Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,3958
Dolar
Arrow
44,7018
İngiliz Sterlini
Arrow
59,1249
Altın
Arrow
6419,4481
BIST
Arrow
10.729

Kontrollü ilaç çalışmasının başına gelenler

Kontrollü ilaç çalışmasına, tıp araştırmaları alanında, geçen yüzyılın en önemli buluşu diyenler dahi olmuştur. Diyelim yeni geliştirilmiş bir ilacın bir hastalığa iyi gelebileceğine dair bir dizi gözlem vardır. Gözlemlerin gerçeği nasıl ve ne derecede yansıttığının en kesin yolu ise kontrollü bir ilaç çalışması yapmaktır. 

Bu amaçla, çalışmanın sonunda kural olarak yapılacak istatistik irdelemenin de sağlıklı olmasını gözeterek, yine diyelim 200 dolayında B hastalığı olan ve böyle bir çalışmaya gönüllü olarak katılacak denek bulunur. Gönüllülere önce katılacakları çalışmanın ana amacı, sınanacak ilacın olası yan etkileri ve çok özetle böyle katılmanın çeşitli külfetleri anlatılır. Gönüllüler çalışma boyunca, ya kendilerine iyi geleceği tasarlanan A ilacını ya da görünüşü ona tıpatıp benzeyen etkisiz bir madde (örneğin şeker), diğer bir deyişle plasebo veya aynı hastalığa iyi gelip halen piyasada bulunan bir ilacı alacaklar ve belirli aralıklarla sürede hastalıklarının gidişi izlenecektir. Söz konusu 200 hasta arasında kimin yeni ilacı kimin de plasebo veya eski ilacı alacağı kura ile belirlenecek ve çalışma süresince ne hastalar ne de çalışmayı yapan hekimler söz konusu kura sonucunu bilmeyeceklerdir. 

Çalışma süresince, sıklıkla 3-12 ay, hastalar belirli aralıklarla ve titizlikle izlenirler. Vurguladığım gibi yine çalışma süresince gerek hastalardan gerekse de onları izleyen doktorlardan gizli tutulmuş hangi hastanın ne aldığı açıklanır ve yeni ilacın eski ilaç veya plaseboya bir üstünlüğü olup olmadığı yine titiz bir istatistik irdeleme sonucu ortaya çıkar.  Bu irdelemede kıyaslamalar, doğal olarak, sınanan yeni ilacın gerek iyileştirici etkileri gerekse de zararlı yan etkileri açısından yapılır. 

Herhangi yeni bir ilacın piyasaya çıkmasının hemen şaşmaz önkoşulu aynı ilaçla yapılmış, böyle bilimsel değeri yüksek, kontrollü veya tam deyişiyle, çift-kör randomize kontrollü ilaç çalışmalarıdır.  Günümüzde gerek ABD’de FDA gerekse de AB’de EMA yeni ilaçlara öncelikle böyle çalışmalar bazında ruhsat verirler. 

Söz konusu çalışmalarda ön planda sınanan yeni ilacın iyileştirici etkisidir. Kuşkusuz çalışma boyunca ortaya çıkabilecek ilaca bağlı yan, olumsuz etkiler de dikkatle izlenir ve ilacın ruhsatlandırmasında doğal olarak göz önüne alınır. Öte yandan yeni bir ilacın olası yan etkilerinin irdelenmesi önce hayvan deneyleriyle, daha sonra da az sayıda sağlıklı ve/veya hasta gönüllüler üzerinde yapılır ve bu aşamalardan sonra ciddi ve belirgin olumsuz bir yan etki göstermeyen yeni ilaçların bu kez olası iyileştirici etkileri böyle randomize kontrollü çalışmalarla araştırılır. Hemen ekleyeyim. Kimi örnekte piyasaya yeni çıkmış bir ilacın olumsuz etkileri ilaç ruhsatlanıp yaygın kullanıma girdikten sonra da ortaya çıkabilir. Bu nedenle de yeni ilaçların sonradan ortaya çıkabilecek olası yan etkileri ulusal ve uluslararası kuruluşlarca titizlikle denetlenir. 

