Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Gölge bankacılık, Çin ve Türkiye: Kürede tekno-emperyalizm (II)

Kapitalizminin günümüz versiyonu neoliberalizm, son 45 yılda çeşitli araçlarla yeni emperyalizmin “tekno” seviyesinde ilerliyor. Tekno ön ekini, küresel kapitalizmin dijital teknolojilerdeki gelişmeler sayesinde tarihte görülmemiş ölçüde finansallaşmasına bağlamak mümkün. Bu finansallaşmış emperyalizmin boyutu, küresel dengesizlikler ve başta işçi sınıfı olmak üzere tüm orta ve alt sınıflarda yarattığı tahribat ve büyük eşitsizlikle açıklanabilir.

Son 20 yıldaki küresel dengesizlikler yeniden ciddi bir risk olarak ön plana çıktı. 2025’in ilk yarısında ABD’nin cari açığı GSYİH’sinin yüzde 4,6’sına ulaşarak “2008 küresel finans krizi” öncesindeki (2006) zirvesinden bu yana en yüksek seviyeye çıktı Buna karşılık Çin’in cari fazlası 2025’in ilk üç çeyreğinde kendi milli gelirinin yüzde 3,5’ne yükselmiş, Euro Bölgesi ise yüzde 2 civarında cari fazla vermiş.

3500 yıllık Çin uygarlığı yine Batı ve Doğu tarafından kilit ülke olarak görülüyor. Bu bağlamda yapılan Çin-ABD görüşmesinden jeopolitik parçalanma çıkmadı, fakat sorunların bir kısmı orta yerde duruyor. Çin ABD’nin 150 Boeing uçak teklifine 200 uçak alımı talebiyle karşılık verdi. Öte yandan ABD’den yıllık 20 milyar dolara yakın tarım ürünü  (soya benzeri) alımı vaadinde bulunmak durumunda kaldı, ancak yüksek teknoloji mallarında kullanılan kritik minerallerin (tüm dünyada yüzde 90’na hâkim) satışındaki rahatlama için sadece değerlendirme yapacağını belirtmekle yetindi.

Çin cari fazlayı eritme konusunda gelen G7 notuna pek kulak asmayacak gibi duruyor. Zira notta, Çin devletinin kamu harcamaları, eğitim ve sağlık üzerinden yeniden artırırsa Çinlilerin tüketiminin artacağı böylece (tasarruflar azaltılacak) cari fazlanın kısmen eritebileceği (herkes için faydalı!) öneriliyor.  

CARİ AÇIKLAR YAYILIYOR

Öte yandan finansallaşan dünyada cari açık veren ülke sayısı hızla artıyor (50 civarı). Cari açık veren ülke sayısı cari fazla verenlerin yüzde 50 üstünde seyrediyor. Çin 1,2  trilyonluk cari fazlasının bir kısmını eritebilir ama tamamından vazgeçmeyeceğini belli etti. ABD’nin cari açığı da 1,2 trilyon düzeyine ulaşarak tarihi rekorda. Demek ki, Trump yönetiminin uygulamaya başladığı gümrük tarifeleri pek işe yaramıyor ya da sınırlı bir etki var. Zaten ana akım iktisatçılarından IMF eski başekonomisti (ve arkadaşları) ABD’yi “sadece gümrük vergisi ve döviz kuruna bel bağlama” diye uyarıyor. (G7 Economist Memo on Global Imbalances, Chong Enbai, G. Gopinath, A. Weber.)

ABD’nin elindeki tekno-emperyal kozlara gelince... 1980’den 2007 sonuna (2008 küresel krizine) kadar olan finansallaşmada büyük ticari bankaların öncülüğünde bir genişleme vardı. Küresel kriz sonrası gölge bankalar ve merkez bankalarının genişleme süreci etkili oldu. Bu süreçte tekno-emperyalizmin tam olarak ortaya çıktığı gözleniyor. Zira bir yandan başta FED ve ECB gibi merkez bankalarının genişleme sürecinde bilanço büyüterek piyasaya dolar ve euro zerketmelerine, diğer yandan da zerkedilen bu devasa (15 trilyon dolar civarı) parasal varlığın gölge bankacılık faaliyetleriyle işletildiğine tanık olundu.

Çok uluslu ve ulus ötesi şirketler (TNCs) ürün geliştirme, araştırma ve pazarlama gibi yüksek değerli işleri merkezde (Kuzey’de) tutarken, çevre (çeper) ülkelerdeki tedarikçileri emek-yoğun, düşük teknolojili, dar kâr marjlı ve ağır döviz riski barındıran işlere mahkûm etti. Lider firmalar (TNCs) kendi ağlarına dolar üzerinden faturalandırma (invoicing) dayatır. SWIFT ödemelerinin yaklaşık yarısı (Euro Bölgesi dışındakilerin 5’te 3’ü) dolarla yapılır. Fed faiz artırdığında, çevre ülkelerdeki tedarikçilerin nakit dönüşüm döngüleri anında bozulur ve finansman maliyetleri fırlar. Bu maliyetler de önünde sonunda ABD cari açık finansmanını tehlikeye atabilir.

BİR FİNANSMAN YÖNTEMİ OLARAK “GÖLGE BANKACILIK”

Fakat son yıllarda ABD cari açığını finanse etmede etkili bir yöntem daha geliştirildi: “Gölge Bankacılık”. Geleneksel bankacılığın tıkanması ve regülasyonlardan kaçış ve gölge bankacılığın büyümesi dikkat çekici. 2008 krizinden sonra geleneksel ticari bankalara (Basel III gibi) ağır denetimler getirildi. Merkezdeki büyük sermaye (finans kapital), kâr oranlarının azalma eğilimine karşı daha yüksek ve hızlı getiri elde edebilmek için denetimsiz, kuralsız ve kaldıraçlı bir alan olan “gölge bankacılığa” (Hedge fonlar, özel sermaye fonları - Private Equity, para piyasası fonları) kaydı.

