Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
34,8331
Dolar
Arrow
32,5468
İngiliz Sterlini
Arrow
40,5688
Altın
Arrow
2429,0000
BIST
Arrow
9.725

Siyaset dalgaları

Son yerel seçim sonuçları, henüz kısa dalga olarak siyaset yaşamımıza yansımasına rağmen, yirmi yılı aşkın süren ve halen de sürmekte devam eden ve kimilerinin parantez edebiyatı ile karşıladıkları uzun dalganın artık sonuna gelmiş olduğumuzun işareti niteliğinde görmek gerekir. Türkiye haritasının Batı bölgesinden başlayarak kırmızıya boyanma eğilimine girmesi uzun dalganın miadının bittiğini, nefesinin tükendiğini göstermektedir. 

Aslında, uzun dalganın miadının bittiği son cumhurbaşkanlığı seçiminde de anlaşılmıştı. Seçimin ne denli sağlıklı olduğuna dair derin kuşkulara rağmen, cumhurbaşkanı seçilen zatın koltuğa oturması ne kadar huzurlu görüntüye bulandırılmış olsa da zaten dönemin artık bitmiş olduğunun işaretleri çok barizdi. O nedenledir ki, tatsız bir hukuk tartışması yaratılarak yeni bir anayasa konusunda baskı yapılmaya başlandı. Son yerel seçimler bu baskıyı hafifletir ya da kaldırabilir mi, göreceğiz.

Son seçim sonuçlarıyla merkezi yönetime yönelik anlamlı tepkiye rağmen, anayasa konusunda zorlama gündeme gelebilir. Çünkü cumhurbaşkanının ağsızdan düşürmediği beka sorunu ülkesel değil, partisel, hatta kişisel olarak görülmelidir. Yeni anayasa ile kişiye özel uygun bir mevki ya da makam oluşturulabilirse, herkes kısmen huzura kavuşabilir. Hatta Cumhutiyet parantezini kapatmaya yemine rağmen, başarısız olunca neden yükselen kesimle uygun bir anlaşma yaparak kişisel mevki ve makamların oluşturulması, böylece tüm tarafların huzurunun sağlanması yoluna gidilmesin ki! Parti ve kişisel beka uğruna ülkeyi yabancılarla boğan bir zihniyet bu amacın da akim kalması üzerine yükselen kesimle niçin bir anayasal uzlaşamaya gitmesin ki! Böylesi davranış siyasi ahlakla uyuşur mu? Siz Cumhuriyet parantezini kapatmaya and içmiş yeni yönetim döneminde siyasi ahlakı bir tarafa bırakalım, en masum düşünceyle seçmene ya da insana saygı erdemi yansıtıldığını düşünür müsünüz?

İşte buradan son galibiyetin sosyolojik sebebine ulaşıyoruz. ABD’de ünlü bir Malcolm X isimli zencinin hatıralardan silinmeyen hikâyesi dillendirilir. Hikâye şudur: ABD’de bir zenci köle olarak alındığında efendinin ilk yaptığı kölenin ismini değiştirmek olurmuş. İnsan onurunu rencide eden bu duruma tepkili olan zencilerden biri bir gün kendisine verilen ismi reddederek kendisinin X olarak çağırılmasını istemiş. Bilirsiniz X ölüm işaretidir. Dolayısıyla kişiliği silinen insan beden olarak olmasa da ruhen ölmüş demektir. Fakat ruhen ilk ölüm şok etkisi ile insanı ve kitleleri baskılayabilir. Ancak, baskılamanın dozu kaçırıldığında ölü ruh dirilir ve bedene yeni enerji sağlar. İşte son seçimde olan olay budur! AKP ve baştan aşağı tüm üyelerinin halka böylesi “ananı da al, git” tavrı toplumu buralara taşıdı. Bu gelişme kaçınılmazdı. Ancak, insan bazen öylesi mağrur ve basireti bağlanmış olarak davranabilmektedir ki, olayın gelişmesini göremediği gibi, bizzat kendi akıbetini de öngörememektedir.

