Her gün, farkına bile varamadığımız bir tükenişin içindeyiz. Sessizce, alışarak, kabullenerek...
İnanç temelli siyaset söylemiyle dilinden Allah'ı düşürmeyenlerin yıkımı tarifsiz bir hal aldı. Çeyrek asırdır süren bu işbirlikçi düzen, ardında enkaz yığınları bırakıyor.
Yoksulluk sadece cüzdanlarımızı değil, ruhlarımızı da eritti. Sokağa bakın, pislik içinde; bir köhnemişlik aldı başını gidiyor.
Barınma sorunu ise halkın omzunda ağır bir yük.
Fakirlik, yaşam alışkanlıklarımızı değiştirdi; artık otomobil yerine motosiklete yöneliyoruz çünkü yakıt masrafı belimizi büküyor. Bu da beraberinde daha çok kaza, daha çok ölüm getiriyor. Günbegün, Hindistan ya da Pakistan'ın o karmaşık ve yoksullukla dolu manzarasına benziyor memleketin hali.
Pazara gidiyorsunuz, meyveler çürük çarık... Çünkü "uyanık" üretici malın iyisini Alman’a, İngiliz’e yolluyor.
Çocuğunuza çikolata almak istiyorsunuz ama kutular küçülmüş, içindeki malzeme kalitesizleşmiş; kibrit kutusu kadar kalmış lezzetsiz bir kalıntı.
İkinci el eşya dükkânları her köşe başında; insanların telefonlarında ikinci el eşya uygulamaları yüklü. Çünkü artık insanlar sadece barınamıyor değil, aynı zamanda giyinemiyor da.
Bir zamanlar sıcak bir yuva bulma umudu olanlar şimdi ucuz semtlerde tek odalı dükkânları kiralayıp orada yaşamaya çalışıyor.
Satılan her şey sahte...
Bal sahte, sucuk sahte, hamburger sahte. Milletin önüne et yerine tavuk kıyması koyuyorlar, içine de bin türlü sakatat ve kalıntı karıştırarak. Doğru beslenemeyen halk kolayca hastalanıyor, çocuklarımızın beyinleri ve bedenleri gelişemiyor. Hastalanan halk ise hastanelerde sürünerek tedaviye ulaşmaya çalışıyor.
Sahte ürünler açığa çıkıyor ama kimse umursamıyor bile. Satan sahte malını satmaya devam ediyor.
Ama en önemlisi, halk kör.
Ölümü görmüyor, geleceğini görmüyor, çocuğunun geleceğinin karardığını görmüyor.
Hayatının tehlikede olduğunu görmüyor. Adalet sisteminin çöktügünü, derin ve kahredici bir yalnızlık içinde olduğunu görmüyor.
Vahşeti, tacizi, terörü, ahlaki yozlaşmayı, açlığı, talanı, ihaneti, kendisi acılar içindeyken saraylarda saltanat sürenleri görmüyor.
O ekmek bulamazken yemeye, milyarlarca doları istifleyenleri görmüyor.
Okula bıraktığı çocuğunun tuvaletinin bile temizlenemediğini, sabun alınamadığını; ama kendisini "Ezanlarımız hedef alındı" diyerek kandıranları görmüyor.
Gazze’ye ölüm yağarken, "Ey İsrail!" diye haykırıp aynı zamanda onlarla ticaret yapanları, gemiciklerle binlerce ton malzeme gönderenleri, fuarlarda yan yana olanları görmüyor.
Görmediğimiz her şey ortada; ama yakında neyi göreceğimiz de artık çok belli.
Çok Okunanlar
Real Madrid’de nisan ayının yıldızı Arda Güler
Özgür Demirtaş’tan altın için ezber bozan değerlendirme
11 yıl önce Isparta'da kayboldu, kafatası Burdur'da bulundu!
Cem Küçük'ten sipariş kulis itirafı
Tutuklanan Hasbi Dede'nin gönderdiği mesajlar ortaya çıktı
Ekonomik labirentte yol bitti, sistem değişiyor
Bir toplum bu kadar kötülüğü taşıyabilir mi?
Atatürk'ün görselini kapatıp büyükelçiliğin hesabından paylaştılar
Kumpas şehidine ana duası
ÖTV’nin altın çağı