Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
54,7710
Dolar
Arrow
47,4116
İngiliz Sterlini
Arrow
63,8138
Altın
Arrow
6353,2064
BIST
Arrow
10.729

Milletin son kalesi

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Bak sevgili kardeşim, 85 milyondan fazla insanın ve trilyonlarca canlının yaşadığı bu haritaya iyi bak... Gördüğün bu harita, Rusya Federasyonu denilen ülkenin 22’de biri, Kanada denilen ülkenin 13’te biri, ABD’nin 12’de biri, Çin’in 12’de biri, Avustralya’nın ise 10’da biri...                         

Afrika denilen kıtanın da 39’da biri...

Hani diyorsunuz ya, Kanada’da, ABD’de, Rusya’da ve Avustralya’da da yapılıyor... Bu ülkelerde ne yapılıyor, nasıl yapılıyor doğrusu çok da detaylı bilemiyorum... Doğrudur da demiyorum... Ayrıca o ülkelerdeki yaşam savunucuları elbette ülkelerindeki yanlışlar için mücadele ediyorlar ama sen Türkiye coğrafyasını Kanada, ABD, Rusya ve Avustralya’yla kıyaslayamazsın... 

Dünya küresel iklim krizi değil, küresel iklim felaketini yaşıyor... Yani su kaynakları kuruyor... Ormanlar yok oluyor... Coğrafyamız bitmek bilmeyen yangınlarla kavruluyor... Ani ve şiddetli yağmurlar balyoz gibi iniyor... Tarımsal araziler kullanılamaz hale geliyor... İnsan denilen varlık hızla çoğalıyor... Özetle dünyadaki yaşam alanları daralıyor... Bugün insanoğlu dünya üzerinde tutunabilmek için hiç olmadığı kadar büyük bir mücadele içinde... 

Çok fazla uzağa gitmene gerek yok, herhangi bir büyük şehrimizde sokağa çık, çevrene bak binlerce yabancı yüzle karşılaşırsın. Turistlerden söz etmiyorum, hayata tutunabilmek için ve yaşayabilmek için Türkiye’ye gelen insanlardan söz ediyorum. Onları ne suçluyor ne de küçümsüyorum. Gelmelerinde elbette ülkelerinde yaşanan savaş ve çatışmaların da büyük payı var ama bu insanların bir bölümü artık ülkeleri yaşanamaz hale geldiği için, daha iyi yaşam koşullarına kavuşabilmek için Türkiye’ye akın ediyor. Yani iklim mültecileri önümüzdeki yıllarda daha da artacak. Sen bunu da bir gelir kapısı olarak görebilirsin ama ülkeler buna göre stratejiler belirleyip, ona göre önlemler almaya çalışıyor.

AKLINA SOK

Türkiye su zengini bir ülke değil... Bunu lütfen aklına sok... Mesela Sakarya nehri ve Porsuk çayı, Eskişehir, Bilecik, Ankara, Sakarya, Bolu için önemli nehirler. Gözümüz gibi korumamız gerekiyor. Palu Ovası ve Sakarya Vadisi Türkiye’nin üretim üsleridir... Porsuk çayını yok edersen ya da Sakarya nehrini zehirlersen başka bir Porsuk ya da Sakarya yok... Dolayısıyla Palu Ovası ve Sakarya Vadisi’ni yok edersin... Bir başka deyişle Ankara’nın, İstanbul’un, Bursa’nın, Eskişehir’in gıda güvenliğini tehlikeye atarsın... Yani Amerikalı - Avrupalı veya yerli emperyal dostlarına Eskişehir’i teslim etmeden önce bunu da bir düşün derim... 

Kendisi Artvin kökenli olan ve bugün Bursa Milletvekilliği yapan AKP’li Faruk Çelik, boru hatlarıyla Artvin’den Bursa’ya su taşımayı planlıyor... Türkiye’nin en doğu ucundan neredeyse en batısına... Bursa’nın su kaynaklarını nasıl korurum değil de, Bursa’ya Artvin’den su getirmeyi planlayan bir zihniyet!  Aynı zihniyet suyunu Bursa’ya taşımayı düşündüğü Artvin’deki su kaynaklarını yok eden ve zehirleyen madencilik projelerine de onay üzerine onay veriyor...

