Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
53,9649
Dolar
Arrow
44,7304
İngiliz Sterlini
Arrow
62,9266
Altın
Arrow
6153,3993
BIST
Arrow
10.729

Finalden sonra: Futbolun siyasal iktisadı

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

İktisatçı Yalçın Küçük “Futbol bir işçi sınıfı oyunu olarak bilinir. Böyle bilinmesinin haklı gerekçeleri vardır. Futbol ve işçi sınıfının tarih sahnesine çıkışı aynı ülkede olmuştur” derdi. Kurthan Fişek de devamla “Futbol, bütün takım sporları gibi Sanayi Devrimi icadıdır. 1832’de başlar. Yükselen burjuvazi, işçilerin sokaklara dökülmesini önlemek için, futbolu icat etti” diyerek futbolun kapitalist ilişkilerin göbeğinde olduğunu teslim eder.

Final maçı sonrası İspanya kupayı alırken Trump’a soğuk yapan Filistin destekçisi İspanyol Lamine Yamal da, kupa kaldırırken Trump’ın kadraja girme çabası da, hem Yalçın Küçük hem de Kurthan Fişek Hoca’yı teyit etmedi mi sizce?

Maçtan sonra İspanya’ya düzülen övgüler İspanya Kralı 6. Phillip’in törende olduğu gerçeğini gizlemedi mi? Gözler Pedro Sanchez’i arasa da, orası hâlâ bir bakıma monarşi. Arjantin’in İspanya’dan bağımsızlığı kazandığı 1830’lardan bu yana 200 yıl geçmiş ama, ne futbolun rekabeti eksilmiş ne de siyasetin hırsı...

Tek değişen ekonomik gelişme dinamiği içindeki kapitalist ilişkilerin her iki finalist ülkeye etkisi. Arjantin geniş kaynaklarıyla, 19’uncu yüzyıl sonuna kadar, o sıralarda İspanya’nın 14’üncü yüzyıldan gelen güvenlikçi politikalardaki yanılsamasının tersine, ilk 10’a giren refah ülkesiydi. Sonra sanayi devriminin içinden doğan bilimsel icatların etkisine yenildi. Günümüz Arjantin’i enflasyonla boğuşan ve neoliberal aşırı sağın yönettiği sinir küpü insanlar ülkesi. Maçtan da anladığımız kadarıyla, daha önce aldığı kupaların duygusal baskısıyla yaratıcılığını törpüleyen ekonomi politiği güzel yansıttı...

YOKSUL ÇOCUKLAR VE FUTBOL

Bu aşamada Lionel Messi’nin resital yapmasını beklemiyorduk, çünkü futbol için ileri (39) sayılan yaşına rağmen abiliğini, ekip ruhunun önüne koyar gibiydi. Zaten takımın önemli bir kısmı Avrupa liglerinde top koşturduğundan, kupanın Amerika kıtasında olması ekibi Messi olmadan toparlamanın zorluğunu gösterdi. Oysa İspanya bu ara düşük enflasyon (yüzde 3,2) ve yüksek teknolojiye yapılan yatırımların semeresini almasıyla ekip olmaya daha yatkındı. Zira uzun zamandır bir arada oynayan Avrupa’daki genç ve büyükler kategorisinde hem milli takım hem de kulüpler nezdinde başarılarını taçlandırmıştır.

Üstelik monarşi dediysek, o kadar da değil. Sosyalist hükümetin göçmenleri kazanma azmiyle emekçi sınıfın ücretlerini yükseltmiş olması ve kayıtdışı emekten nerdeyse kurtulması futbola yansımaz mı diye düşünürsünüz? Bence hayır... Yamal gibi ve Fas asıllı oyuncuların bulunduğu takım işçi sınıfının göçmen füzyonuyla harmanlanmış. Siz bakmayın eski başbakan M. Rajoy’a... Fransa maçından önce göçmenlerden oluşan Fransız takımına nazaran, İspanya’nın daha “özgün” olduğunu iddia etmişti. Gerçek olan hemen hepsinin işçi sınıfından yetişen çocuklar olduğu. Zengin çocuğu olup da futbolda ilerleyen sadece İtalyan Kaka’yı duymuştum. Bu aykırı örnek dışında, Cristiano Ronaldo dahil hepsi yoksul takımından.

