24 Mayıs Pazar, CHP ve Türk siyasi tarihinde unutulmayacak bir “kara gün” olarak yerini almıştır...
Lafı fazla uzatmak niyetinde değilim... 13 seçim kaybetmiş ve 13 yıl CHP Genel Başkanlığı yapmış bir siyasi figürün, AKP iktidarının kontrolü altında bir yargı darbesiyle tekrar Genel Başkanlık koltuğuna oturması sözün bittiği yerdir...
Evet Özgür Özel yönetimi yanlışlar yaptı, acemilikler yaptı... Partinin yönetim kadrolarında hak etmediği halde bazı isimler yer aldı... Çünkü koltuğuna yapışmış liderler nedeniyle zamanı gelmiş değişimler, maalesef “siyasi depremlere” neden olmaktadır...
Elalemin liderleri bir seçim kaybediyor koltuğu bırakıyor, bizimkiler 13 seçim kaybettikten sonra bile koltuk kavgasında bütün gemileri yakıyor... Ardından toptan reddedişler, küsmeler, dışlamalar, kırgınlıklar ve yeni yönetimin el yordamıyla yolunu bulmaya çalıştığı bir alacakaranlık süreci...
Partiyi yöneten liderler, sorumluluk anlayışı içinde kendisinden sonra partiyi yönetecek kadroları yetiştirmesi gerekirken, olası lider adaylarını temizlemekle uğraştı...
Bir türlü o koltuğu, çevresindeki şakşakçıların da gazıyla bırakmadı...
Ecevit’te de bunu yaşadık, Demirel’de de, Erbakan’da da, Baykal’da da ve en son en acı şekilde gördüğümüz gibi Kılıçdaroğlu’nda da... Umarım “Parti kimsenin babasının malı değil” gibi komik açıklamalar yaparak milletin gözünde daha fazla küçülmeden ve partiyi dibe vurdurmadan, CHP’deki bu deprem en az zararla sona erdirilir.
Ülke ekonomik olarak en zor günlerini yaşıyor... Yağma-talan mantığıyla milletin köyleri, bağları-bahçeleri, ormanları ihale ediliyor... Bölgemiz ve dünya yıkıcı ve acımasız bir dönemden geçiyor... İran’la yaşanan savaş bütün sıcaklığıyla ortada dururken, daha dün ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio komşumuz Ermenistan’ı ziyaret etti... Bu ziyaret sırasında Rubio ile Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan, kritik mineraller ve nadir toprak elementleri konusunda anlaşma imzaladı...
ABD ve elbette birlikte hareket ettiği emperyalist ülkeler, bir strateji doğrultusunda savaşlar çıkarıyor, anlaşmalar imzalıyor... Dünyada enerji dönüşümü ve kritik mineraller etrafında şekillenen küresel rekabet yeni ilişkileri ve ittifakları da beraberinde getiriyor...
Emperyalist ülkeler ya zorla ya da yeni anlaşmalar ve ittifaklarla hedef bölgelerdeki yer altı zenginliklerini kontrolleri altına almayı amaçlıyor... İran’la yürütülen savaş bu stratejinin tam ortasında yer alıyor... Sadece petrol-doğalgaz kaynaklarıyla değil, kritik mineral zenginlikleriyle de yağmacı kartellerin ağzını sulandıran bir ülke İran...
Kontrol etmek istiyorlar ve sorun istemiyorlar...
Bugün PKK’nın defterinin dürülmek istenmesi de, yürütülen yeni barış süreci de bu stratejinin bir parçası... Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’su onlar için ihale sahası... Şirketlerin, kartellerin çalışması için çatışmaların bitmesi gerekiyor... Altın, gümüş, bakır, nadir toprak elementleri vs. ne varsa kontrolleri altına alıp yönetmek istiyorlar.
Bunun içinde iş birliğine açık, sorun çıkarmayan iktidarlara, bir imzayla her şeyin halledildiği, sevecen monarşilere ihtiyaçları var... Demokrasinin yara alması, seçimlere hile karıştırılması, haksızlıklar, yerlilerin yaşam hakkı, köyleri, ormanları umurlarında değil... Normal bir demokraside, Anayasa ve yasaların geçerli olduğu bir düzende asla yapamayacaklarını yapmak istiyorlar. Bu nedenle ABD Büyükelçisi Tom Barrack,
Orta Doğu'da demokrasi pelerini giyen ülkelerin başarısız olduğunu ve bölgede gerçek anlamda işe yarayan tek şeyin güçlü liderlik rejimleri, merhametli (hayırsever) monarşiler veya meşruti monarşiler olduğunu söyleyebiliyor...
Bir yandan kaynakların kontrol edilmesi mücadelesi verilirken, diğer yandan da nasıl üretildiği ve nasıl dağıtıldığının da mücadelesi yapılıyor... Karşı karşıya olduğumuz işçilerin köle olarak görüldüğü, köylülerin yok hükmünde sayıldığı bir düzen...
Kısacası bir emperyal oyunun tam ortasındayız. Bu emperyal oyun masasında Türk milleti var... Türk milletinin köyleri, dağları, ormanları, meraları-yaylaları var... O ihaleler boşuna yapılmıyor... Ancak planladıklarını hayata geçirmek için ne “güçlü liderlik rejimleri” ne de “hayırsever monarşiler” yeterli olmayacak. İşte bu nedenle itiraz edebilecek, karşı durabilecek örgütlü yapıları bir bir yok etmek için çabalıyorlar.CHP’ye yapılan operasyonu bu açıdan da görmek gerekiyor...
Çok Okunanlar
Türk balıkçı ile Yunan Sahil Güvenliği karşı karşıya geldi
Mutlak Butlan kararının faturası ağır oldu
Derdi tavan değil taban!
Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz'dan Özgür Özel'e kritik çağrı
Bayram izninde cezaevinden çıkan şahıs üç kişiyi bıçakladı
Özgür Özel'den 'haram araç' tepkisi
Öldürdüğü dayısı ve yaraladığı annesiyle 3 gün aynı evde kaldı
Kendimi bu kadar acılı, üzgün ve kırgın hissetmemiştim
'Tüm adımlar Özgür Özel'in bilgisiyle atıldı'
Kılıçdaroğlu cephesi geri adım attı