Kayınbirader Bülent ve eşi Sema Kaynar, yazlık komşumuz. Her ziyaretimde bahçelerindeki Japon armut ağacını gösterip, “Keselim. İşe yaramıyor,” diyorlar.
“Niye kesmek istiyorsunuz?” diye sorduğumda şöyle cevap veriyorlar:
“Geç olgunlaşıyor. Biz buradan ayrıldıktan sonra olgunlaşıp yenir hâle geliyor. Olgunlaşsa da çürük çarıkları çok oluyor. Torunumuz Kaya ve senden başka bu armudu isteyen yok. Kesip atalım.”
Armudun iyisini kim yemez ki…
Eylül ayının ortalarında, yazlık dönemi bitti diye, olgunlaşmalarına yaklaşık bir ay kala armutları toplamışlar. “Sana verelim, sen olgunlaşmasa da armutu seversin. Gerçi çoğu kurtlu!.. İstersen tabii?” dediler.
“İsterim,” dedim.
Bir toplanan armutlara baktım bir de ağaca baktım. Boynu bükük, sanki şöyle der gibi duruyordu:
“Ben bu insanlara yaranamıyorum. Bol meyve veriyorum. Hem bana bakmıyorlar hem sitem ediyorlar. Meyvelerimin çürümesini engellemek için de kıllarını kıpırdatmıyorlar.”
Ağaç ile aramızda oluşan duygusal bağın etkisindeyken, ağacın üstünde irice, güzel bir armut kalmıştı. Sandalyenin üzerine çıktım; uzanarak armudu kopardım. Ne göreyim, kopardığım armudun arka yüzü tamamen çürümüş. Çürümüşse de atmaya kıyamadım. Sandalyeden indim, bir bıçakla sağlam yerini kurtarmaya çalıştım. Ancak sağlam yeri kalmamıştı.
Son günlerde ülkemde yaşanan olayları düşündüm: Belediyelerde oynanan oyunlar, futbolda kaynayan kazanlar, Teksas’a dönen okullarda yaşananlar, borsa soygunu, iktidarın çaresizliği, hayat pahalılığı… Daha neler neler. Çürümüşlük diz boyu.
Hele borsa olayı yenilir yutulur gibi değil. Bakanları, AKP genel başkan yardımcıları ve yakınlarını izledikçe kahroluyorum. Tam bir örgüt, Rahmetli babamın dediği gibi tam bir şebeke… Malı götüren götürene. Dün akşam Halk TV’nin Rota programında konuşmacılar, ekonomideki kaybın 10 trilyonu geçtiğini iddia ettiler. Mağdur sayısı yarım milyon insan.
Biri bana anlatsın: İçinde bir tane inek olmayan bir süt-peynir şirketinin sermayesi, kısa sürede Ülker Holding’in sermayesinin üç-beş katına nasıl ulaşır? AKP iktidarı hâlâ süt içmiş kedi misali, kılını dahi kıpırdatmıyor.
Hadi, ekonomik çöküşü bir kenara bırakalım. Türkiye’nin dünyadaki itibarı ayaklar altında sürünüyor. Türk halkına reva mı bu? Nedir bu kardeşim? Bu ülkenin istihbaratı, resmî ya da gayriresmî kurumları derin bir uykuda mı? Adaletten ve güvenlikten sorumlular nerede? Savcılıklar, mahkemeler kış uykusunda mı?
Özgür Özel ne diyor:
“AKP lideri Erdoğan’ın olan bitenden haberi yoksa artık idare edemiyordur; eğer varsa suçlu sayılır. Her iki durumda da istifa etmesi gerekir.”
Özel’in açıklamasında haklılık payı var mı? Takdir sizin.
Yukarıda anlattığım, Sema Hanım’ın armudunda olduğu gibi ülkenin de çürümeyen yeri kalmadı. Yaşlanan o armudu kesip, yanından yeniden yetişen filize (piç) aşı yapmak gerekiyor. Kaynar ailesini de ancak böyle kurtarmak mümkün olur. Ülkeyi ise ancak “yeni” ve temiz bir anlayış kurtarabilir.
Çok Okunanlar
CHP'de üç belediye başkanına ihraç kararı
Dilan Polat adli kontrolle serbest bırakıldı
Yastık altındakilere çökme operasyonu muydu?
Nuh'un gemisi tekrar bulundu
Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu
Nagehan Alçı’dan Fatma Betül Sayan Kaya iddiası
Bakanlıktan Akın Gürlek'in New York'ta çekilen fotoğrafına açıklama
TESK’te 19 yıllık Palandöken dönemi bitti
Armudun çürümüşü…
AKP'li Zeybekci'nin fonda kalan parası ortaya çıktı