VİTES YÜKSELTTİLER

Sevgili kardeşim lütfen aklınızı başınıza alın, siz madenciliği iflasa sürüklediğiniz ülkenin kurtuluşu için bir çıkış yolu olarak görebilirsiniz ya da birileri sizi bu yönde ikna etmiş olabilir... Ya da savaş sanayinizi destekleme düşüncesiyle ya da emperyalistlerin makinalarına hammadde sağlamak düşüncesiyle (elbette payınızı alarak) Türkiye’nin tamamını maden bölgesi ilan etmiş olabilirsiniz... Ancak milletin gözünün içine baka baka yalanlar söylemeyi bırakın... 

Son aylarda vites yükselttiğinizi görebiliyoruz... Bu ülkenin vatandaşlarının istemediği ve uzun süredir mücadele ettiği alanlarda şimdi yeniden atağa kalkmış görülüyorsunuz. Bunun farkındayız... Sizi ne “Çöpler Faciası” ne de milletin “Kazdağları Mücadelesi” durdurmuş görülüyor. Bu ülkenin vatandaşları, Kazdağları ekosisteminde siyanürlü altın madenciliği yapılmasın diye aylarca Alamos Gold adındaki bir Kanadalı şirkete karşı kararlı bir direnç gösterdi. Ve sonucunda Alamos Gold pılını pırtısını toplayın Türkiye’ye terk etti. Herkes Alamos Gold’un yarattığı yıkımın onarılmasını, Kirazlı-Balaban bölgesinin yeniden hayata döndürülmesini beklerken, birden Nurol Holding ortaya çıktı. Bir de baktık ki Nurol Holding, halkın uğruna mücadele ettiği, aylarca direniş gösterdiği Kirazlı-Balaban bölgesini satın almış! 

1 Milyar dolara...                   

Yani Kirazlı, Ağı Dağı ve Çamyurt projelerini Nurol gerçekleştirecekmiş... Yani Çanakkale Lapseki’yi yıkıma uğratan Nurol, İvrindi Altın Madeni ile Madra’yı parçalayan Nurol şimdi de Kazdağları’nda aynı madenciliği yapacakmış... 

ALTINCI HOLDİNGLER

Çok geçmedi, bir haber de Erzincan’dan geldi... Bu kez Cengiz Holding çıktı ortaya... Bu ülkeyi 13 Şubat 2024 Çöpler Altın Madeni faciasını yaşatan bir başka Kanada- ABD karteli SSR Mining, hisselerinin tamamını Cengiz Holding’e satmış. Yani Cengiz, 1,5 milyar dolar ödeyerek Çöpler Altın Madeni’nin yüzde 80 hissesinin sahibi olmuş. Yüzde 20’si ise Çalık Holdingin...

Bir önceki makalemizde anlattık. Artvin’deki Hod Altın Madeni’nin hisseleri de Çalık Holding’in eline geçti. Kanada-ABD SSR Mining, buradaki hisselerini de (Yüzde 80) Çalık Holding’e devretti... 

İktidara yakın holdingler ve şirketler Türkiye’deki altın madenlerinin kontrolünü ellerine alıyor. Koza’nın altın madenleri ise zaten iktidarın elinde... FETÖ darbe girişiminden sonra FETÖ iltisaklı şirketlere el konulduktan sonra KOZA önce TMSF’ye, daha sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığındaki Türkiye Varlık Fonu’na devredildi... Yani iktidar Koza ve kendine yakın holdingler aracılığıyla altın işine el koymuş görülüyor hem de öyle böyle değil... 

RİSK KALMAMIŞ!

Şimdi 13 Şubat 2024 faciasının yaşandığı ve 9 insanımıza mezar olan Çöpler Altın Madeni’ni tekrar açmaya çalışıyorlar. Erzincan Valiliği’nin oluşturduğu bir komisyon, maden sahasının insan ve çevre sağlığı açısından risk oluşturmadığını görmüş! Yarısı yıkılmış bir liç dağı, ağzına kadar dolu bir zehirli atık barajı, deprem fay hattının üzerine kurulmuş bir maden ve risk yokmuş!!!  Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ (MAPEG) de çöken malzemenin cevher olarak değerlendirildiğini belirtmiş ve Geçici Faaliyet Belgesi onaylanmış... İlgili bakanlıklar izlemeye ve denetlemeye devam edeceklermiş! 

Nasıl da içimiz rahatladı değil mi... 

