bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Yanlış anlaşılmasın, önemsiz demeye çalışmıyorum.

Söylemeye çalıştığım şudur: Dayandığınız herhangi bir varlık bir sabah var, ertesi sabah yok. Gelelim, Atatürk’ün partisi meselesine. Bugünkü butlan yönetimi - ki uzunca bir süre partinin başındaydı ve partiyi yeniden yapılandırıyordu-kendi tarihiyle ve Atatürk’ün tarihi mirasıyla da asla barışık değildi. Bu yüzyılda partinin külliyen “post-Kemalist” paradigmaya göz kırptığını ya da savrulduğunu söylemek mübalağa olur. Zaten fikriyat açısından da CHP’nin, kendi tarihi boyunca yeknesak bir parti olmadığını söylemek mümkündür.

Ama bu dönemde partinin bir “Kemalist” paradigması olduğunu da söyleyemeyiz. Şüphesiz bu inceleme yakın tarih çalışmaları içinde yapılacak ve son 15 yılın CHP’sinin tarihi de yeniden yazılacak. Bu derin konu üzerine düşünmek isteyenler işe en basitçe, partinin kilit seçimlerindeki aday tercihlerinden ya da ortak listelerden başlayabilir. Ancak,parti bu dönemde siyasetçi ve seçmeni açısından en çok kime burun kıvırdı sorusunun cevabı da önemlidir. Değişim mottosu neye tercüme edildi? Kemik CHP seçmeni için kim ne vadetti? Bu sorulara herkesin verecek bir yanıtı vardır tabii ama benim fikrimce, Atatürk’ün siyasal mirası artık başka yerlerde aranmalıdır. 

Baştaki soruya geri dönelim. Günümüzdeki mücadele hattı, nerededir? Cevap CHP kesinlikle değil. Tüm cumhuriyetçilerin kabul etmesi gereken acı gerçek şudur: CHP, en azından bir süre için muhalif siyasal hayatın merkezinde olmayacak. 2002’den beri kazandığı konum, artık yok. Ancak ben partinin siyasal vadesinin tükendiğini de düşünmüyorum. Zira, yüzyılı aşkın süredir, çokça badireler yaşamış, mallarına el konmuş, kapatılmış, arşivini bile kaybetmiş, baraj altında kalmış, koltuğu kaptırmış ama bir şekilde de geri dönebilmiş bir parti. Yine döner. Ancak bu koşullar içinde ivedilikle geride bırakılması herkesin yararına olacaktır. Bir başka deyişle, A-B-C planları oluşturmak- kimse kusura bakmasın ama- odağı kaybetmekten başka bir işe yaramayacak. Muhalefetteki bu buhranlı dönem ise, eğer atlatılabilecekse, ancak bir hedefe odaklanarak atlatılabilir. 

Uğruna mücadele edilmesi gereken şey ya da başlığa atıfla mevzi, Cumhuriyet Halk Partisi değildir. Yoktan var edilmiş cumhuriyetin ta kendisidir. Birincisini geride bırakmak siyaset erbabı için; ikincisini geride bırakmak ise Türk halkı için kayıptır.

O halde sorunun cevabı çok basit değil midir? 

(Yazı vesilesiyle küçük kişisel bir not da düşmek isterim: X hesabımda geçen ay maalesef mecburi bir değişiklik oldu. Konuya ilişkin açıklamaya ve bundan sonraki yazı ile paylaşımlarıma artık @hpapuccular’dan ulaşabilirsiniz)