Bir süre bu doğrultuda gideceğimiz anlaşılıyor. Uluslararası ve ulusal sahnede değil sadece, 12punto’da da konumuz bir süre için belirlenmiş oldu.
Bunlar Türkiye’yi vuracak.
Bunlar Türkiye’yi vurmak zorunda.
Ancak istedikleri sonucu alıp alamayacakları bize, Türkiye ilericiliğinin/sosyalistlerinin tarihsel ayarlarına sahip çıkmasına ve içinde de kalıcı bir entelektüel temizlik yapmasına bağlı.
Ne demek mi istiyoruz?
Şöyle: İçinde debelenmeye başladığımız ve bombalarla döşeli bu yolun sonraki durağında, bir büyük hedef olarak Türkiye duruyor. Yani ABD ve AB’nin Türkiye-İran fay hattını tamamen kırması gerekiyor ve bu konuda taviz veremeyeceklerini anlamış bulunuyoruz.
Uluslararası hukuk denilen şeyi bir daha geri gelmemecesine paramparça etmelerine başka bir yanıt bulabilir miyiz?
İki yıldır YouTube bünyesinde yazar-çevirmen ağabeyimiz Cemil Fuat Hendek ile “Cuma Kıvılcımları” diye haftalık bir “podcast” üretiyoruz. Avrupa’nın içinden Türkiye ve dünyaya bakıyoruz. Hendek, burada başından beri “uluslararası ilişkileri düzenleyen bütün kurum, kuruluş ve kuralları yakıp yıktılar, BM vs. kalmayacak, son kırıntıları da imha edecekler” diyordu. Cemil Fuat Hendek’in tüm saptama ve uyarıları doğrulandı şu son “başkan kaldırmalar”, cinayetler ve bombardımanlarla.
İran’ın parçalanmasına yönelik son girişimin ardından Türkiye’ye yönelecekler.
Dünya sisteminin efendileri, bölgeye yönelik nihai bir senaryoya (“Oded Yinon Planı”) başından itibaren onay vermişler demek ki... Öyle anlıyoruz. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından, son 35 yılda, Yugoslavya’dan Suriye’ye, mümkün olan her yerde, bölgenin Lübnanlaştırılması veya Balkanizasyonu sergilendi. Bu senaryonun son büyük adımı, bölgenin en büyük bütünsel iki devleti Türkiye ile İran’ı parçalara ayırarak atılacak, diye yazıyoruz uzunca bir süredir.
Şu anda yukarıdaki senaryonun son adımlarına tanık oluyoruz. İran-Türkiye fay hattının parçalanması, emperyalist sistemin nihai başarısı olacak. Eğer becerebilirlerse...
YARALI VAHŞİ HAYVANLAR: ABD VE VASALLARI
Türkiye’nin emperyal merkezlerden yüklü liberal acentaları kadar, aklı pek yetmeyen ve fakat kendini solcu diye satmaya çalışan çevrelerinde de “Avrupa’dan demokrasi gelir” beklentisi etkilidir; malum. İran’ı bombalayanları açıkça destekleyen Londra-Paris-Berlin (“demokrasi”) hattındaki siyaset sınıflarının ise bu girilen yola itiraz ettiği yok.
ABD ve müttefikleri, bu girdikleri yola mecburlar.
Neden?
Hazretin son yazıları da maalesef kendisiyle anlaşmamızı mümkün kılmıyor. Ama “dijital feodalizm” vurgularından hareketle bir şeyler aramasını da anlamıyor/izlemiyor değiliz. Çok hatalı olduğunu söyleyemeyiz: Komşudaki Syriza kepazeliğine kısa bir süre bulaşan ve hemen çekilen Yanis Varoufakis bir arayışın içinde. Biz kendi jargonumuzla düşündüğümüzde de görüyoruz: Tekelci kapitalizm veya emperyalist ana merkezler, gerçekten de bir tür parçalayıcı feodal şiddete ve örgütlenmeye dönüş sinyalleri veriyor. Modern ve dijital bir feodalizm bu. Öyle diyebiliriz. Kabul.
Baktığımız zaman görmek çok zor değil. Tekelci kapitalizmde emperyalist merkezlerin kendilerine bağımlı büyük siyasal birimlerden pek hazzetmediğini zaten biliyoruz. Merkezdekiler çevreden gelen/gelecek “itiraz basıncına” tahammül edemezler. Feodalizmden kapitalizme geçerken, feodal parçalanmışlığı aştığı gibi, ona, yani o parçalılığa yeniden dönme basıncına uygun davranırlar. Büyük ve bağımlı devletleri parçalamaya, dolayısıyla tek tük büyük, “merkezî” emperyal birimlerin dışında her bölgeyi etnik-dinsel-dilsel-kültürel vs. fay hatları doğrultusunda küçültmeye çalışırlar.
