Her devlet, her devrim, her savaş; kendisine tarihsel, siyasal, felsefi, ideolojik, toplumsal, sınıfsal kökler, dayanaklar aradığı gibi, meşruiyetini de güçlü bir zemine oturtmak ister. Türk Devrimi’ne, Kemalist Devrim’e, Cumhuriyet Devrimi’ne bakınca, bunu iki temel kavramda görürüz.
Erzurum Kongresi’nin tüm yurda ve dünyaya haykırdığı şu mesaj, Atatürkçülüğün de Cumhuriyetin de özüdür, ruhudur: “Kuvayı Milliye’yi amil ve irade-i milliyeyi hakim kılmak”.
Bu söz, Kemalizm’in, Kemalist Cumhuriyetin, ulusal egemenliğe ve tam bağımsızlığa dayanan, aydınlanmayı, eşitliği önceleyen, antiemperyalist, millici, halkçı yöneliminin özetidir adeta. O nedenle Atatürkçülük; eğer iki kelimeyle anlatılmak istenirse, o iki kavram şudur: Tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik. Yani, istiklal-i tam ve hakimiyet-i milliye. Akıl, bilim ve antiemperyalizm de bu iki temel kavramın tamamlayanı, bütünleyenidir.
Bu kavramlar o nedenle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm söyleminde ve eyleminde, öncülük ettiği tüm örgütlerde vardırlar. Kuvayı milliye, irade-i milliye, hakimiyet-i milliye, müdafaa-i hukuk…
O nedenle Atatürk; tüm dünyada antiemperyalizm denince ilk akla gelen, mazlum milletlere örnek olan, ilham veren devrimcidir.
Atatürk; 1. Dünya Savaşı’nın ağır yenilgisinin, onur kırıcı Mondros Mütarekesi’nin ve Sevr Antlaşması’nın Türk Milleti’ne dayattığı düzene karşı çıkmıştır. Türk tarihinin en karanlık döneminde, milleti seferber ederek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.
Türk Milleti’ne yeni, onurlu, umutlu, aydınlık, saygın bir gelecek sunmuştur. 1.Türkiye İktisat Kongresi’nin açılışında ekonomik bağımsızlığın, üretimin, yatırımın, sanayinin, tarımın, emeğin, ticaretin önemine değinmiştir.
Osmanlı Devleti’nde eğitim düzeyi, toplumsal konumu çok geride olan kadınları, toplumun eşit, birinci sınıf bireyleri olarak hayatın her alanında görmek istemiş, bu amaçla çok cesur ve devrimci adımlar atmıştır. Bunun tersini düşünmenin, hem toplumun çağdaşlaşmasını, atılım yapmasını engelleyeceğini hem de toplumun yarısının emeğinden, yeteneğinden, hizmetinden, bilgisinden, birikiminden yoksun kalınacağını görmüştür.
O nedenle Türk kadınını modernleşme projelerinin en önemli unsuru olarak nitelemiştir. Kadınların eğitimine, sağlığına özel önem vermiş, toplumsal yaşamda, siyasette, bürokraside, akademide, sporda, sanatta, çalışma hayatında hak ettikleri yere gelmeleri için çalışmıştır.
Atatürk; laik bir ulusal kültür yaratmak istemiştir. Osmanlı’nın; bir yandan İslam, bir yandan Batı, bir yandan Türk kültürlerini birlikte yaşadığı kozmopolit yapısı düşünüldüğünde, saray ve halk arasındaki kopukluk, dil başta olmak üzere dikkate alındığında, Atatürk’ün zoru başardığı görülür.
Saray ve halk, aydınlar ve halk, seçkinler ve halk arasındaki derin uçurumu ortadan kaldırmak için, Türklüğün, Türk kültürünün, Türkçenin öne çıkarılması için atılması gereken ilk zorunlu adımın alfabe değişikliği olduğunu bilen Atatürk, bu büyük atılımı da çok kısa sürede başarmıştır.
Kısacası, Atatürk’ün şu sözü, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın hedefinin de özetidir:
“Efendiler biz bu hakkımızı mahfuz bulundurmak, istiklalimizi emin bulundurabilmek için, heyeti umumiyemizce, heyeti milliyemizce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücahedeyi caiz gören bir mesleği takip eden insanlarız”
Çok Okunanlar

Teğmenlere 500 Bin Lira tazminat çıkarıldı... Dolar Kuru ayrıntısı...

Devlet Bahçeli 66 gün sonra geri döndü!

CHP’de Olağanüstü Kurultay hareketliliği

İşte Jose Mourinho- Okan Buruk geriliminin perde arkası!

Vatandaşlardan Ekrem İmamoğlu'na 15.5 milyon oyla dev destek!

AKP’li belediyeden ucuza aldı, İBB’ye 10 katına sattı

Gelinim Mutfakta 4 Nisan Cuma puan durumu: Bugün kim elendi?

Adana Portakal Çiçeği Festivali 2025 ne zaman? Kortej yürüyüşü ne zaman?

Siyasi belirsizliklerin gölgesinde hukukun üstünlüğü ve yapısal reformlar

Bolu'da 78 kişiye mezar olan yangın faciasında yeni detaylar...