Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
56,0416
Dolar
Arrow
48,7818
İngiliz Sterlini
Arrow
65,2301
Altın
Arrow
6947,2575
BIST
Arrow
13.267

Almanya'da 'dananın kuyruğu' ve Türkiye

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Türkiye'nin Avrupa ve NATO içinde neredeyse 50 yıldır Federal Almanya'nın “uhdesinde olduğunu” boşuna yazıp söylemiyoruz. Bunun böyle olduğunu yıllar önce bizzat Vahit Halefoğlu da kabul etmişti. Buraları bilen bir muhafazakâr diplomat ve siyasetçiydi. Ayrıntısı “12 Eylül-Bir Alman Pastası” kitabımızda var.

Tarihi falan bir yana bırakın. Bugüne bakın: Gerçekten de bütün tarihsel, toplumsal dokularımıza sinmiş bir İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya'sı var, biz de onun epey bir dokusuna sızmış görünüyoruz. En büyük patron ABD ile bu yoğunlukta bir ilişkisi yok Ankara'nın.

Bu iç içeliği galiba bir tek solumuz ve medyamız kabullenmemekte ısrar ediyor. Gerçi bazı yeni sinyaller yok değil...

Neyse...

Ekilen fırtınaların neler biçtireceğini görmeye çalışıyoruz. Almanya'ya bakıyoruz.

Biri başkent olmak üzere iki eyalette daha, ikisi de doğuda, yerel seçim var pazar günü Almanya'da. İki hafta önceki bir başka ve ülkenin en yoksul eyaletinde, Saksonya-Anhalt, yapılan eyalet meclisi seçimi Avrupa'da tüm dikkatlerin Almanya üzerinde toplanmasına yol açmıştı.

Pazar günü ortalık daha da karışabilir.

Hatta Federal Başbakan Friedrich Merz, istifasını verebilir. Alınacak sonuca bağlı. Hıristiyan demokrat politikacının etrafındaki çember iyice daraldı.

Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern'deki eyalet meclisi seçimlerinde ağır bir yenilgi alması halinde özellikle federal hükümetin büyük ortağı Hıristiyan demokratların (CDU ve CSU) kişiler düzeyinde bir çare araması bekleniyor. Personel değişikliğine gidilebilir. BlackRock milyoneri Merz'in pazartesi havlu atması, seçim sonuçlarına bakarak, kimseyi şaşırtmayacaktır.

İki hafta önceki Saksonya-Anhalt eyalet meclisi seçiminden Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yüzde 44'ü bulan oy oranıyla çıkması, tüm Avrupa'nın gözlerini yaşlı kıtanın hegemon ülkesine çevirmesine yol açmıştı.

AfD eğer pazar günü de beklentileri ve öngörüleri aşan bir “başarı” yakalarsa, Almanya erken seçime doğru uzanacak bir yola girebilir.

Neden? Kriz giderek derinleşiyor çünkü. Pahalı enerji, Alman endüstrisini canevinden vurmayı sürdürüyor.

Trajik bir başka yanı var bütün bu gelişmelerin. Sosyalist cumhuriyeti yıkarak neoliberal bir barbarlığı davet eden Alman Demokratik Cumhuriyeti halkı, o dönemin genç yıkıcıları, artık emeklilik çağındalar ve daha önce bir yerlere kapağı atmamışlarsa, korkunç bir yoksullukla, muhtaçlık yardımıyla falan ölümü bekliyorlar. Yaşadıkları ve aslında kapısını bizzat açtıkları karmaşanın kendilerine bir fatura olarak döndüğünü anladıklarında, adeta ülkedeki “şeytana” (AfD) destek vererek bir mesaj yayımladıklarını sanıyorlar.

BAZI PARALELLİKLER VAR

Bizdeki AKP destekçilerinin yaşadıkları yıkımın bir benzerini, hatta öncülünü, Federal Almanya'da görmüyor muyuz? Genç yıllarında cumhuriyetlerini yıkan veya yıkılmasına göz yuman kitleler, yıkıcılar ve rıza gösterenler, şimdi ömürlerinin son çeyreğinde kirli bir aşağılanma içinde ölümü bekliyor. Çünkü neoliberal kapitalizm böyle bir şey: Kendisini davet eden veya tepki göstermeyen kitleleri ilk krizde kusmak zorunda.

Tüm Avrupa sanki yeni bir şeymiş gibi, gözünü Berlin'e ve ülkenin kuzeydoğusundaki Mecklenburg-Vorpommern eyaletine dikmiş durumda, dedik. Haksız değiller. Almanya, Avrupa'nın kaderine şu veya bu oranda müdahil olabilen, bu yılki ulusal gelirinin 5,5 trilyon doları bulacağı belirtilen bir ekonomik dev. Üstelik ne dediğinin pek farkında olmadığını söyleyebileceğimiz Başbakan Merz, Avrupa'nın en büyük konvansiyonel ordusunu kuracaklarını açıkça ilan etmişti.

Buradaki gelişmelerin sonuçsuz kalmasını kim bekleyebilir?

Doğu Almanya kaynıyor.

“Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez” diye yazmıştı Ziya Paşa. Bugünün Almanya'sı için de yazmış sanki. Sadece Volkswagen'ın 50 bin personeline çıkış vereceğini bildirmesi ve bir fabrikasında artık otomobil değil füze, zırhlı vs. askeri malzeme üretileceğinin açıklanması bir gösterge...

Trajedi şurada: Almanya'da sol kanatta bu felaketi göğüsleyebilecek bir derleniş yok.

Sol yok. Sosyalizmin mezarlığındayız. Bu kaderi tersine çevirebilecek bir itiraz, bir entelektüel şiddet yok. Teorik olarak olmayan, pratikte nasıl kendini toparlasın?

İşte bizde durum biraz farklı. İktidar ile “makul muhalefet” cilveleşmelerinden söz etmiyoruz.. Teorik bir isyan, bir karşı çıkış, yeni bir sosyalist cumhuriyet arayışı var bizde...

Almanya mı? Soldaymış gibi yapan, belki bizdeki “kayıp sol kemalistleri” andıran tek tük “sol sosyal demokratlar” var: Genişleyen çevreleriyle birlikte Oskar Lafontaine ve Sahra Wagenknecht gibi bu insanların, henüz dertlerini layıkıyla anlatabildikleri söylenemez.  

Bu insanlar “AfD'nin ırkçılıkla damgalanması için henüz erken” diyorlar. Haklılar. AfD içindeki neonazi ve açık Hitlerci çetelerin varlığını herkes biliyor. Şimdilik denetlenebildikleri, ama sonra ne olacağını kimse bilmiyor.

“AfD Almanyası” nasıl olacak? Türkiye ile ilişkileri?

Her durumda, Almanya'daki bir kırılma, Türkiye'ye katlanarak yansır.

Tersi de doğru tabii...

Dedik ya, inanılmaz boyutlarda bir iç içelik var iki ülke arasında. Geçerken son bir örnek: Pazar günkü yerel seçimden Berlin'in eyalet başbakanlığını üstlenecek oy oranıyla, birinci parti olarak Sol Parti (Die Linke) ve Türkiye kökenli bir kadın politikacı, Elif Eralp çıkacak ve “sol bir eyalet hükümeti” kuracak gibi görünüyor. Kamuoyu araştırmaları bu doğrultuda. O “muhtemel hükümetin” solluğu ayrı bir tartışma konusu, ama bir kırılma bu neresinden bakarsak bakalım.

Pazar gecesini bekleyelim bakalım.