Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
53,9476
Dolar
Arrow
44,7356
İngiliz Sterlini
Arrow
62,9876
Altın
Arrow
6178,7642
BIST
Arrow
10.729

Çöküş: Nasıl bir alternatif program?

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Özür dileriz, ama Marx’la, Hobsbawm’la ve hatta Antonio Gramsci’yle kim kimi yemlemeye çalışıyor yine?

Bir şeyler oluyor. Bir tasfiye tezgâhlanıyor galiba.

Sahne hızla ısınıyor. Çok açık: Solun, sosyalistlerin ve hatta komünistlerin “resmen yemlenerek” eski bir oyunu tekrar sahneleyebileceklerini düşünenler, ki bir bölümü acılı Türkiye solunun eski “aktivistleridir”, dizginleri ele almaya çalışıyor.

“III. Abdülhamid” rejimi tıkandı, şimdi sol destekli bir yeni “Ecevit 1977” oyunu tezgâhlanıyor.

Çok belli.

III. Abdülhamid kim, biliyoruz ve yeni zamanın bu istibdat rejimi elbette eski deneyimlerin üzerinde yükselir; onu da. “Saray” eski oyunları yinelemez. Kenan Evren’i kopya etmediklerini, hatta onu ve birkaç yarı ceset emekli generali ömürlerinin son evresinde “sanık” falan bile yaptıklarını yaşadık. Milleti, “yetmez ama evetçi” solcular üzerinden aldatmayı başardılar. İyi...

İyi de, zaten hangi ahmak sermaye, Hitler’i, Mussolini’yi, Franco’yu, Pinochet’i, Albaylar Cuntası alçaklarını, Tağmaç ve Evren’leri, onların faşizmlerini ya da neofaşizmlerini aynen yineler ki?

Mekân tamamen değişmiştir, aktörler değişmiştir, sahne bambaşkadır, sermayenin ihtiyaç duyduğu yeni istibdat rejimi geçmiştekilerden çok farklı olacaktır.

Dolayısıyla satır aralarına sıkıştırılmış programların ruhu aynı kalacaktır; önemli olan, bu saklanan ruhun ortaya çıkmamasıdır.

Kapalı mı oldu?

Daha açık olsun o zaman: Solun üzerinden “sol kolonyalar serpen” bir silindirle geçmeye çalışıyorlar. Fakat başka bir eksiklik dikkat çekiyor: Ağız alışkanlığıyla “sol” dediğimiz bazı çevrelerin, ki bu tabloya CHP’nin kalanları ve gidenleri, DEM ile yancıları zaten dahildir, herhangi bir programı var mı?

Birleşme adına kimi temelsiz sloganlar art arda sıralanır oldu son günlerde...

Soralım o zaman: Bazı klişelerin yinelenmesi dışında, yoksul Türkiye halkının dirlik ve düzenlik kavgasında ona ne gibi kolaylıklar sağlamayı düşünüyorsunuz? Bunun için kaynakları nereden bulacaksınız? Neyi nereden devşireceksiniz?

Örneğin, dev şirketlerin mülkiyet haklarına kamu adına müdahale edecek misiniz? Yerli veya yabancı.... Sayıları dünyayı şaşırtan bir hızla artan Türk-Kürt dolar milyonerlerinin servetlerine el koyacak mısınız? Yeni ve eski zenginlerin servetini, yani fabrikalarını, depolarını, bankalarını, holdingilerini vs., kısacası belli bir büyüklüğün üzerindeki sermayeleri kamulaştırmayacaksanız, devletleştirmeyecekseniz yani, ne yapacaksınız?

ANTİEMPERYALİZM YALANLARI

Sorular haklı. Çünkü çöküşü engellemek için bir şeyleri değiştirecekseniz, geçmişteki tüm finans ve üretim/bölüşüm akımlarını iptal etmeniz, yerine yenilerini koymanız, bunun için kaynaklar bulmanız gerekiyor.

Daha önemlisi, üzerinde savaş bulutları dolaşan ülkemizde, karanlık NATO oyunlarına nasıl ve hangi zor araçlarıyla karşı çıkılacağıdır. Bunlara hiç değinen yok.

Solu yedeklemekte kararlı “muhalefete” sormaya devam edelim: Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını herhalde düşünmüyorsunuz. Düşünüyorsanız eğer, “birleşik sol”, “yan yana sol”, “yeni parti solu” vs. damgalı iktidarınızın ilk kararnamelerinden birisi “NATO bu ülkeden kovulmuştur ve tüm geçmiş etkinlikleri soruşturma konusudur, ayrıca ABD ve AB ile yapılmış tüm askeri ve, siyasi ve ekonomik anlaşmalar iptal edilmiştir” olabilecek mi? Olmayacaksa, AKP’den ne farkınız var? Mevcut hukuksuzlukların hesabını, yıllarca içeride ömürleri çürütülmüş birkaç bin politikacıya, yazara, gazeteciye, sendikacıya vs. maruz bırakıldıkları haksızlıklar nedeniyle tazminatlar ödeyerek mi soracaksınız? İyi de, bunun 90 milyon Türkiyeli yoksul için herhangi bir önemi var mı?

