Türkiye’de son dönemde dijital medya ve ifade özgürlüğü, benzeri görülmemiş bir abluka altındaydı; ancak son günlerde atılan adımlar, bu ablukanın artık yapısal ve kalıcı bir mecraya evrildiğini açıkça gösteriyor.
İfade Özgürlüğü Derneği kurucularından Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in X (eski adıyla Twitter) hesabının “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle Türkiye’den görünmez kılınması dehşet verici bir gelişmedir. Akdeniz, hangi paylaşımı yüzünden engellendiğini dahi bilmediğini dile getirdi. Ve daha da trajik olan Akdeniz’in hukuki süreç başlatamaması. Bu trajedi bireylerin savunma hakkının bile nasıl gasp edildiğini gözler önüne seriyor.
Sadece akademik çevreler değil; hak savunucuları ve bağımsız kültür-sanat kurumları da bu sistematik sansürden nasibini alıyor. Örneğin Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hesabının engellenmesine mantıklı bir izahat bulmanın imkansız olduğunu düşünüyorum. Ve dün akşam saatlerinde Kırmızı Kedi Yayınevi’nin sahibi Haluk Hepkon’un hesabının da erişime kapatılması, şaşırmaya şaşırır hale gelen benliklerimizi dahi şaşkına çevirmeyi becerdi.
Bu gelişmeler bizi çok net gerçeklerle yüzleştiriyor. İktidar hiçbir olumsuz gelişmenin, ekonomik çöküntünün, İsrail ile ticaretin, insan hakları ihlallerinin, tabanda rahatsızlık yaratacak yolsuzluk ve vurgun haberlerinin duyulmasını istemiyor. En çok da kamuoyunda tartışmalara yol açan açılım sürecinin ayrıntılarının bilinmesinden rahatsız oluyorlar. Bu yüzden hukuksuz baskılarla topluma ulaşmaya çalışan sivil toplum kuruluşları, gazeteciler, aktivistler, ekonomistler doğrudan hedef alınıyor.
Daha birkaç gün önce emniyete çağrılıp ifade verdim. Yöneltilen suçlama, şaşırtıcı olmayan bir şekilde “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” idi. Oysa haberimiz belgeliydi.
Yine ve yeniden hatırlatmakta fayda var. Gerçekler saklanamaz, saklanamıyor... Bu mümkün değil. Örneğin motorinin fiyatını saklayabilir misiniz? Bir kilogram kıymanın fiyatını, beslenemeyen çocukları, işsizlik gerçeğini saklayabilir misiniz?
Derinleşen ekonomik çöküş gizlenemiyor. Uluslararası ilişkilerdeki çelişkili süreçler ve emperyalist çıkarlara kurban edilen dengeler saklanamıyor. Mağduriyet hikayeleriyle iktidara gelen muktedirlerin bugün halkın üzerinde kurduğu baskı da asla gizlenemez.
Öte yandan, Elon Musk ve benzeri platform sahiplerinin “mutlak özgürlük” vaatleri de büyük bir sahtekarlıktır. Bu küresel şirketler, platformlarını yerel iktidarların hizmetine ve kendi ticari çıkarlarına göre şekillendiriyorlar. Bu noktada X gibi mecraların protesto edilmesi ve hatta terk edilmesi gerektiği açıktır. Sesimizi halka ulaştırmak için çok daha yenilikçi, gerçekçi ve bazen geleneksel sayılabilecek yöntemleri yeniden keşfetmek zorundayız.
Tam da bu karanlık tabloyu teyit eder nitelikte, bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten dikkat çekici bir açıklama geldi.
Gürlek, X hesabından yaptığı açıklamada siber vatanda suçla mücadeleyi daha etkin hale getireceklerini belirterek 175 ağır ceza merkezi Cumhuriyet başsavcılığında “Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları”nın kurulduğunu duyurdu.
Bu yeni yapılanmayla birlikte dijital mecralardaki içeriklerin uzman savcılarca yakından izleneceği, şüpheli tespitlerinin ve hukuka aykırı (!) müdahalelerin hızlandırılacağını ifade etti. Bu hamle, üzerimizdeki baskının ve kontrol mekanizmalarının katlanarak artacağının en resmi ilanından başka bir şey değildir.
Zor zamanlardan geçiyoruz. Ancak unutulmamalıdır ki Yaman Akdeniz'in de dediği gibi, devlet bu platformları kullanmamızı istemiyor, bize ‘susacaksınız’ mesajı veriyor.
Bu çetin yolda kendimizi adil hukuka, cesarete ve iyiliğe emanet ederek dayanışmayla yürümeye devam edeceğiz.
Çok Okunanlar
Atatürk banına gelen tepkiler sonrası Paradox’tan açıklama
FSM hattında trafik kilidi: 18 kilometre 2,5 saate çıktı
Atatürk fotoğrafını gördüler, Türk oyuncuyu banladılar!
2015 sonrası doğanlara sigara yasağı planı
Şanlıurfa’da deprem sonrası eğitime bir gün ara
YENİ Parti için AYM takvimi belli oldu
Bakanlıktan Şimşek-Tezmen iddialarına yalanlama
Alihan Kuriş soruşturmasında 20 tutuklama
Bodrum’da liman başkanına rüşvet operasyonu
Milletimiz 'Casus Belli'nin ne olduğunu bilmediğinden mi Yunanistan coştu?!