Ortalıkta bir “akran zorbalığı” lafı dolanıp duruyor. Ortaokul ve liselerde yoğunlaşan, hatta ilkokullara kadar inen şiddet ve zorbalıktan yakınılıyor. Okulda, sokakta meydan dayağı çekilen öğrenciler, sınıfta saldırıya uğrayan öğretmenler, küçükleri haraca bağlayan küçük zorbalar, okul önlerini mesken tutmuş torbacılar, yaşanılan sürecin çarpıcı fotoğrafları olarak karşımızdadır.
Akran zorbalığının, toplumsal tehdit boyutlarına ulaşan şiddet kültürünün olağan yansımaları olduğunu öncelikle not edelim. Şiddet ve zorbalık yükselen değer haline gelmişse, sınıf atlamanın, saygı görmenin kestirme yöntemi olarak benimsenmişse, toplumu temellerinden sarsan ciddi bir sorunla karşı karşıyayız demektir. Bu durumda, akran zorbalığından yakınmakla mı kalınmalı yoksa sorunun kaynağına inilip çözüm yolları mı aranmalıdır?
TRT ve özel televizyon kanallarındaki dizilerinde, feodal gelenekleri yaşatan ataerkil aile yapısı, toplum üzerinde baskı kuran mafyatik hiyerarşi, istediği yere uzanan, istediği sonucu elde eden silahlı kişiler/örgütler yüceltilip modelleştirilirken akran zorbalığının önlenmesini bekleyeceğiz öyle mi?
Çalışıp üretmeden kazanmayı, onun bunun malına çökmeyi, gayrimeşru yaşam biçimini, hukuk ve yasa tanımazlığı modelleştiren mafyatik kültür radyasyonuyla zehirlenen çocuklarımızdan akran zorbalığınıdan başka ne bekleyebiliriz ki?
Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman, Kuruluş Orhan, Fetihler Sultanı Fatih Sultan Mehmet gibi, tarihsel gerçeklikle pek ilgisi olmayan şiddet dozu yüksek dizilerin, günümüz siyasi erkine meşruiyet, reis modeline kitle desteği sağlama amaçlı ekran hipnozları olduğunun altını çizelim. Ertuğrul, Osman ve Orhan Gazilerin, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, hasımların ve hainlerin kellelerini alan, buyruklarına itiraz edenleri siyaseten katleden karakterler olarak yansıtılması, lider şiddetinin meşrulaştırılması ve kutsanması boyutuna dikkat çekelim.
Çocuklarımızı, salt akran zorbalığından değil, toplumu kanserojen bir ur gibi saran, temellerinden sarsan şiddet kültüründen uzat tutmak için neler yapılmalıdır? Evlatlarımızı, yarının potansiyel reisleri olmaktan alıkoymak için nasıl bir model sunulmalıdır?
Çözüm, ülkenin reis modeliyle mi, yoksa kuvvetler ayrılığı, bağımsız ve tarafsız yargının esas alındığı çağdaş hukuk devleti modeliyle mi yönetileceği sorusuna verilecek doğru yanıtta yatmaktadır. Çözüm, düşünce ve ifade özgürlüğünün rahatça kullanılabildiği, hukukun araçsallaştırılmadığı, yargının silaha dönüştürülmediği, insan haklarına saygının devletin temel politikasına dönüştürülmesinden geçmektedir.
Çözüm, akran zorbalığının tetikleyicisi, özendiricisi olan ekran zorbalığının sonlandırılmasından, şiddet kültürünün kutsanıp yüceltilmesinden acilen vazgeçilmesinden geçmektedir.
Çözüm, Ortaçağ sosyolojisine, feodal yapıya, şiddeti meşrulaştıran aşiret hiyerarşisine, sorgulamayan, eleştirmeyen, yalnızca itaat eden ümmet modeline sırt dönülüp, çağdaş uygarlığa yönelmekten geçmektedir.
Çok Okunanlar
Şanlıurfa'dan sonra Kahramanmaraş'ta da okula silahlı saldırı!
Yusuf Tekin'deki Şanlıurfa'daki okul saldırısıyla ilgili açıklama
MEB'den Kahramanmaraş'taki okul saldırısıyla ilgili açıklama
Başkan CHP'den istifa etmişti! Yardımcısından onurlu davranış
Simge Barankoğlu hakkında bir iddianame daha
Tarihin en büyük servet transferi ve toplu iğne masalı
İran'ın ABD üslerine yönelik saldırılarında Çin yapımı casus uydu iddiası
Demokrasi mi?, Güvenlik mi?
Arapları tanıma rehberi
Yalçın Küçük’ün ardından