Herhalde Mehmet Şimşek gönderilecek, peki, onun yerine sosyal demokrat bir yeni Kemal Derviş mi istihdam edilecek?

Türkiye’de uygulamayı düşündüğünüz yeni ekonomik politikanın mevcuttan ve son 60 yıldan ne gibi farkları olacak?

Laiklik ne olacak? Dinin, dinsel dogmaların kamu yönetiminden tamamen uzaklaştırılmasını nasıl sağlayacaksınız? Yani “Dinsel ideolojiler ve her tür milliyetçilik, kamu/devlet yönetiminden tamamen uzaklaştırılmıştır; laiklik devlet yönetiminin temel ilkesidir” ilanında bulunabilecek misiniz? Tarikatları ilk hükümet kararnamesiyle yasaklayacak mısınız? Kadınları ve çocukları nasıl koruyacaksınız?

Tekrar: Hangi büyük şirketleri, bankaları, sigortaları, hatta “konakları”, arazileri vs. devletleştireceksiniz? Devletleştirmeyecekseniz, iktidarınızın yeni kamucu iktisat politikası için nereden kaynak yaratacaksınız? “Efendim, maalesef bizim iktidarımız için Türkiye’nin kaynakları yetmez, biz yine Avrupa, ABD ve hatta Çin-Rus sermayedarlarını göreve çağıracağız” mı diyorsunuz?

Plancı ekonomi dedik. Gerçi o konuda henüz pek bir sinyal almış değiliz, ama planlamadan ne anlıyorsunuz? Planınız nasıl bir şey olacak? Nasıl bir “plancı hükümet” kuracaksınız?

Antiemperyalist bir iç ve dış politikayı nasıl uygulayacaksınız?

Nasıl bir barış politikanız olacak?

Enerji akışını nerelerden sağlayacaksınız?

Eski rejimin işlediği suçların hesabını nasıl, hangi kurumlarla ve nerede soracaksınız?

YANIT FALAN YOK

Bunlara yanıt vermeyi düşünmüyorlar. Bazı içi boş sloganların tekrarı dışında, somut bir cepheleşmeden kaçınıyorlar. Zenginlere ve dinci-milliyetçi hezeyanlara dokunamıyorlar. Sloganların tek başına hiçbir ağırlık taşımadığını biz çok iyi biliyoruz.

Birkaç slogan eşliğinde “fareli köyün kavalcıları” olarak halkı aldatma operasyonları gerçekleştireceklerini ilan etmek zorundayız.

Bize mevcut toplumsal sistemle cepheleşmekte kararlı, yoğun kamulaştırmalar içeren bir ilerici iktidar programı gerekiyor. En azından birilerinin bunu yapması gerekiyor.

Çünkü AKP’yi bile aratacak kadar korkunç bir döneme itiliyoruz. İşgal edilecek, parça pinçik edilecek bir siyasal coğrafyadayız. Adamlar postmodern, dinci-ırkçı mafya monarşileriyle sömürüyü sürdürebileceğine inanıyor.   

Türkiye’nin devrimci, sosyalist, komünist parçaları, bu boşluğa müdahale etmeyi düşünmüyor mu?

DP’nin kuruluşuna onay ve destek vermiş komünistlerden bugüne, antikomünist Ecevit dahil, 80 yıldır yaşananlardan hiç mi bir şey öğrenmedik?

Dönemin yeni uyanıklarının maskesini düşürecek kadroları, o kadroların reçete önerilerini konuşmak isteriz. Neden mi? Çünkü belki AKP imzalı, ama onu bile aratacak kadar korkunç bir iktidar, benzersiz bir siyasal çöküş, işgal, parçalanma kapıdadır. Bunu yinelemiş olalım.

Hölderlin, “tehlikenin olduğu yerde, kurtaran da büyür” (“Wo aber Gefahr ist, wächst / Das Rettende auch.”) diye yazmıştı 1803’te o çok ünlü ve bugün hâlâ sık sık alıntılanan “Patmos” şiirinde. 

Çöküş varsa, ona alternatif bir aşkın program da büyür.

Devrimci bir somut program bekliyoruz. Soyut sloganlar değil. Somut çözümlemeler ve sermaye düzeninden kopuş programları... Türkiye’nin toplumsal birliğini koruyacak, bunu da sosyalist bir hükümetle yapacak, devrimci bir “gölge kabine” bekliyoruz mesela ilk etapta. Şimdi...

Biliyoruz. Var öyle bir program. Bu kirli sahnenin dışında ve hayatımız üzerine zarlar atılan şu kanlı masayı devirmekte kararlı bir program elbette var... Konuşuruz bunları...