Bu kadar üst seviyede oynayarak milyon eurolarla çalışan futbolcuların arkasında yine milyonlarca yoksul futbolcu adayı bekliyor sırasını. Onların içinden sayıları bini bile bulmayan bir şanslı futbolcu kitlesi bu futbol oyuncağından sebeplenecek.

Futbolun günümüzdeki etkisi kitleleri sürükleyişi işçi sınıfının ortaya çıkışından yaklaşık 100 sene sonraya denk geliyor.. İşçi sınıfıyla doğan ve gelişen futbolun neden 100 yıl kadar geç popülerleştiği ise siyasetle açıklanabilir. Siyaset futbolu sevdi. Bugün ülkemizde bir şehri ziyaret eden politikacı, konuşma yapmak için kürsüye o şehrin futbol takımı kaşkoluyla gelir. Nedeni belli; popüler olan o. Hatta popüleri futbol, siyaset onu izler.

Trump’ın İspanya takımı kupa alırken kadraja girme çabası da İspanya futbol federasyonunun  kadrajı dikleştirerek onu çıkarması da siyasetin harlı ateşindeki futbol popülerliğinin yansımasıdır.. Bu rekabet devam edecek zira stadların dolmasıyla, televizyonlardaki izleme oranlarının yükselmesiyle açıklanamayacak heyecan fırtınasını yaratan yine işçi sınıfının oyunudur. Orada rahatladığı, oynarken de izlerken de eşitlendiği bir alan.

2026 kupasında ABD organizasyonunda devre arasının uzatılarak, sanatçılara yer açılması ilginç tabi. Bir onun kadar ilginç olan, TRT1’in Gustav Dudamel, Muppet Show, Madonna, Shakira, J. Bieber’i sanatçıdan saymaması ve kendi halkıyla buluşturmak yerine, binlerce kez tekrarladığı reklamlardan para kazanma telaşı bu anlarda. Oysa YouTube’da izlenebilen bu devre arası kısa eğlentisi işçi sınıfında maç stresini gevşeten hoş bir gösteriydi.

Üstelik bir gün bu topraklarda yapılsa bu büyük organizasyon, kültürel açıdan böyle bir fırsatı kaçırmayacağımızı herkes bilse bile, TRT’nin idrak edememesi tuhaf. Bu temaşadan ve ilgiden (kendisine olmasa da) etkilenen Donald Amca “Bir dahaki kupayı da ABD’de yapmalı ve ben yine orada olmalıyım” demiş. Bence rüyasında görür de, FIFA’nın emir kulu bir futbol yönetimi içinde olduğunu yeniden hatırlattı bu fikir...

KORKULU RÜYAYDI

Tekrar finale dönersek, 300 yıl (14-17’nci yüzyıl arası) Avrupa’nın korkulu rüyası olarak güvenlikçi politikalardan ders alan ve göçmenlerle uzlaşan görece eşitlikçi İspanya’nın azınlık sosyalist iktidarla futboldaki başarısı önemli. Arjantin’in Maradona’sı, tangosu, Che’si, Neruda’sı, Solana’sı ve geniş emtia kaynakları var. 3 tane de kupası var ayrıca. Sonuncusunu 2022’de bileğinin hakkıyla Fransa’yı yenerek almış. Fakat sonra faşist cunta rejimlerinden ders almayan ABD işbirlikçisi hükümetin yönetimi bu büyük futbol ülkesini finalde hırçınlaştırmış.

En son ABD hazinesinden 20 milyar dolarlık düşük faizli rezerv olanağı elde ederek Milei iktidarına zaman kazandırması da kâr etmemiş. Zira neoliberalizm Milei’nin çözmeyeceği kadar derin bir girdabın içinde. Yüzde 30’lardaki enflasyon dış sermaye akışının görece iyileşmesiyle sağlandıysa da içeride “yeni” ve eşitlikçi bir şey yok Arjantin’de.

Dolayısıyla Filistin meselesindeki ve İran savaşında üslerini kullandırmayarak NATO içinde ABD yönetimi tarafından “çarmıha gerilen” İspanya’ya kupa vermek de tuhaftı onlar için. Bu tuhaflıktan “futbol hayat kadar gerçektir” ve “işçi sınıfının en önemli eğlencesidir” özünü çıkarmak mümkün..