Yerel seçime günler kaldı.
Gergin, tartışmalı, bol yalanlı, iftiralı, kumpaslı genel seçim süreçlerine nazaran daha sakin günler geçiriyoruz.
Umudunu yitirmiş, açlıkla, yoksullukla, kaderine terk edilmişlikle mücadele eden halkımız için belli ki yerel seçimler çok da anlam ifade etmiyor.
Herkes biraz da 1 Nisan sonrasını düşünüyor.
İktidarın baskıladığı dövizin daha da yükseleceği, ekonomik krizin yıkıcı bir tsunamiye dönüşeceği öngörülüyor.
Halk küçüldükçe küçülen, ucuz ay çekirdeği tabaklarına sığacak kadar ufalan dünyasına hapsolmuş, var oluş savaşı içinde…
Bu haldeyken bir de rant uğruna verilen kavgalara tanıklık ederek ya da bu tartışmaların içinde olarak daha fazla yıpranmak istemiyor.
Elbette seçim süreci yine sinir bozucu gelişmelerin yaşandığı bir süreç olarak ruhumuzun derinliklerinde yaralar açmaya, bize ülkemiz adına kaygılar yaşatmaya devam ediyor.
Bana göre bu yerel seçim sürecinde en şaşırtıcı olan gelişme, gizemli kişiliğiyle bilinen, sesini bile pek az kişinin duyduğu Milli İstihbarat Teşkilatı eski Başkanı ve şimdiki Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bütün gizemini bir yana bırakarak, İstanbul adayı Murat Kurum için sahaya inmesiydi.
Hemen ardından yüzlerce daireye ve Monako topraklarının yüzölçümünden daha fazla toprağa sahip olduğu ortaya çıkan Turgut Altınok için esnaf esnaf gezip oy istemesiydi.
Bu kadar sıra dışı bir olay gerçekten az yaşanır. Tanık olmak da pek mümkün değildir.
Akla mantığa, kurallara, devlet adabına hiçbir şeye uymayan bu garip durumdan Hakan Fidan'ın da memnun olmadığını düşünüyorum.
Zira yıllarca devletin tüm sırlarına vakıf, devletin en güçlü figürlerinden biriyken bir anda kendisini esnaf ziyaretlerinde buldu.
Kurum ve Altınok gibi figürlere oy istemek için sokaklara düşmek, yıllarca büyük emeklerle yaratılan o gizemli, güçlü kişiliği zedeledi. Oysa iktidar partisine oy veren birçok kişi için Fidan, insan üstü bir varlıkmış gibi değerlendiriliyordu.
Öyle ya iktidar medyası yürüyüşünü bile haberleştiriyor, yabancı devlet temsilcilerinin bulunduğu dev salonlarda ne kadar da özgüvenli yürüdüğünü anlatıyordu.
Şimdi o Fidan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı iken Ankara sokaklarında Turgut Altınok için oy istiyor.
Üstelik Rusya’da dünya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri gerçekleşmişken, saldırganlardan biri Türkiye’den gittiğini söylemişken.
Üstelik ülkemizin sınırları delik deşik edilmişken, güvenlik sorunları had safhaya çıkmışken…
Üstelik Türk insanı dünyadan soyutlanıp, değersizleştirilirken, vize kuyruklarında süründürülürken.
Sözün özü, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın sanki başka işi yokmuş gibi Turgut Altınok ve Murat Kurum için oy toplamaya çıkması insanı hayretten hayrete sürüklüyor.
Tekrar olacak ama bu durumun Hakan Fidan’ın hoşuna gitmediğine eminim.
Çünkü ulaşılabilirlik açığa çıktı. Algı yıkıldı. İnsani ihtiraslar ortaya savruldu. Yılların karizması buhar oldu, gökyüzüne karıştı.
Ancak....
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Cumhurbaşkanı kimliğiyle, Cumhurbaşkanlığına ait araçlarla, dev konvoyuyla sokaklara dökülüp, mitingler yaptığı bir ortamda Hakan Fidan’ın "Ben geride durmak istiyorum" demek gibi bir lüksü olamaz.
İnsan, "Neymiş bu iktidar hırsı? Sen neymişsin be İstanbul" demekten kendini alıkoyamıyor.

Çok Okunanlar
Test sonuçlarında kokain tespit edilmişti
TBMM’de olağanüstü oturum
Türkiye'nin yeni il adayı ilçeleri belli oldu
Emekli bayram ikramiyesi ödeme tarihleri belli oldu
Liverpool taraftarları Atatürk pankartı açtı
'Erdoğan sonrası dönem' tartışmasında çarpıcı sözler
İran'dan kahramanlık hikayesi değil maliyet hesabı çıktı!
Kaplan ve Gizli Tanık Serdar Sertçelik 'Kara Para Davasında' karşı karşıya geldi
İran’ı değil Türkiye’yi de vuruyorlar ve Cem Özdemir 'vakası'
Gazeteler İBB davasının ilk gününü nasıl gördü?