Bu finans tipi kaldıraçlı fonlar, emeklilik fonları, kripto paralar vb. araçlarla bankacılığın üstünde bir varlığı yönetmeye başladı.  Böylece tekno olanaklarla mülkiyet muazzam boyutlarda tekelleşti. Tıpkı 20’nci yüzyıl başındaki tröstler gibi... Aradaki fark teknoloji sahipliğiyle gelen finans gücüyle açıklanabilir.

Ayrıca sistem içindeki parayla, sistem dışındaki para arasındaki ilişkilerle sistem dışı (discrepancy, net hata noksan) para arasındaki akışkanlık, yine dijital teknoloji olanaklarıyla geliştirildi. Finans sistemi içindeki dev üçlü, yani BlackRock, Vanguard ve State Street, 2008’de S&P (finans) hisselerinin yüzde 6’sına sahipken, 2025’de bu oran yüzde 20’yi aştı.

Çevre ekonomilerin yerel finansal sistemleri, merkezdeki para politikalarına (Fed kararlarına) ve portföy tercihlerine göbekten bağlandı. Çevre ülkelerdeki büyük yerel firmalar, üretim zincirindeki sömürünün ve lider şirketlerin dayattığı 60-90 günlük uzun ödeme vadelerinin yarattığı nakit açığını kapatabilmek için uluslararası finans piyasalarına borçlanarak entegre oldular, ancak yüksek faizler ve daralan kâr marjları nedeniyle bu firmalar üretken yatırımlar yapmak yerine, paralarını yüksek getirili yerel kamu borçlanma senetlerine (finansal varlıklara) yatırmaya başladılar. Böylece çevre ekonomiler merkezin likidite döngülerinin şok emicisi (tamponu) haline geldi. Tekno-emperyalizmin kulakları çınlasın..

Türkiye’de enflasyonun kronikleşmesi ve yerli mevduat faizlerinin/enstrümanlarının paranın değerini korumada yetersiz kalması (enflasyon ölçüm sorunu), hanehalkını ve şirketleri bir “bilanço kaçışına” zorladı. Geleneksel bankacılık sistemi üzerinden yurt dışına döviz çıkarmak yasal sınırlara ve takibe tabi olduğundan, kripto paralar (özellikle stabilcoin’ler) Türkiye’deki kayıt dışı ve kayıt içi sermayenin yurt dışına çıkarılmasında en hızlı aracı (gölge aracı) haline geldi.

“NET HATA NOKSAN KALEMİ” VE ANLAMI

Merkez Bankası ödemeler dengesi verilerindeki gizemli para giriş-çıkışlarını gösteren “Net Hata Noksan” kalemindeki dalgalanmaların önemli bir kısmının arkasında bu kripto para/stabilcoin trafiğinin olduğu ekonomi yönetimlerince de bilinmektedir. Son bir yılda 39 milyar dolara varan cari açık yanında 33 milyar dolarlık net hata noksan kalemindeki eksi bakiye Türkiye açısından dikkat çekici.

Peki, Tether ve Nvidia (piyasa değeri FTSE100, CAC 40 ve DAX’dan fazla) gibi tekno-emperyalizmin merkezleri bu büyük parasal sermayeyi nereye yatırıyorlar dersiniz? Tabii ki ABD hazine tahvillerine. Böylece devasa ABD cari açığı ve bütçe açığı (toplamı 3 trilyon dolara yaklaşıyor) finanse ediliyor.

Swift sisteminin dışında bırakılarak, silah ticaretinde geri bıraktırılan Rusya, petrol fiyatlarının artışıyla Ruble’nin değer artışının keyfini süredursun, bu arada Çin’in, ana akım iktisatçıları dinleyerek, tüketime kaynak ayırmasının “tam bir felaket olacağı” görüşü var. Zira Çin bir yandan devasa rezervleriyle tasarruflarını artırarak, olası bir tekno-emperyalizm krizine hazırlık yapıyor, diğer yandan da yeşil teknolojileri (elektrikli araçlar ve güneş panelleri) geliştirerek, küresel iklim hedeflerine uygun ucuz ve yüksek teknololi mallarda liderliği başarıyor.

Burada sorun Batı’daki tekellerin rekabet gücünü kaybetmesi. Michael Roberts’a göre, eğer Çin, Batı’nın ve IMF’nin tavsiye ettiği gibi tamamen tüketim odaklı ve serbest piyasaya dayalı bir model uygulayarak devlet sektörünü tasfiye ederse, emperyalist finansal hiyerarşinin boyunduruğu altına girer. Buna katılmamak elde değil, hele Türkiye’deki cari açık ve NHN ilişkisini düşününce... Bu konuda Almanya’nın son zamanlardaki tavrı, hızlı silah yatırımı ve sosyal harcamalardaki kesinti çabası. Almanya cari fazlasını otomobil fabrikalarının bantlarını silah üretiminde kullanarak (Volkswagen) yapmaya devam ederse, hem bu cari fazlayı bir daha göremez, hem de reel ücretleri eritecek bir artı değer açığıyla karşılaşabilir. Tabii demokratik ortam cevaz verirse..

Baştan beri vurguladığımız küresel dengesizlikler, Çin sayesinde bir miktar ertelense de bizi yine küresel kriz çemberine sokuyor, kaçış yok! Sonrasında dünya aynı olmayacak tabii, bilesiniz...

Türkiye için analize devam edeceğiz..