Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

İbrahim Gündüz yazdı: MERHABA

1987 yılında Güneş Gazetesi’ne stajyer olarak adım attığım o günü mesleğimin başlangıcı olarak kabul edersek, 39 yıldır Ankara merkezli gazetecilik yapıyorum. Diplomasi muhabirliği, siyaset muhabirliği ve uzun yıllar sürdürdüğüm Parlamento Muhabirliği derken son 8 yıldır da sömürge madenciliği, yağma-talan madenciliği konuları üzerine makaleler, kitaplar yazıyor; gücüm ve sesim yettikçe panellerde ve çeşitli programlarda konuşuyorum. 

12punto’daki bu ilk yazımda sizlerle son kitabım “Çöpler Faciası” nın fikri takibi diyebileceğim bir konuyu, 13 Şubat 2024 tarihinde yaşanan İliç-Çöpler Altın Madeni Faciası’nın yedinci duruşmasıyla ilgili izlenimlerimi biraz gecikmeli aktarmak istiyorum...

BİLİRKİŞİ SKANDALI NEDENİYLE AÇIKLANMADI

Erzincan Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan 'Çöpler Faciası'nın yedinci duruşması 14 Nisan 2026 tarihinde, “bilirkişi skandalı” haberlerinin gölgesinde başladı. 

Dördüncü bilirkişi raporunda imzası olan Prof. Dr. Zafir Emekçi’nin Çöpler Altın Madeni’ni işleten Anagold şirketiyle ticari ilişkisi olduğu ortaya çıkınca, mahkeme heyeti bu duruma kayıtsız kalamadı.

Aslında 14 Nisan Salı günü 09.30’da başlayan yedinci duruşmada karar açıklanması bekleniyordu. Savcı esas hakkında mütaalasını açıklamış, ikisi tutuklu 13 sanık hakkında bilinçli taksirden 22 ila 24 yıl arasında cezalar istemişti. Öyle ya Çöpler Altın Madeni el değiştirmiş, madeni devralan Cengiz Holding’te sanki hiçbir şey olmamış gibi madeni yeniden açacaklarını her yerde yayıyordu. 

Ancak bilirkişi heyetinde yaşanan bu gelişme ortaya çıkınca savcı mütalaasını geri çekti.  Kanadalı yönetici İain Ronald Guille ile Jeoteknik Mühendisi Ali Rıza Kalender’in tutukluluk hallerinin devamına, İş Sağlığı ve Güvenliği müdürü Selçuk Çiftlik’in ise serbest bırakılmasına karar verildi.

Ve mahkeme heyeti yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması için duruşmayı 7 Temmuz 2026 tarihine erteledi.

DENİZ YAVUZYILMAZ - AVUKAT GERİLİMİ

Hiç şüphesiz yedinci duruşmaya CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile Kanadalı sanık İain Ronald Guille’nin avukatı Volkan Dülger arasındaki kavga damgasını vurdu.

Volkan Dülger, müvekkilinin tahliyesini istemek için uzun bir savunma yapacağını belirterek tam konuşmaya başladığı sırada, salonda duruşmayı izleyen Deniz Yavuzyılmaz, “Ülke Müdürü nerede?” diyerek salonda sesini yükseltti.

Yavuzyılmaz, “ülke müdürü” derken, hiçbir duruşmaya katılmayan ANAGOLD Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’yi işaret etmişti. 

Bu sözler üzerine Avukat Volkan Dülger, kelimenin tam anlamıyla çıldırdı. Oldukça yüksek bir ses tonuyla, “Yeter artık, bu nedir yaaa!!!... Susun kardeşim!!! böyle konuşamazsınız!!!” diyerek Deniz Yavuzyılmaz’a çok üst perdeden tepki gösterdi.

Hiç beklemediği bu tepki üzerine Deniz Yavuzyılmaz’da ses tonunu yükselterek karşı saldırıya geçti. Bir süre mahkeme salonu, “Böyle konuşamazsın... Asıl sen bana böyle konuşamazsın... Hadsizzzz... Burası Meclis değil... Sen benim söyleyeceğime karışamazsın...” sözleriyle karşılıklı bağırış çağırışlarla çınladı. 

