Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,0459
Dolar
Arrow
44,2352
İngiliz Sterlini
Arrow
58,3876
Altın
Arrow
7133,3333
BIST
Arrow
10.729

'Kârlılık analizi' ve 'savaş çıkmazı'

“Burjuvazi üretim araçlarında, dolayısıyla üretim ilişkilerinde ve bununla beraber tüm toplum ilişkilerinde sürekli köklü değişiklikler yapmadığı müddetçe var olamaz” der Karl Marx. Savaş bu bahsettiği köklü değişiklerin en köklüsüdür. Hele ki güç ilişkilerini kendisine araç yapan hegemonya rekabetinde savaş kaçınılmazdır.

Bir taraftan ABD’nin en büyük iktisadi rakibine (Çin) yıllarca ucuz petrol sağlamak, diğer taraftan İsrail’in jeostratejisine sürekli risk üretmek, İran’ın yıllar içinde büyük hedef olmasıyla sonuçlandı. İran’daki otokratik rejimin baskıcı tutumu, binlerce insanı idam etmesi ve “nükleer silah geliştirme çabası algısı” yıllardır dünya basınında konuşulan konular.

Savaşın ilk haftasında 168 masum çocuğun, yapay zekâ yöntemiyle devrim muhafızlarını vurmak isterken, vahşice katledilmesi sadece uluslararası hukukta değil, ahlaken de insanlık tarihinde yargılanacaktır. Böylece ABD-İsrail ortaklığı, Epstein rezaletinin mürekkebi kurumadan, üstelik nükleer barış görüşmelerinin bilmem kaçıncısı henüz yapılmışken, giriştikleri saldırılarla hegemonik kaosun merkezi odağı oldular.

İkinci Savaş’tan bu yana en geniş çatışma alanı yaratıldı; 34 ülkede milyonlarca insan tehdit altında yaşıyor halen.

KOLAY KÂR VE RANT ÇAĞRIŞIMI

Savunma sanayisi alanında çalışan akademisyen iktisatçı Doç. Dr. Deniz Şişman’ın yayınlarındaki emeği vurgulayarak ve kendisinden çok yararlandığımı belirterek devam edersem bu konuda yararlı olacaktır.

Sorumuz şu: Peki, bu noktaya gelirken savaş ya da savunma sanayisinde diğer sektörler aleyhine yüksek kârlılığın hiç mi dahli yok? Rusya’nın Ukrayna işgalinde Batı’nın sattığı silahların savaş sanayisi aracılığıyla dünyadaki resesyonu ötelediğini biliyoruz. Zira silah sanayisi derken, dünya sisteminin enerjide yeniden dağıtım zafiyetini bertaraf eden yüksek kârlı bir sektörden bahsediyoruz.

Devletler de hem güç devşirerek hem de aldıkları vergiyle ayrıca sebeplendiklerinden, trilyonlarca dolar silaha akıyor dünya sisteminde. Piyasa demek istemiyorum, çünkü bu sektörde rekabet pek yok. Genel olarak devletlerin “monopsonist alıcı” olduğu piyasada talep sorunu da ortadan kalkmış oluyor tabii.

Bunu kapitalistlerin “kapitalizmi terk ettikleri bir alan” olarak da görebiliriz, çünkü talep ve rekabet sorunu olmayan bir takım ulusötesi şirket zincirlerinin devletle el ele çalıştığı bir sektör.

Kolay kâr aslında rantı çağrıştırıyor. Arzı sınırlı olan metalar üzerinden, bilimi de kullanarak Sistemi rahatlatmak. Çocuklar umurunda değil onların zaten. Bir cevap geldi Amerika’nın vicdanlı gazetecilerine; “araştırıyoruz”. Araştırmadıkları belli, kendileri yaptılar. Sağ siyaset sakın bu ortamda “vicdan” aramasın. Güç mücadelesinde kapitalizmin ahlak dışılığında sınır yoktur çünkü.

Ünlü Rus oyun ve öykü yazarı Anton Çehov’un çok yerinde tespit ettiği gibi, “bir oyunda silah (duvarda asılıysa) varsa, o mutlaka oyunun sonunda patlar.”

Öyle de oluyor, ancak Ortadoğu’da yeni oyunlar hep gündemde olacaktır.

İran füze stokunu da merak ediyoruz doğrusu, zira Katar’daki bitmiş şimdiden. Bunlar silah sanayisi için yeni siparişler demek. İran’ın Rusya ve Çin’den, Katar’ın ABD ve AB’den silah siparişi artacak... Bu da silah sanayisine daha çok talep geleceğini kanıtlıyor ne yazık ki...

