Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Karabağ’da sessiz tanıklık

Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında uzun yıllar devam eden Karabağ sorunu, 2020 yılında yaşanan ve 44 gün süren savaşın ardından Azerbaycan’ın zaferi ile sonuçlandı. Savaşın sonunda Karabağ'ın büyük bir bölümü yeniden Azerbaycan'ın kontrolüne geçti. Bu gelişmenin ardından bölge yeniden imar sürecine girerken kontrollü olarak turistik ziyaretlere de açıldı.

Ben de bu geziye katılarak yıllardır haberlerden, kitaplardan ve akademik çalışmalardan takip ettiğim coğrafyayı yerinde görme fırsatı buldum. Bölge tarihini bilen biri için bu yolculuk yalnızca bir gezi değil, aynı zamanda geçmiş ile bugün arasında kurulan güçlü bir bağ niteliğindeydi.

Karabağ, yalnızca tarihî yönüyle değil, jeopolitik konumuyla da dikkat çekmektedir. Bölge, Azerbaycan'ın iç kesimleri ile Ermenistan ve İran'a yakın konumu nedeniyle Kafkasya'nın stratejik noktalarından birisi olması bakımından önemlidir. Bu nedenle Karabağ, uzun yıllar boyunca yalnızca iki ülke arasında değil, bölgesel güvenlik açısından da önem taşıyan bir yer olmuştur.

Yolculuk boyunca Karabağ'a özgü mugamlar ve “Karabağ” türküsü eşliğinde ilerlemek, geziye farklı bir anlam kattı. Bir yandan yeniden inşa edilen şehirleri görürken, diğer yandan yaşanan acıları düşünmemek mümkün değildi. Savaşın geride bıraktığı yıkım ile yeniden başlayan hayatın aynı coğrafyada yan yana bulunması ziyaretçilere farklı duyguları aynı anda yaşatıyordu.

Bölgeye giriş özel izinle gerçekleştiriliyor. Ziyaret programında Ağdam, Hocalı, Hankendi, Şuşa, Laçın, Zengilan yer aldı. Ağdam, Hocalı, Hankendi, Şuşaen çok zarar gören yaşam yerleri olduğu için bu yerlerin inşasına öncelik verilmiştir. 

Ağdam'a giden yol boyunca mayın tehlikesinin hâlâ tamamen ortadan kalkmadığı görülüyordu. Ermeniler mayın haritalarını vermediğinden tümünün temizlenmesi mümkün olmamıştır. Ermenilerin Ağdam’ı yaşamak için değil, savaşa hazırlık için kullandıkları bilinmektedir. Yol boyunca görülen uyarı levhaları, savaşın izlerinin hâlen silinmediğini hatırlatıyordu. Buna karşın 1992-1993 döneminde ve 2020 yılındaki savaşta şehit olanlar anısına dikilen geniş badem ağaçları bölgeye ayrı bir anlam katıyor. Askeran yolundaki üzüm bağları ise savaşın izlerine rağmen doğanın yeniden canlanabildiğini gösteriyor.

Allahverdi Bağırov Köprüsü olarak da anılan Askeran Köprüsü bölgenin yakın tarihine tanıklık eden yapılardan biri. Ermeniler tarafından esir alınan Türklerin benzin karşılığında değişiminin yapıldığı köprü, bugün sessiz görünse de ziyaretçilere yakın tarihin ağır hatıralarını düşündürüyordu.

Ağdam ile Hocalı arasındaki Askeran Kalesi de ziyaret edilen önemli duraklardan biriydi. 1751 yılında inşa edilen kale, Karabağ'ın tarihî yapılarından biri olmasının yanı sıra çatışmalar döneminde çok sayıda şehit verilmesi nedeniyle de hafızalardan kaybolmayan bir mekân. Askeran’da Ermeniler tarafından paralı askerlere tahsis edilmiş yeni evler dikkat çekmekteydi. Bu evler bugün bölgede görev yapan ordu mensuplarına, polislere ve ailelerine tahsis edilmiştir. Bu durum bölgenin yeniden iskân ve normalleşme sürecinin bir parçası olarak dikkat çekiyordu.

Karabağ'ın kültürel simgelerinden biri olan Şuşa ise ziyaret boyunca beni en fazla etkileyen şehirlerden biri oldu. Doğal güzellikleri, tarihî mimarisi ve kültürel mirasıyla farklı bir atmosfer sunan şehir, savaşın en kritik aşamalarına da sahne olmuştu. Özellikle Cıdır Düzü'nde bulunmak, savaşın seyrini değiştiren gelişmeleri ve bu uğurda hayatını kaybedenleri düşünmeden gezmeyi zorlaştırıyordu. Burada manzara ne kadar etkileyiciyse geçmişin bıraktığı izler de bir o kadar derin hissediliyordu.

“Kafkasların İsviçre'si” olarak anılan Laçın ise yemyeşil doğası ve dağ manzaralarıyla öne çıkıyordu. Bölgenin doğal güzelliği, yeniden yapılanma çalışmalarıyla birleşince ziyaretçilere bambaşka bir Karabağ görüntüsü sunuyordu.

Laçın’in doğal güzellikleriyle öne çıkan Zabuh köyünden Zengilan’a doğru giderken Hakari Çayı boyunca uzanan tali yoldan Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki geçiş güzergahı olan Laçın Dehliz’inden geçtik.

Zengilan'a ulaştığımızda ise Aras Nehri'nin ayırdığı Azerbaycan-İran sınırı boyunca ilerledik. Nehrin oluşturduğu doğal sınır, yalnızca iki ülkeyi birbirinden ayırmıyor, aynı zamanda Karabağ'ın jeopolitik önemini de gözler önüne seriyordu. Yolculuğun son duraklarından biri olan Cebrail ise Birinci Karabağ Savaşı sırasında büyük ölçüde yıkıma uğrayan şehirlerden biri olarak savaşın bıraktığı ağır tahribatı hâlâ hissettiriyordu. Buna rağmen devam eden yeniden inşa çalışmaları, bölgenin geleceğine ilişkin umut veren en önemli görüntülerden birini oluşturuyordu.

Karabağ gezisi bana bir gerçeği yeniden hatırlattı: Savaşlar yalnızca şehirleri değil, insanların hafızasını da derinden etkiliyor olsa da yeniden inşa edilen yollar, evler, okullar ve sosyal yaşam alanları, geleceğe yönelik yeni bir sayfa açılabileceğini de gösteriyor. Karabağ bugün, bir yandan geçmişin izlerini taşıyan, diğer yandan ise yeniden hayat bulan bir coğrafya olarak ziyaretçilerini karşılıyor. Bu nedenle bölgeyi gezmek, yalnızca yeni şehirleri görmek değil; tarihin, savaşın ve yeniden başlayan hayatın aynı anda hissedildiği bir yolculuğa tanıklık etmek anlamına geliyor.