Mahkeme Başkanı Yavuz Özcan da bu tansiyonu yüksek karşılıklı atışmalar arasında yüksek bir ses tonuyla tarafları durdurmaya çalıştı ama başarılı olamadı. Bu sırada tartışmaya salonda bulunan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da katıldı.

O da aynı tonla Yavuzyılmaz gibi Avukat Dülger’e yüklenince iş çığrından çıktı.

Bu sırada milletvekillerinin yanında bulunan partililer de, “Sen vekilimize hakaret edemezsin” diye avukat Dülger’in üzerine yürüyünce salonda film koptu. Polislerden yardım isteyen Mahkeme Başkanı, salonun boşaltılması talimatını verdi. Bunun üzerine önce diğer izleyicileri, mağdur ailelerini salondan çıkarmaya başlayan polisler, sonra da gazetecilerin ve milletvekillerinin yanına gelerek salondan ayrılmamızı istedi. Vekiller ve biz bir süre dirensek de mahkeme başkanı oturuma ara verdiği için salondan ayrıldık.

BAŞKAN VEKİLLERİ SALONA ALMADI

Yaklaşık bir saat sonra duruşma tekrar başladı. Ancak Mahkeme Başkanı CHP milletvekillerini salona almadı. Yavuzyılmaz ve Sarıbal salonun açık kapısından içeri tepkilerini dile getirdiler. Aleniyet ilkesinin çiğnendiğini savundular. Önce bizleri de almıyorlardı ama daha sonra Mahkeme Başkanı gazetecilerin içeri alınmalarını istedi. Milletvekilleri içeri alınmayınca bu kez savunma avukatları ve başta Uğur Yıldız’ın ailesi olmak üzere bazı aileler salona terk etti. Ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Girişte de belirttiğim gibi bilirkişi rezaleti nedeniyle yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına ve duruşmanın 7 Temmuz 2026 tarihine ertelenmesine karar verdi. 

SUÇÜSTÜ HALİDİR

13 Şubat 2024 tarihinde yaşanan Çöpler Altın Madeni Faciası, şüphesiz sömürge madenciliğinde bir dönüm noktasıdır, olmak zorundadır. Çünkü Çöpler Faciası, başta siyanürlü altın madencileri olmak üzere, Türkiye’yi esir alan maden lobisinin bütün yalanlarının ortaya saçıldığı bir suçüstü halidir. 

Yıllardır millete anlattıkları, “Her şey kontrol altında... Çok sıkı denetleniyor... Amerikan-Kanada standartları... Eski haline getirip gideceğiz...” söylemlerinin açık yalanlar olduğu çok net bir şekilde belgelendi. Facia üzerine oluşturulan TBMM Araştırma Komisyonu’na gelen bakanlıkların en üst düzey yetkilileri tek bir şey söyledi: “Biz denetlemiyoruz! Bizim yetkimiz yok!” 

VEKİLLER BİLE ŞAŞKINLIKTAN DİLLERİNİ YUTACAKTI

Facia üzerine Erzincan Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Mart 2025 tarihinde başlayan duruşmaların üzerinden tam bir yıl geçti. 14 Nisan 2026 tarihinde yedinci duruşma yapıldı.

Herkes kendini kurtarma derdinde. Aynı Meclis Komisyonu’nda bakanlıkların temsilcilerinin gösterdiği tavırların bir benzerini bu kez mahkeme salonunda şirket temsilcilerinden görüyoruz. Kimse sorumlu değil. Kimse yetkili değil. Yani öylesine kendi kendine olmuş bir facia! Utanmasalar, “Allahın bir işi” diyecekler... 

Ne ülke müdürü sorumlu ne de madenin en üst düzey yetkilileri. Zaten hakkında ceza istenenlerin büyük çoğunluğu da yurt dışında. Birisi Kanadalı diğeri Türk iki günah keçisi bulunmuş, onlara cezayı kesip işi kapatmak istiyorlar.