Türkiye açısından bakıldığında, İspanya’nın yaptığını (vicdanlılığı) yapamamak iktisadi sorunla bağlantılı. İspanya’da enflasyon Avrupa ortalamasında (yüzde 2,3), Türkiye ise dünya enflasyon liginde üst sıralarda bilindiği üzere.

Enerji bağımlılığını aşmak için yenilenebilir enerjide sıçrama yapan da İspanya. Dış borçlarını düşürerek, silah sanayisine bağımlılığını düşürmüş. Türkiye’nin doğalgaz ve petrol ihtiyacı tüm enerji kullanımının yüzde 80’i geçiyor. Hem fiyat artışlarından hem de yaratılan Hürmüz Boğazı geçişlerindeki sorun ve gemi bombaları nedeniyle oluşan kıtlıktan yakın gelecekte olumsuz etkilenmesini bekliyoruz. Zira dünya petrolünün 5’te 1’i oradan geçiyor.

Bu nedenle Türkiye’de “eşel mobil” sistemiyle benzin ve mazot fiyatlarındaki artışın yüzde 75’nin ÖTV’den düşülecek olması, bütçeyi zorlayacaktır. Ancak yerinde bir uygulamadır. Bütçedeki zorlanmayı aşmak için emekçi  ve emekli gelirleri değil hedef alınması gereken. Aslında yarım kalan maliye politikasında servet vergisi şart. Dışarıdan gelen konut yatırımcısının vergileri artırılabilir örneğin. Ek konut alımını kiralama amacıyla yapanlardan alınacak vergi bile burada önemli gelir sağlayabilir. Fransa dün itibariyle bunu uygulamaya başladı.

İTHAL İKAMESİ ŞART

Öte yandan özellikle topraktan elde edilen rant gelirlerinin önemli bir vergi matrahı konusu oluşturduğunu biliyoruz. Bu konuya ilk dikkati çeken Adam Smith 250 sene önce bu ay satışa çıkan kitabında, toprak sahibinin rant gelirlerinin ücretliyi ve büyük yerleşim yerlerine gıda üreten çiftçiyi zor duruma düşürmeyecek biçimde olması gerektiğini vurgular. Smith böylece “çaktırmadan” aristokrat sınıfı karşısına almış oldu, fakat günümüzde Büyük Britanya topraklarının yüzde 30’unun aristokratlara ait olduğu gerçeğini unutamayız.

Türkiye bu konudan dersler çıkarmalı bence, büyük toprak sahipliği rantı hem gıda fiyatları açısından, hem de olası savaş durumuna karşı sorgulanmalı. “Olası” diyorum, çünkü 3 füze yönünü şaşırmışsa, provokasyon kokusu hep vardır. Umarım serinkanlılıkla, belki de bir ay daha süreceğini beklediğimiz bu vahşetten kurtulur insanlık.

Tekrar silah sanayisine dönersek, geçen ay ihracattaki yüzde 1,6’lık artışın oradan geldiği, fakat öte yandan ithalattaki yüzde 30’luk artışın nerelerden geldiği iyice analiz edilmelidir. “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” acaba AB’ye ihracatta sorun yaratıyor mu? Yaratılan çatışma ortamında Ortadoğu’ya ihraç edilmesi gereken mallar için yeni yollar bulunabilir mi? Tur operatörlerinin iptalleri şimdilik yüzde 30’da, fakat artış eğilimi var mı?

“Cari açığın düşürülmesinde turizmden gelen döviz gelirini hatırlamalıyız” demek istiyorum. Yeri gelmişken: Devasa ithalatı ikame eden bir sanayi ve tarım varlığı inşa edilmelidir. Rezervleri sıcak para olarak adlandırdığımız portföy yatırımlarının insafına bırakmanın ne kadar yanlış olduğu, bugünlerde borsadaki banka hisse senedi düşüşlerinden anlaşılabilir. Olabildiğince eşitlikçi yeniden dağıtıma odaklı bir iktisat politikasını devreye almadıkça, hep başa döneceğiz.

Bütün bunlar geçen ay görece düşük çıkan cari açığın aldatıcı bir seyir izleyebileceğine dönük, memlekete bazı hatırlatmalarımdır.

* * *

Yazıyı bağlarken, ülkemizin büyük tarihçisi İlber Ortaylı Hocamızı kaybettiğimizi öğrendim. Ulusumuzun, bilimin ve ailesinin başı sağ olsun. Kitapları ve açıklamaları rehber olacaktır.

Son söz kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylenmiş zaten: “Yurtta sulh, dünyada sulh!”