Kısaca randomize kontrollü ilaç çalışması hastalar üzerinde yapılan, ana amacı insanlık hizmetine yeni bir ilaç sunmak olan, dört dörtlük bilimsel bir deneydir. Bilim tarihinde ilk örneği 1948 yılında İngiltere’de yapılmış, verem hastalığı tedavisinde streptomisinin etkisini kanıtlayan ünlü MRC (Medical Research Council) çalışmasıdır. Ülkemizde ise, ondan evvel yabancı firmaların psikiyatri hastaları üzerinde yaptığı birkaç etik dışı çalışma dışında, ilk örneği Cerrahpaşa Behçet Hastalığı Araştırma Grubunun yaptığı ve kolşisin denen ilacın bu hastalığın kimi belirtisine iyi geldiğini kanıtlamış araştırmadır. Böyle çalışmalar tanım üzeri hastalar üzerinde yapılan deneyler olmaları açısından etik açıdan çok titizlik gerektirirler. Gönüller önce katılacakları çalışmanın yarar ve zararlı yanlarını kendilerine en yalın bir şekilde açıklaması gereken bir aydınlatılmış onam formunu okur, hakkında araştırıcılara sorular sorar ve akılları keserse çalışmaya girmeye olur verirler. Burada vurgulanması gereken, sınanacak ilacın çalışma sonunda hastalığa etkisi kanıtlanırsa, çalışmanın başında çekilmiş olan yapılmış olan kura nedeniyle hastaların bir bölümü sınanan ilaçtan hiç yararlanmamış olacağıdır. O nedenle de çalışmaya katılmaya onam veren gönüllü hastanın bu çalışmaya öncelikle toplum yararı açısından katılacağıdır.  

Üzücü bir gelişme randomize kontrollü ilaç çalışmalarının son yıllarda yeni bir ilacın etkinliği sınamak yerine görece yeni bir ilacın yan etkileri veya zararlarını sınamak için kullanılmaya başlanmasıdır. Senaryo aşağı yukarı şöyledir. Etkinliği geleneksel yöntemle kanıtlanıp ruhsatlanmış bir ilacın yaygın olarak kullanımından bir süre sonra, çoğu kez birkaç yıl içinde, olası yan etkilerini ilaç izleme kuruluşlarına bildirirler veya tek tük bilimsel yazılar ortaya çıkmaya başlar. Kimi örnekte bu olası yan etkiler örneğin kaşıntı veya hafif ishal gibi görece eften püften sorunlar değil artan sayıda kalp krizi, kanser, felç ve hatta ölüm gibi çok ciddi sağlık sorunlarıdır. Bu durumda izlenecek doğru yol bir an evvel deneysel değil, salt gözlemsel yöntemlerle bu olası yan etki bildirimlerinin gerçekliğini, icabında söz konusu ilacın satışını da durdurarak, araştırmaktır.  Teslim ediyorum, böyle gözlemsel çalışmalar bundan 20-30 yıl evvel çok zor yapılırdı. Ancak günümüzde yapay zekâ desteğiyle gözlemsel veri toplamak daha kolay ve güvenilir hale gelmiştir.

Üzüntüm devam ederek belirteyim. Günümüzde, kimi örnekte, bu sonradan çıkan yan etkilerin söz konusu ilaçla ilgisinin sınanmasında da yukarıda, esasında hasta insanlar üzerinde deney olduğunun altını çizdiğim, randomize kontrollü çalışma yöntemi uygulanmaktadır. Örnek senaryo şöyledir. Diyelim elimizde kan şekerini düşürdüğü kanıtlanıp ve şeker hastalarında kullanımı ruhsatlanmış bir ilaç vardır. Ancak ilacın yaygın olarak kullanılmasından bir süre sonra aynı ilacın şeker hastalarında belki de kalp krizini arttırdığı yolunda bildiriler alınmaya başlanır. Bunun üzerine ilacı üreten firma, kimi kez devletin değil desteği, zorunlu kılmasıyla, bu olası yan etkileri sınayacak bir kontrollü çalışma başlatır. Üstüne üstlük çalışmaya katılacak gönüllü hastalar kalp krizine eğilimleri artmış, diyelim kan lipid değerleri yüksek hastalar arasından özellikle seçilir vs.

Anlattıkça bu kez öfkem artıyor. Bakın II. Dünya savaşı sonrası Nazilerin yargılandığı Nuremberg mahkemesinin bir çıktısı da ünlü Nuremberg Tıp Araştırmaları Etik Kodu’dur. Nazilerin yaptığı insanlık dışı tıp araştırmalarına doğal tepki olarak hazırlanmış 10 maddelik bu kısacık kodun 5. maddesi aynen şöyle der: Deneyi yapan doktorların denek olacağı koşullar hariç, tasarımında, sonuçta ölüm veya kalıcı sakatlık ortaya çıkabileceği öngörülen hiçbir deney yapılmamalıdır. 

Geçenlerde CNN Int. kanalında deneyimli sunucu Amanpour programına bir İngiliz tarihçiyi konuk edip ona şu soruyu yöneltti: “Genellikle olan bitenler hakkında ılımlı yorumlar yapan bir bilim insanı olarak biliniyorsunuz. Ancak bu yakında bir yazınızı, biraz da şaşırarak, okudum. Günümüzde yeryüzünde egemen otoriter yönetimler hakkında çok sert yorumlar yapıyordunuz. Size sormak istediğim şu: Bu olan biteni çok iyi bildiğinizi bildiğim binlerce yıllık insanlık tarihinin en çok hangi yerine, evresine benzetiyorsunuz?”

Tarihçi anında ve çok kısa ve kesin bir yanıt verdi: “Berlin,1932.”