Arkadaş bırakın laikliğin akademik veya sosyolojik tanımlarını.
Laiklik nedir? En basit tanımıyla anlatalım;Laiklik kısaca dini kötülüklerden uzak tutmaktır.
Din derken sadece İslamiyet’i kast etmiyorum. Hristiyanlık, Musevilik, Budizm, Hinduizm filan. Hepsi.
Müdürün biri “Kabe’de Hacılar” müziğini zil sesi olarak çalmış okulda. Olmaz.
Yarın başka bir müdür de gelip Hristiyan ilahisi, Musevi dini melodisi nesi çalarsa ne olacak?
Yahu Hindular ineğe tapıyor ineğe. O da okulunuza getirip sınıfınızın ortasına ineği oturtursa ne olacak?
Kabul edecek misiniz? Hayır.
Efendim İslamiyet’le Hinduizm’in ne alakası var filan demeyin.
Arkadaş o da din. Öbürü de din.Beriki de din.
Benim çocuğuma okulda Yahudi hahamı gelip kipa dağıtırsa kabul etmem. Ama bir imam gelip defes ya da namaz takkesi dağıtırsa o da kabul edilemez.Cemaat veya tarikat kırıntıları da bilmem kol ya da kıl dağıtamaz.Yahu olur mu demeyin, oluyor. Yok bilmem Efendi hazretlerinin kolu deyip takma kol öptürüyorlar insanlara. Bilmem hangi gavsın kılı deyip de döndürüyorlar etrafında. Memleket cahil olunca.
Oluyor işte.
Laiklik dinleri tarikatlardan, cemaatlerden, din tüccarlarından, din istismarcılarından korur.
Efendim tarikatlardan cemaatlerden neden koralımder gibisiniz sanki.Ama cevabı çok basit. Örneğin Fetöcü gibi, örneğin televizyonlarda kadın oynatarak din tüccarlığı yapan Adnancılar gibi, ne biliyim her türlü tarikatlardan korunması gerekiyor dinlerin. Ya da İslamiyet’in. Veya kendisini peygamber yerine koyan tarikat gavslarından korumalıdırdinler. Zatenpeygamber zamanında tarikatlar,cemaatler yoktu.
Sonradan türedi.
Atatürk bu konuda çok güzel demeç vermiş. Açık ve net.
“Laiklik aslâ dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele ettiği için, gerçek dindarlığın gelişmesinin önünü açmıştır. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, ilerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinin başka kimse olmaz.”
Doğu kavimlerinin fanatiklerinden kastı kim, elbette cemaatler ve tarikatlar.
Ve devam ediyor; ‘Laikliği dinsizliğe benzetenler, toplumların ilerlemesiniistemeyenlerdir, gözünü perde bürümüş tarikat ve cemaatlerinden başka kimse değildir’ diyor.
Yaklaşık bir asır önce, 1930 yılında söylemiş bunları.
Atatürk ayrıca “Din gibi temiz bir duygu, politikaların gibi kirli oyunlara alet edilemez. Din, ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır" diyor.İşte Laiklik tam dabuna deniyor.
Diyeceksiniz ki yahu ne var din alimlerinin iktidarla birlikte olmasında, politikacılarla birlikte bulunması veya iktidara yakın olmasında filan. Protokolde cumhurbaşkanı ile yan yana oturmasında. Olsun diyelim örneğin, Diyanet işleri Başkanını baş tacı yapalım veya herhangi bir tarikatı veca cemaati devletin işlerine karar veya fetva verici alanlara sokalım.
Tamam da darbeyi sadece askerler yapmaz arkadaş.
Yarın Diyanet İşleri Başkanı veya iktidara yakın bir cemaat ya da tarikat lideri iktidara söz geçirmeye kalkışır. Söz geçiremediğinde de darbe yapmaya kalkışır. 15 Temmuz kalkışmasını ne çabuk unuttunuz. Onlar değil miydi okullardan topladıkları öğrencilerle “Uluslararası Türkçe Olimpiyatları” yapan. Onlar değil miydi okullarda zorla zaman gazetesi okutan. Onlar değil miydi öğrencileri okullarda zorla namaza götüren.
Ne çabuk unuttunuz?
Hadi geçtik '15 Temmuz'u.
Kurtuluş Savaşında “teslim olun” yazılı şeyhülislam fetvasını, padişah fermanını Türk cephelerine Yunan uçaklarıyla atan imamlar, tarikatlar cemaatler değil miydi.Bu ülkenin kurtuluş mücadelesi veren Türk Milletine “Hurucu Aleysselam” diye iftira atan, yani ‘dinden çıktı’ diyen onlar değil miydi arkadaş?
