Türk basınında her zaman dik duruşuyla, titizliğiyle ve adliye koridorlarındaki sarsılmaz takibiyle tanıdığımız Müyesser Yıldız, dün yine önemli bir habere imza attı. Haber, TSK’den ihraç edilen Teğmen Ebru Eroğlu’nun davasındaki duruşmanın ayrıntılarını aktardı. Ancak bu haber, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Erhan Afyoncu’yu belli ki, bir hayli rahatsız etmiş.
Afyoncu, yaptığı yazılı açıklamada Müyesser Yıldız’ı yalan ve karalama faaliyetine iştirak etmekle suçlayarak işi "FETÖ aparatlığı" imasına kadar vardırmış. Peki, neydi Yıldız’ın yaptığı? Sadece ve sadece, bir duruşma salonunda Ebru Eroğlu'nun avukatlarından Namık Öztürk'ün mahkeme heyeti huzurunda dile getirdiği iddiaları kayıt altına alıp kamuoyuna duyurmak.
AVUKATIN BEYANI HABER DEĞİL MİDİR?
Erhan Afyoncu’nun anlamadığı ya da anlamak istemediği temel bir gerçek var. Bir gazeteci, takip ettiği duruşmada taraflardan birinin avukatının, hakime söylediklerini haberleştirmeyecekse, neyi haberleştirecektir? Avukatın iddiası ne kadar ağır olursa olsun, bu iddia mahkeme salonunda dile getirildiği andan itibaren "kamusal bir bilgi" haline gelir. Gazeteci burada taraf değil, bir aktarıcıdır. Müyesser Yıldız, iyi bir gazetecinin yapması gerekeni yapmış; eksiksiz, yorum katmadan ve olduğu gibi süreci kaleme almıştır.
HER ELEŞTİRİYE ETİKET YAPIŞTIRMA KOLAYCILIĞI
Afyoncu’nun açıklamasında iki vahim kısım ise şunlar:
Birincisi; İdare mahkemesi duruşmalarında tutanak tutulmaz, katip yoktur. Sadece hakimler dinler, isterse not alır, daha sonra kararı yazarken, bunlardan yararlanır. Dolayısıyla karara, o da yine istenirse tarafların hukuki itirazları yansıtılır. Diğer değerlendirmeler yer almaz.
Durum bu iken, Afyoncu'nun, “Zabıtta böyle bir ifade yok” demesinin hiçbir anlamı olmamasının ötesinde; söz konusu karara sadece Teğmen Ebru Eroğlu ve avukatları ile Milli Savunma Bakanlığı'nın ulaşma imkanı varken, Erhan Afyoncu bu “zapta” bu kadar kısa sürede nasıl ulaşmıştır?
İkincisi; “Atatürkçü geçinen ve FETÖ ile mücadele ettiğini iddia eden bazı kişiler ile çevreler de bu yalanlara alet olmaktadır” iddiasında bulunuyor.
Bu dil, artık iyice aşina olduğumuz bir "savunma refleksi" haline geldi.
İktidar ya da iktidarla bağlantılı isimler ne zaman bir eleştiriyle, bir iddiayla ya da bir sorgulamayla karşılaşsa, muhatabını hemen "FETÖ" veya "karanlık odaklar" torbasına atıveriyor.
Soruyoruz
* Bir gazetecinin, iktidar cenahından bir isme yönelik iddiayı aktarması onu doğrudan bir terör örgütüyle mi ilişkili kılar?
* Gazetecilik, sadece "onaylanmış" ve "rahatsız etmeyen" bilgileri servis etmek midir?
* Müyesser Yıldız gibi ömrünü bu tür kumpaslarla mücadele ederek geçirmiş bir isme, bir avukatın sözlerini aktardığı için bu ithamlarda bulunmak ne kadar hakkaniyetlidir?
GERÇEĞİN PEŞİNDE OLMAYA DEVAM
Bir rektörün görevi, mahkeme salonlarında avukatların savunma hakkı kapsamında gündeme getirdiği iddialar üzerinden gazetecileri tehdit etmek veya onlara ideolojik yaftalar yapıştırmak değildir.
Bizler, 12punto ailesi ve bu mesleğe gönül vermiş gazeteciler olarak biliyoruz ki; gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi güzel bir huyu vardır.
Müyesser Yıldız’ın titizliği, Afyoncu’nun suçlayıcı ifadelerinden çok daha kalıcıdır. Gazetecilik suç değil, halkın haber alma hakkına hizmet eden onurlu bir görevdir. Ve bu görev, her türlü "kara propaganda" yaftasından çok daha güçlüdür.
Erhan Afyoncu'yu rahatsız eden yazıyı buradan okuyabilirsiniz.
Ebru Teğmen’in tüyleri diken diken eden savunması: 'Son sözü her zaman Türk Milleti söyler'
Çok Okunanlar
Tutuklanan Aleyna Kalaycıoğlu'nun ifadesi ortaya çıktı
Kundakçı cinayetinde tutuklanan İzzet Yıldızhan'ın ifadesi ortaya çıktı
Ayakyolu...
İsmail Arı ve polisiye roman gibi iddianame
Erol Köse'nin acı kaybı sonrası kızı Dijan hastaneye kaldırıldı
Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan müdür gözaltında
Merkez Bankası TL'yi desteklemek için 135 milyar dolar altın rezervi kullanacak
Ebru Eroğlu'nun avukatından 'Teğmenleri Erhan Afyoncu hedef gösterdi' iddiası
Emine Ülker Tarhan yeniden CHP'de
Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan teknikerin ifadesi ortaya çıktı