İran-Türkiye hattı işte tam da böyle bir hat...
O zaman, bu fay hattını kırmak zorundalar.
Kırıyorlar.
Buna mecburlar.
“ZOMBİ MONARŞİSTLER” ZAFERE DAHA YAKIN
Feodaliteki yerel gümrükler, farklı ölçü birimleri, farklı hukuk sistemleri, hanedanlıklar, kapalı diller, kültürler vs. burjuvazinin kapitalist devletiyle zaman içinde aşıldı; malum. Ama aynı ölçü birimleri, çok düşük veya “yok gümrükler” ve aynı hukuk sistemleri üzerinden (gerçi hukuk ve sistem denecek bir şey de kalmadı ya), bir tür aslına dönüş süreci yaşanıyor şimdilerde.
Tekelci kapitalizmde feodal bir karmaşaya dönüş zorunluluğu mu var? Düşünmemiz gerek.
Bir sosyalist blok yok artık. Onun sonuçlarını yaşamamız kaçınılmaz.
Bu, ne demek?
Bu, şu demek: Şimdi emperyalizmin en son çağında merkezdeki büyük devletler (“düvel-i muazzama”) dışındaki tüm bağımlı ve görece büyük siyasal birimlerin/ülkelerin parçalanması gerekiyor. 90 milyonluk nüfuslarıyla ulus devletlere Avrupa’nın doğusu, Asya’nın batısı ve “ortadoğuda”, böyle bir büyük üçgende, kesinlikle tahammül gösteremezler. Rusya ve Çin’i şimdilik sineye çekebilirler, gerçi onlarla da uğraşıyorlar ya, ama Türkiye ve İran gibi ülkelerin mutlaka etnik, dinsel, dilsel, kültürel fay hatlarından kırılması, bunun için -gerekiyorsa- bombalanması gerekiyor.
Eriyen ABD’nin her geçen gün azalan enerjisine kapılanmaya çalışan müttefikleriyle birlikte bu fay hatlarını kırıp dökmesi şart. Küçümen, mafya devletleri zamanıdır. Yapamazlarsa, emperyalist merkezlerin de işlemez hale geleceğini biliyorlar.
Çok kutuplu dünyanın liderleri ve kâhyaları hariç, tüm emperyalist sisteme bağımlı ülkelerin (“çevre”) küçülmesi şart. Sistemin “bekası” için tabii...
Dünyadaki 195 devletin 10-15 tanesi (“merkezdekiler”) gerçekten büyük kalacak, çoğunluk da (“bağımlı çevredekiler”) küçümenliğe mi mahkûm edilecek?
Buradan bakarsak birçok meseleyi çözebiliyoruz.
“Feodal şiddet” dedik. En zenginlerin bizzat siyasal iradeyi ele aldığı “plütokrasinin” oligarkları, toplumun en üst gelir gruplarındaki yönetici konumundaki iş insanları, zenginleştikçe kendilerine tanrısal bir haklılık vehmediyorlar. Trump, “demokrat AB’deki vasallarıyla birlikte” ve kendine vehmettiği bu haklılıkla hareket ediyor.
“Zombi monarşilerinin saldırısı” demiştik.
Başarısız olacaklarını söyleyemeyiz. Fakat eğer dikkatli bir yanıt üretebilirsek, özellikle Türkiye’nin ilerici/cumhuriyetçi damarını sosyalizmle yeniden canlandırabilirsek, bu monarşistlere tarihsel bir yenilgi de tattırabiliriz. O da mümkün.
Yoksa...
Konuşuruz...
Çok Okunanlar
İran’dan ne bir Suriye ne bir Venezuela çıkar
Doğuş Grubu restoranlarında 'gönüllü bahşiş' dönemi başladı
Yaşlı adamı 'Neden selam almıyorsun' diyerek bıçakladılar
Operatörlerin bu kadar büyük riskleri varken bırakın 5G’yi!!!
Sıra Türkiye’de: 'Zombi monarşilerin' demokrasi bombaları
ABD Büyükelçisi, Şark Meselesi ve Osmanlı Devleti
Tanju Özcan'ın savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı
Londra'da savaş tamtamları çalıyor
Muhalefet ve iktidar ilişkisi nasıl olmalı?
Trafikte tehlike hızda değil