Seçim hilesi, salt sandıkla bitmez. Yerel seçimlerde olduğu gibi genel seçimlerde de ülke nüfus bileşimi ile seçim sonuçlarının manipüle edilebilmesi olasıdır. Ülkeye bu kadar yabancı nüfus sokulması, onların öz vatandaşlardan da öncelikli olarak sağlık sorunlarının çözülmesi, bunu sağlayan siyasi kadroya önemli seçim avantajı sağlar. Demokrasiye inancı zayıf bazı liderlerin seçimlerin sandıkta kazanılmadığı lafının arkasında böylesi demografik oyunların gizlendiği çok açıktır. Bu dönemde demografik manevralar henüz meyvesini vermemiştir, ancak ülkeye yapıştırılan ve anlamsızca yakıştırılan yeni nüfus kütlesinin doğurganlık oranı, yerleşik nüfusa oranla inanılmaz yüksektir. Yakın gelecekte bu insanlarla ekmeğimizi olduğu kadar siyasi tercihimizi de paylaşmak durumunda kalacağız. İşte tam bu noktada halk da siyasi kadro da mutlak bölünmeye mahkûmdur. Şöyle ki, nüfusa eklenen yabancı unsurlar köle gibi çalıştırılarak geri kalmış verimsiz sanayii ülkenin öz emekçisi aleyhine ayakta tutarken tembel ve sömürücü patronların zenginliğine zenginlik katmaya devam edecektir. Buna paralel olarak, ülkenin öz vatandaşlarının benimsemediği siyasileri de iktidara taşıyarak ülke siyasetini ortadan bölecektir. Bu durum, sermayeyi ve sermaye yanlı siyasi iktidarı olduğu kadar,  ülkeyi sömürme eğilimi emperyalisti de mutlu etmektedir, ileride edecektir de. 

Son siyasi yapı üzerinde emperyalistin manevraları da seçim sonuçları üzerinde fiyatlar ve ekonominin çöküşü ile etkili oldu. Rahmetli Demirel’in dediği gibi, tencere iktidarı götürür söylemi son seçimde görüldü. Peki, emperyalistin seçimlerin olumsuz sonuçlanmasındaki rolü nasıl oldu? AKP iktidarının çocuk sevinci ile vitrine koyduğu altyapı inşaat işleri topluma çok maliyetli oldu. Bu maliyetin ödenmesi fiyat yükselişlerine yol açarken halkın özellikle dar ve düşük gelirli kesimini çok zor durumda bıraktı. Emekçilerin içinde bulunduğu işsizlik ve düşük ücretler meselesi de toplumun huzursuzluğunu yükseltti ve bu sonucun istihsaline yol açtı.

Açıktır ki, bu zorluklar seçimin başarısını sağladığı kadar, ileriki zamanlarındaki muvaffakiyetinde de önemi zorluklar yaratmaya adaydır. Şu nokta unutulmamalıdır ki, başarı yerel yönetimlerle ilgili, genel ekonominin zorluklarıyla baş etme meselesi ise merkezi yönetimin işidir. Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki usulsüz baskısı yerel yönetimleri de güç durumda bırakabilir. Sonuçta yerel yönetimlerden mutlu olmayan halka yansıyan sıkıntılar AKP’nin işine yarar mı ya da partinin ve/veya liderlerinin beka sorununa hizmet eder mi, bekleyip, göreceğiz. Bir yerel yönetim seçimi olduğu halde, tüm iktidar siyasi kadronun siyasi etik ve nezakete karşı olduğu kadar halka karşı da şiddetli baskı unsuru oluşturacak şekilde sahaya inmesi hiçbir ölçütle kabul edilir görülemez.

Her şeye rağmen, siyasette yeni bir soluk ve aralanan kapı olarak yeni kadrolara başarılar dilerim.