Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
56,1403
Dolar
Arrow
48,6367
İngiliz Sterlini
Arrow
65,5390
Altın
Arrow
6740,3556
BIST
Arrow
13.991

'Av mevsimi' açıldı: Fakat bu macera herkesi yakar!

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Fena sıkıştırıldık. Adım atacak yer kalmadı. Herkes görüyor az ya da çok: Bir uçuruma yuvarlanıyoruz.

Abartı mı?

O zaman bu sahneyi nasıl yorumlamamız gerekiyor?

Yönetenlerin yaşadığı paniği, örneğin siyasi ömrü Kürt düşmanlığıyla özdeş bir Türkçü partinin birdenbire Kürt etnisizmini baş köşeye oturtmasını nasıl anlamamız gerekiyor?

Demek ki, durum çok vahim. Türkiye'nin ipinin çekildiğini düşünüyor olmalılar.

Böyle olmasa, çareyi Türk-Kürt-Arap ittifakı üzerinden Yeni Osmanlı çığlıkları arasında “av mevsimi” açmakta bulmazlardı herhalde.

Av mevsimi açılmıştır. Savunma bahanesiyle açılmış bir harekât bu. Sınırlarımızı geçersizleştirecek bir macera.

Bu iş Türkiye'de böyle de Almanya Avrupası'nda farklı mı?

Türkiye yönetenleri, içeride barış arama bahanesiyle ülke sınırlarının ötesine seyirtiyor. İttifaklar kuruluyor yeni sürek avları için. Tamam. “III. Abdülhamid maceracılığı” diyelim. Toplum resmen felç olmuş durumda. Kriz, toplumsal değil, etnik, dinsel, mezhepsel, dilsel vs. kimliklere sıkıştırılıyor.

Ama bu, tedavi için hiç de doğru bir teşhis değil, çünkü nedenler son derece somut ve maalesef sınıfsal.

İktidar zangır zangır sallanıyor.

Ama kimlik oyununa teşne makul muhalefet de zangır zangır sallanıyor. Sorun burada. Çözüm de...

Biz, bir paralelliğe dikkat çekelim.

MİLİTARİZASYON DOLUDİZGİN

Toplumun militarizasyonu, Türkiye'de de Almanya Avrupası'nda da endüstrinin militarizasyonundan geçiyor. Bize bakalım: Eski “vesayet rejiminin” yerini, Türk-İslam Sentezi de diyebiliriz, artık açıkça İslam-Türk-Kürt-Arap Sentezi'nin aldığı, toplumun bilincine işleniyor. Bu da bir tür özgürlük ve barış şansı olarak propaganda ediliyor.

Buna “makul muhalefetten” ciddiye alınacak bir itiraz gelmemesi normal.

Ama militarizme Avrupa'da da kitlesel bir tepki henüz yok. Avrasya'nın en büyük siyasi ve iktisadi gücüne, Rusya, savaş açmayı toplumlarına “Moskova bize saldıracak!” diye kabul ettirmeye çalışan Londra-Paris-Roma-Berlin yönetenler ekseni, Türkiye'deki maceracılığı tamamlayan çözümler peşinde sanki. Ankara'nın İslamcıları o nedenle ellerinin rahat olduğunu düşünüyor olabilir.

Askeri üretimdeki patlama, tüm sosyal kazanımların tırpanlanacağı bir Avrupa yaratacak; bu, kesin. Ama bu gerçek henüz pek kimsenin kafasına dank etmiş değil. Gerçi toplumda bir tedirginlik kendini hissettiriyor, ama sahneye henüz bu maceracılar, bayağılaşmış bir Rusya düşmanlığı egemen.

Bir şey çok açık: “Drone”  (SİHA) üretimi açık bir savaş hazırlığıdır. Devletler ve toplumlar savaşa hazırlanıyor. Jean Jaures'in geçen yüzyılın başında, 1914 arifesinde bağırdığı şey, “Kapitalizm, savaşı, tıpkı bulutların yağmuru taşıması gibi taşır!” şeklindeki uyarısı tamamen unutuldu. Bugün itibariyle Avrupa'da bir barış hareketi yok. Yarın ne olacağını göreceğiz.

Göreceğiz, çünkü tüm sosyal hakların budanacağı bir Avrupa'da er ya da geç bir tepki doğar.

“Rearm-Europe-Plan”ın 800 milyar avroluk hacmi Avrupa'yı nereye taşıyacak? Osnabrück'teki Volkswagen fabrikasının silah üretimine geçmesi ve ortakları, çok fena bir şeylerin arifesinde olduğumuzu gösteriyor.

Türkiye'de de ortada sosyal hak falan kalmadığı, 12 Eylül'ün 46'ncı yılında ve özelleştirilmiş korkunç yoksullukta herhalde açıktır.  

İşte bu ahval ve şeraitte bir “av mevsimi” açılmış bulunuyor.

Türkiye ava çıkıyor.  

Avrupa Birliği veya Almanya Avrupası da ava çıkıyor.

Çıkacaklar. Buna mecburlar.

Ama av alanı ve hedeflenen “av hayvanları”, av mevsiminden kârlı çıkmayı düşünen devletlerin gücünü aşacak kadar büyük. Kaldıramayacakları bir yükün altına giriyorlar.  

Hadi yönetenler bu dengesizliğin farkına varamayacak kadar düzeysiz, cahil ve gözü kara.

Ya makul muhalefetler?

Onlar da.

O zaman aşkın bir toplumsal düzen fikrine alan açılıyor demektir.

Böyle kaotik bir ortamda halklara alternatif bir hükümet ve kurtuluş/yeniden kuruluş programını anlatmak gerekmiyor mu?

İşe Türkiye'den başlayabiliriz: Cumhuriyet Türkiyesi'nin “anomali” değil, tarihsel bir ilerleme olduğunu düşünen, dünyadaki sosyalizm deneyimlerinin de insanlığın tarihsel ilerleme çabasında birer kilometre taşı, bir deneyim hazinesi olduğunu düşünen Cumhuriyetçilerin kurtuluş programıyla...

Av mevsimine heveslenenlere verilecek tek yanıt orada... Herhalde...