Sorarım size. Askerlik şubesini basıp asker ve subayı katleden Konya’daki sarıklı Delibaş değil miydi.
Fransızların elindeki Akbaş cephaneliğini basıp Türk Milletine cephane ve silah taşıyan Edremit kaymakamı Köprülü Hamdi Bey’i işkenceyle öldüren Kara İmam değil miydi?
Sıcak kanıyla bu topraklarda şehit düşen Türk askerlerine karşı vaaz veren, dinsiz diyen Adapazarı Orhan Camiinin imamı, Arap hoca denilen şahıs, hain değil miydi?
Hadi Kurtuluş savaşını, Milli Mücadeleyi de geçtik.
Abdülhamit’in devrilmesine neden olan 31 Mart ayaklanmasını başlatan Ali isimli Kör İmam değil miydi?
Hacıları hocaları imamları hafızları gavsları devlet katından, okul katından çekin arkadaş.
Onların yeri oralar değil, camiler.
Arkadaş Osmanlı’da 131 Şeyhülislam görev yaptı. Padişah üzerinde baskı kurma, isyanlara karışma, rüşvet alma, padişahın kararlarına engel olma gibi nedenlerden dolayı yaklaşık 100’ü görevden alındı. Yani Padişahın işine karışmaktan, padişaha darbe yapmaktan, isyan etmekten alındı görevden bunlar.
Neden, şeyhülislamlar karışıyordu çünkü devlet işine. İşte laiklik devlet kurumlarının birbirinin işine karışmamasıdır. Bu anlamda laiklik devleti korumaktır. Toplumu korumaktır.Laiklik dini korumaktır. Laiklik esasen İslamiyet’i korumaktır.
Laiklik ne şaraptır ne rakıdır. Laiklik ne mini etektir ne de türbandır. Laikliğin açık ya da kapalı giyinmekle de bir ilgisi yoktur. Laiklik ‘din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması’ gibi bir düşünceye de hapsedilmemelidir. Laiklik politikacıların, istismarcıların, çıkarcıların eline İslamiyet’i düşürmemektir.
Bu açıdan laiklik İslamiyet’in de sigortasıdır.
Yahu laiklik olmazsa Hanefilik, Şafilik, Alevilik, Sünnilik de yaşayamaz. Sen şimdi kalkıp da Suudiliği, Selefiliği veya Vehhabiliği diğer mezheplere dayatırsan olmaz. Çatışır. Sünnilikle bile çatışır.İşte bu çatışmayı laiklik önler.Laiklik bütün dinlerin, mezheplerin ortak çimentosudur. Laiklik belli bir dinin veya mezhebin başkasına dayatılmamasıdır. Laiklik dinler özgürlüğüdür. Laiklik olmazsa ne olur biliyormusunuz?
Allah muhafaza Türkiye Avrupa Ortaçağındaki gibi Mezhep savaşlarına başlar.
O yüzden, Atatürk’ün sözünü bir kez daha hatırlayalım; “…din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse hiçbir kimseyi ne bir din, nede bir mezhebi kabul etmeye zorlayamaz. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.”
Nokta.
Atatürk bu muhteşem sözü ne zaman söylemiş? 2015’teki Fetö darbesinden 115 sene önce. Bizi uyarmış. Sanki haber vermiş.
Arkadaş Dünyanın en ileri, en modern yasalarından, bildirgelerinden olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi bile 1948 yılında ancak benzer şeyleri söyleyebilmiş.
Ne zaman, Atatürk’ten 18 sene sonra.
O yüzden yapmayın etmeyin. Atatürk bu ülkenin temeli, Laiklik de bu ülkenin teminatıdır.Her şeyden önce, dinlerin ve inançların iç içe ve özgürce yaşamasıdır.
Laiklik bir ülkenin, sigortasıdır...
Çok Okunanlar
'İran'a yönelik saldırıdan üzüntü ve endişe duyuyorum'
İranlı muhalifler, Londra'da Şah Pehlevi için yürüdü
İletişim Başkanı Duran: Devletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte
Savaş kabusu
Sondan bir önceki istasyon
Arslan'ı boğmaya kalkan sırtlanlara lanet olsun! Unutturulan Atatürk
'Bombalar altında sevinç: İran’da neden bazıları ABD saldırılarını destekliyor?'
Nazım Hikmet’in avukatları kimlerdi?
Dünya İslam Birliği'nden İran'a kınama geldi
‘Türkiye savaşın dışında kalmalı’