Milletvekilleri, belediye başkanları dahil herkes madenin açılmasını istiyormuş... Böyle diyorlar... Çünkü bölge ekonomisi için çok önemliymiş...

Bugün facianın yaşandığı bir ekokırım merkezi olan Çöpler Altın Madeni bölge ekonomisi için çok önemli, yarın HOD Altın Madeni Artvin’in bölge ekonomisi için çok önemli olacak, yarın Madra Altın Madeni, İvrindi Altın Madeni, Uşak Altın Madeni bölge ekonomisi için çok önemli olacak... Yarın Eskişehir-Alpagat-Atalan Altın Madeni, Kaymaz Altın Madeni bölge ekonomisi için çok önemli olacak...

Peki neyin önemi olmayacak... Artık zeytinin, fındığın, çayın, suyun, ormanın, elmanın, üzümün, buğdayın bir önemi olmayacak... Artık hayvancılığın, tarımın, turizmin bir önemi olmayacak... 

Bugün “İliç’de başka yapacak bir şey yok, vatandaş geçimini madenle sağlıyor” diyenler yarın aynısını Aybastı için, Araklı için, Lapseki için, Uşak için söylemeye başlayacak... Bugün İliç diyenler yarın “Erzincan’ın madenden başka iş kolu yok” demeye başlayacaklar... Bugün İliç diyenler yarın Kastamonu, Eskişehir, Ordu, Zonguldak, Bolu demeye başlayacak...  

AÇLIK TEHLİKESİ

Ancak konu sadece altın da değil... Bakır da olur, krom da... Mermer de olur, bor da... Alüminyum da olur demir de... Maden adına ne varsa her yere kazma vurmaya hazırlar. Ancak bir şeyi unutuyorlar. Bu ülkede yaşayan 90 milyona dayanmış bir nüfus ve bu nüfusun doyurulması sorunu var. Yani 90 milyon insanın beslenmesi ve su ihtiyacı Anadolu toprakları üzerinden sağlanacak. Ya da en azından bu zamana kadar sağlanıyordu. 

Bakın sevgili kardeşim, “Paramız var, ithal ederiz” saçmalığını artık kimse yemiyor. Zaten inandırıcı da değil... Çünkü paran yok ve zaten olan parayı da pula çevirdiğin için yurt dışından ithal ederek bu milleti besleyemezsin. Bu ülkede yaşayan 90 milyon insanın suya ve beslenmeye ihtiyacı var. Yani demem o ki, Trakya’nın ve Diyarbakır’ın ve Eskişehir’in verimli tarımsal ovalarını Amerikalı dostlarınıza ikram ederken lütfen bunları da bir düşünün. Gözü bu kadar karartmayın. Evet “meşruiyet” karşılığında ne istiyorlarsa veriyorsunuz ve aldığınız o “meşruiyetle” halkınıza ve demokrasiye savaş açmış durumdasınız ama aç bıraktığınız milyonlar başınıza bela olabilir. 

Bugün ülke gündemini jandarma ve polis gücüyle ele geçirdiğiniz belediyelerle, hapislere tıktığınız belediye başkanlarıyla, parçalamaya çalıştığınız ana muhalefet partisiyle, ünlülere uyuşturucu operasyonları ve ahbap çavuş ilişkileriyle meşgul edebilirsiniz. Ama inanın bana susuz ve aç kalan milyonları ne yaparsanız yapın meşgul edemezsiniz. 

Yıllardır kitaplar, makaleler, paneller ve çeşitli programlar aracılığıyla dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz. Bu ülke benim olduğu kadar sizlerin de... Benim çocuklarım da bu ülkede yaşıyor sizin çocuklarınız da... Açlık, susuzluk, zehirlenme hepimizin birlikte yaşayacağı sorunlar... O nedenle ülkeyi yaşanmaz hale getirmeden bir an önce bu yanlış politikalarınızdan, ülkenin her karışını maden ihaleleriyle birilerine peşkeş çekmekten vazgeçin. 

Fatsa’nın fındık bahçeleri, Çayeli’nin çay bahçeleri, Artvin’in dillere destan ormanları, Ege’nin zeytin bahçelerini, üzüm bağlarını rahat bırakın. Milletin son sığındığı kaleyi, köylerini yıkmaya kalkmayın. Köyler bu fakir milletin son kalesidir... Yıllardır bu ülkenin sırtına kene gibi yapışmış yetersiz ve ihtiraslı siyasetçilerinin beceriksiz politikalarıyla perişan olmuş bu fakir milletin sığındığı son evidir köyler... 

