Cumhuriyet rejiminin kurucu ilkelerindendir, malum: Yurtta sulh, cihanda sulh!
Cumhuriyetçi kurum, kuruluş ve kuralların bire kadar kırılmasıyla birlikte bu ilkenin de gömüldüğünü söyleyebiliriz. Ancak...
Ancak bir başka benzerlik daha var. Mutlak butlan üzerinden bir benzerlik...
Ne mi?
Şu soruyla başlayalım: Türkiye’de, gündemin ana konusu “mutlak butlan”, tamam, ama bu dış dünyadan bağımsız bir karar mı?
Hukuki bir kavramdır, malum, bir “işlemin” en başından itibaren geçersiz, daha doğrusu “yok” ilan edilmesidir. Hukuktan çıkalım ve toplumsal-siyasal yaşama geçelim: Bir devletin doğmamış olduğunu da mutlak butlan çerçevesinde düşünebiliriz. Kavramı zorlayarak, böyle kabul edelim. İyi...
İyi de, bu bizdeki mutlak butlan bir sürpriz mi, yoksa bir sonuç mu, daha doğrusu, dışarıdaki gelişmelerin mecbur bıraktığı gecikmiş bir zorunlu görev mi? CHP’ye yönelik “mutlak butlan”dan söz etmiyoruz. O var, ama o kadar da önemli değil. Biz, burada Türkiye’nin parçalanması kararına, o kararın tetikleyicisi bir gelişmeye dikkat çekiyoruz. O da Türkiye dışındaki bir hadisenin sonucu.
Gerçi AKP yönetiminden her şey beklenebilir. Ancak bu yönetimin güç aldığı bir enerji merkezi veya büyük bir gelişme yaşanmış olmalı. Nerededir? Nedir?
Geleceğimiz nokta o: 36 yıl önceki bir “uluslararası mutlak butlan” ilanı, tarihi geriye doğru hızlandırdı; Doğu Avrupa ağırlıklı Avrasya’da 1989/90 dönemecinde ve toplumsal-siyasal anlamda bir “mutlak butlan” ilan edildi. Özellikle 1945 sonrasında yaşanan sosyalist deneyimlerin “hiç yaşanmamış, var olmamış” sayılacağının küresel ölçekte ilan edildiğine tanık olduk. Tarihin “sıfırlanması” idi.
Büyük ölçüde de başarılıdır. Çünkü geriye alınması sağlanamamış ve milyonlarca insanın tüm kazanımları (sadece hukuksal değil elbette) sıfırlanabilmiştir.
Acı olan, bu mutlak butlan kararının, hakları sıfırlanan milyonlar tarafından çok kolay kabullenilip desteklenmesidir.
Çalışan insanlar, dünyanın zenginleri lehine, kendilerine tanınmış veya bizzat elde ettikleri tüm hakları satışa çıkardılar ve tüm temel haklarının tırpanlanmasına, daha doğrusu “sıfırlanmasına” onay verdiler.
Böylece bilerek ve isteyerek “şapa oturdular”. O Doğu Avrupalı kuşak yaşlandı, şimdilerde ezici çoğunluğuyla yoksulluk ve kahır içinde ölümü bekliyor. Yüzde 10'luk bir kesim “yırtmış” olabilir, ama ezici çoğunluk her şeyi kaybetmiş olduğunu 30 yıl sonra ölümün eşiğinde anlayabildi. Buna değinmiş olalım. Kendi düşen, ağlarmış!
ASIL MUTLAK BUTLAN KARARI VE TARİHİ
CHP falan bir yana. Ortada Kılıçdaroğlu’nun tetikçi olarak kullanıldığı ağır bir toplumsal-tarihsel suç var. Ancak o değil, asıl 3 Kasım 2002, bizdeki en etkili “mutlak butlan” tarihidir. Cumhuriyet, bu tarihten başlayarak, dincilik ve etnikçilikle uyuşturulmuş toplum ile birlikte adeta sıfırlanmıştır. “Bildiğimiz cumhuriyet”, on yıllardır yok. Sadece kırıntıları var, o da toplumun en az yarısı cumhuriyetin tamamen ve şeklen de ortadan kaldırılmasını hâlâ hazmedemediği için...
1989/1990 ile 2026’daki CHP’ye yönelik mutlak butlan arasında böyle bir irtibat var. Nedensellik bu hatta büyüyor.
Batı, kendi mutlak butlanının (1989/90) sonuçlarını, bir türlü kontrol edemediği şu son kriz ikliminde yeni bir faşizme doğru yürüyerek yaşıyor. İtalya’da neofaşistler iktidarda. Giorgia Meloni’nin ruh ikizleri, Almanya, Fransa, İngiltere’de kamuoyu araştırmalarında ilk sırayı işgal ediyor. Hele hele Almanya’daki AfD, Hıristiyan Demokratlar (CDU ve CSU) ile arayı hızla açıyor. Burada klasik sağın AfD ile büyük koalisyonu bekleniyor. Bu yeni faşizmin henüz doyurucu bir analizi yapılmış, bir tanımı verilmiş değildir. Bazı adımlar var gerçi, ama bu yeni baskıcı düzenin, yeni ve aydınlanma sonrası (isteyen postmodern diyebilir) “istibdadın” atomlarına ayrılması gerekecek.
Bir başka mutlak butlanın toplumsal/tarihsel izdüşümlerine esiriz, sözün kısası.
Peki, özetin özeti mi?
CHP’ye yönelik mutlak butlan, 1989’da zincirlerinden boşanan uluslararası ölçekte (Avrasya merkezli) bir mutlak butlanın türevidir; onun belki gecikmiş ve ufak çaplı, ama zorunlu sonucudur. Daha da arkası gelecektir.
Bitirmeden: Sözü geçen siyasi coğrafyanın efendilerinden demokrasi ve çare dilenenler, bu açık devamlılığı yeniden bir düşünseler keşke...
Çok Okunanlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, 'CHP'deki tartışmalarda yokuz' çıkışı
Myanmar'da patlama: 55 ölü, 70'ten fazla yaralı
Sömürge valisi Türkiye’de ne gibi 'Harika işler' çıkardı?!
Yağız'ın inanılmaz değişimi: 5 yaşında 90 kiloydu, 11 yaşında 40 kilo
TBMM, Özel'in yapacağı toplantıya onay verdi
İzmir’de TOMA’ya çıktığı için tutuklanmıştı: ‘Mücadele etmeye çağırıyor’
Yurdum insanı 'mutlak butlan'a pek takılmamış
Butlan'ın ardında neler gizli?
Megali İdea'ya karşı 'Mavi Vatan' yasa tasarısı
100 bin dolara sahte içerik üretme iddiası