Daha fazla altın, daha fazla kâr hırsıyla kararları alanlar, siyanür liçleme sahasına gereğinden fazla yükleme yapanlar, üretim baskısı yaratanlar, Fırat’ın dibinde dünyanın en tehlikeli madenciliğine ve ekokırıma izin verenler, bütün bunlar yaşanırken gözlerini kapatanlar mahkeme salonunda zaten yok. Bırakın sanık olarak gelmeyi, tanık olarak bile çağrılmadılar!

Avukatların ısrarlı taleplerine karşı mahkeme heyeti bir duvar oldu. Üst üste hazırlanan bilirkişi raporlarıyla önce siyasiler, sonra da madenin üst düzey yetkilileri yargılamanın dışında tutuldu. O kadar ileri gittiler ki, şirketle ticari ilişki içinde olan bir akademisyeni bile bilirkişi olarak atayıp, onun da imzası olan dördüncü bilirkişi raporuna dayanarak da ANAGOLD Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartları kaldırıldı. 

DAVETİYE ÇIKARMAKTIR

Neden bunları anlatıyorum, bu facia ve ardından yaşanan mahkeme süreci Türkiye’de bundan sonra yaşanacak facialara davetiye çıkarmaktır. Yani birilerine, “Siz böylesine büyük bir faciaya sebep de olsanız kurtulabilirsiniz” mesajı veriliyor. 

Sanırım Cengiz Holding bu nedenle bu kadar cesur davranarak, Çöpler Altın Madeni’nin hakim ortağı Kanada-ABD SSR Mining Şirketi’nin yüzde 80 hissesini bir anda alıverdi.

SSR Mining, Çöpler’de işin sıkıntılı olduğunu, maden çalıştırılmaya devam ederse gelecekte daha büyük facialar yaşanabileceğinin farkında. Bu nedenle bütün dünyada uyguladıkları vur-kaç taktiğini burada da devreye soktu.

Vuracağını vurdu, şimdi kaçmayı tercih etti.

Bütün hisselerini 1,5 milyar dolara Cengiz Holding’e sattı. Bu zamana kadarki kazancı en 5,5 milyar dolar. Satış rakamını da eklersek toplamda, 7 milyar dolarlık bir kazanç söz konusu.

KAPATILIP, REHABİLİTE GEREKİRKEN

Bugün Çöpler’de yarısı çökmüş bir liç sahası, ağzına kadar dolu bir zehirli atık barajı ve tarumar edilmiş bir coğrafya var. Bir an önce kapatılıp rehabilite edilmesi gerekirken, Cengiz “devam” diyor! ÇED’i yok, bütün izinler iptal ve ruhsat süresi de yakında dolacak bir maden. Türkiye’nin en stratejik su kaynaklarından birisi olan Fırat’ın dibinde bir Çernobil! Hazırlıklar yapılıyor...  

Bu yılın başında piyasaya çıkan “Çöpler Faciası” kitabımızda yazdık. Madenin tekrar açılmasının bölge için, Türkiye için ve çalışanlar için büyük riskler içerdiğini uzun uzun anlattık. Deprem fay hattının üzerinde her yıl 8,5 santimetre kayan 50 milyon tonun üzerinde bir zehirli atık barajı ve yine aynı ortamda yarısı çökmüş bir liç sahası.

Hemen altında ofisler ve tank liçi tesisleri. ‘Sen ne söylersen söyle, sonuçta yeni bir felaket yaşansa bile yine kimse sorumluluk almayacak, yine gerçek sorumlular hakim karşısında olmayacak’ diye düşünenler olabilir.

Haklı da olabilirler ancak dünya ve Türkiye onların anlayamadıkları ya da işlerine gelmediği için anlamak istemedikleri bir dönemeçten geçiyor. Susuzluk ve açlık toplumsal yaşamı tehdit eden en büyük tehlikeler. Siz bile isteye ve bütün uyarılara kulak tıkayarak, bütün gerçekleri görmezden gelerek milyonlarca insanın yaşam kaynağı olan bir su kaynağını zehirlemekte ve yok etmekte ısrar ederseniz bunun bir sonucu olur. Bugün ya da yarın ama mutlaka bir sonucu olur.