MİLLETE AÇILAN SAVAŞ

Köyler yapılan bütün yanlışlara, soygunlara, çakallıklara, vurgunlara karşın bu asil milleti ayakta tutan, besleyen, destekleyen yaşan merkezleridir. Köylere başlattığınız saldırı, aslında millete açılan bir savaştır. Süslü kelimelerle, beylik cümlelerle yapmaya çalıştığınız soygunun ve vurgunu milletten saklayamazsınız. 

Siz artık bu milletin en kutsalına, malına, mülküne, köyüne, mezarına, geçmişine, tarihine göz dikmiş durumdasınız. Ya bunun farkında değilsiniz ya da gözünüz öyle dönmüş ki hiçbir şeyi göremez haldesiniz. Adına “milletin vekili” denilen kişiler bile çıkıp, yıkım projelerini durdurmaya çalışan vatandaşlara karşı “iyi nane yediniz” diye açıklamalar yapabiliyor. 

Dünyanın en iyi beyinlerine sahipsin ama farkında değilsin... Genç ve üretici... Yaratıcı...                  Sen bugün dünyadaki en değerli şey olan beyinlerini koru... Onları besle, sağlıklı bir çevrede yaşamalarını sağla... O beyinlerin üretmeleri için dünyanın en güzel dağlarını, ormanlarını, yaşam alanlarını onların hizmetine sun... Bak sevgili kardeşim Gümüşhane’ye, Artvin’e baktığın zaman o dağları parçalamak aklına gelmesin... O dağların, vadilerin, ormanların sana kattığı zenginliği düşün... Hatila Vadisinde bir hafta geçirsen yaşamına bir yaşam daha katarsın... Perşembe Yaylasında dünya standartlarında yaşam alanları yarat... 

Sanayiciler, üreticiler büyük sorunlar yaşıyor... Belirsizlikler girdi fiyatlarında anormal artışlar sanayi üretimini ve hatta tarımsal üretimi imkânsız hale getirmiş durumda... Doğalgaz, elektrik ve akaryakıt fiyatları ve hatta su masrafları nedeniyle sanayiciler, üreticiler çalışamaz hale gelmiş durumda... Çıkış yolu olarak ormanlar, dağlar, meralar, yaylalar ve milletin köyleri gösteriliyor... Türkiye Avrupa’nın ve dünyanın hammadde deposu olarak görülüyor... 

SAHİBİ DEĞİLSİN

Sen devletin namusuna ve korumasına emanet edilmiş yerleri kendi malın gibi görüp yandaş müteahhitlere veya yandaş partililere peşkeş çekemezsin... Devletin bir ciddiyeti, ağırlığı, kuralları ve Anayasası var. Sen bugün devleti yönetiyorsun diye bu devletin sahibi değilsin. Sen Anayasa ve yasalar çerçevesinde kamu görevi yapan ve milletten aldığın yetkiyle bir süreliğine devleti yöneten bir siyasetçisin. Bu devlet ve bu devletin Anayasal koruması altında olan vatandaşları senin kölelerin değil... Çıkardığın kararnamelerle milletin malına mülküne el koyamazsın... 

Bir yandan ülkeyi çöp deposu olarak görüp Avrupa’nın çöplerini ülkeye dolduruyorlar... Diğer yandan da hammadde deposu olarak milletin köylerini yağmalamaya kalkıyorlar... Antalya, "Sıfır Atık" temalı BM COP31'e hazırlanırken; Adana, Mersin ve Antalya kıyıları mikroplastik deposuna dönmüş gibi... Açıklanan resmi rakamlara göre yılda 500 bin tondan fazla atığı ülkeye doldur ve sonra da millete "sıfır atık" masalları anlat... Daha başkent Ankara'da bile geri dönüşüm sistemini kuramamış bir devletin yöneticileri bize "sıfır atık" güzellemeleri yapıyor... Birileri panellere, konferanslara katılıp "sıfır atık" nutukları çekiyor... Utanmazlığın, iki yüzlülüğün ve sahtekarlığın zirvesinde bir dönemi yaşıyoruz...

İbrahim Gündüz