Seçimler ve Ortadoğu
Dünya, şu anda 27 Ekim’de yapılan İsrail seçimleri ile 3 Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerine odaklanmış durumda. Bu seçimler Ortadoğu’nun geleceği açısından önem taşıyan iki gelişmedir.İsrail’de seçim sonuçları henüz hükümetin nasıl şekilleneceğini kesinleştirmemişken ABD’deki seçimler, kongredeki siyasi dengelerin değişip değişmeyeceğini gösterecektir. Peki, bu iki seçime yönelik ilginin temel gerekçesi nedir? Özellikle bizim gibi bu coğrafyada yaşayanlar açısından bu seçimler neden önem taşıyor?
Her iki seçime gösterilen ilgi, sonuçların yalnızca İsrail ve ABD’nin iç siyasetiyle sınırlı kalmayacak olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sonuçlar, enerji ve ekonomi başta olmak üzere Ortadoğu’da ve dünyanın diğer bölgelerinde yaşanacak gelişmeleri de etkileyebilir. Ancak söz konusu etki, yalnızca seçim sonuçlarına değil, yeni siyasi dengelerin nasıl şekilleneceğine ve mevcut politikaların ne ölçüde değişeceğine de bağlıdır.
Bu seçimlerde yalnızca İsrail’de hükümetin nasıl şekilleneceği ve ABD kongresinde hangi partinin güç kazanacağı belirlenmeyecektir. Aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkilerin gelecekte nasıl şekilleneceğine ilişkin sorular da gündeme gelecektir. İran’la savaş, Gazze ve Lübnan’daki gelişmeler, Filistin meselesi ve Körfez’deki bölgesel dengeler, seçim sonuçlarından etkilenebilecek başlıca konular arasındadır. Dolayısıyla, Ortadoğu’daki mevcut politikaların devam edip etmeyeceği ve bölgesel güç dengelerinin değişip değişmeyeceği açısından bu seçimler önem taşımaktadır.
Seçimlerin olası sonuçları
İsrail ve ABD’deki seçimler, her iki ülkenin siyasi geleceğinin yanı sıra güvenlik ve askeripolitikalarının yönü bakımından da önemlidir. Bununla birlikte, iki ülkede yapılan seçimler aynı siyasi sonuçları doğurabilecek nitelikte değildir. İsrail’deki seçimler hükümetin oluşumunu ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini doğrudan etkilerken ABD’deki ara seçimler, Donald Trump’ın kongredeki desteğinin devam edip etmeyeceğini belirleyecektir.
Netanyahu ile Trump arasındaki siyasi ilişkinin, iki ülkenin Ortadoğu politikalarının şekillenmesinde etkili olduğu görülmektedir. Ancak bölgedeki gelişmeleri yalnızca bu iki liderin siyasi geleceği üzerinden açıklamak yeterli değildir. İki ülkenin güvenlik öncelikleri ve stratejik çıkarları bölge politikalarının belirlenmesinde rol oynamaktadır.
Her iki ülkede de siyasi dengelerin değişmesi, ülkelerin önceliklerinde ve izlenen yöntemlerde farklılaşmaya yol açabilir. Ancak Netanyahu’nun siyasi gücünü kaybetmesi ve Trump’ın kongredeki desteğinin azalması durumunda İran’la savaş, Gazze, Lübnan ve Filistin meselesinde köklü bir değişimin kısa sürede gerçekleşmesi beklenmemelidir. Çünkü, bu konular yalnızca mevcut liderlerin tercihleriyle değil aynı zamanda ülkelerin güvenlik anlayışları ve uzun vadeli stratejik çıkarlarıyla da bağlantılıdır.
İran konusunda İsrail’in uzun yıllara dayanan güvenlik kaygılarının ve iki ülke arasındaki tarihsel husumetin, iktidar değişikliğiyle ortadan kalkması beklenemez. Bununla birlikte, yeni bir İsrail yönetimi İran’a yönelik politikada izlenecek yöntemleri, askeri seçeneklerin kullanımını ve ABD ile iş birliğinin niteliğini değiştirebilir.
Filistin meselesinde de benzer bir durum söz konusudur. İsrail’de iktidarın değişmesi, İsrail-Filistin çatışmasının kendiliğinden sona ermesini sağlamayacaktır. Bu nedenle çatışmanın sona ermesinden çok çözüm konusunda izlenecek politikalarda farklılıklar görülebilir.
İsrail’de iktidarın değişmesi, ABD ile ilişkilerde de bazı farklılıklar yaratabilir. Ancak İsrail’in yeni yönetiminin, ABD’nin bölgedeki temel çıkarlarıyla bütünüyle çatışan bir politika izlemesi beklenmemelidir. Ayrıca, yeni bir yönetim, uluslararası alanda İsrail’e yönelik eleştirileri azaltmak ve ülkenin uluslararası itibarını onarmak amacıyla farklı bir yaklaşım izleyebilir.
ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerde demokratların kongrede güç kazanması, Trump yönetiminin dış politika uygulamalarını sınırlandırabilir. Ancak bu durum, ABD’nin Ortadoğu politikasının aniden değişeceği anlamına gelmez.
Öte yandan, Trump’ın 2024 yılında ikinci defa başkan seçilmesinin uluslararası siyasetteki etkileri yalnızca ABD’nin dış politikasıyla sınırlı kalmamıştır. Trump’ın siyasi söylemi ve yönetim anlayışı, farklı ülkelerdeki bazı siyasi liderler ve iktidarlar açısından da referans oluşturmuştur. Bu nedenle ABD’deki ara seçimlerin sonuçları, Trump’ın yaklaşımından siyasi veya söylemsel olarak etkilenen yönetimlerin tutumlarını da etkileyebilir.
Seçimlere yönelik ilginin temelinde, Ortadoğu’nun geleceğinin nasıl şekilleneceği sorusu bulunmaktadır. Ancak bu geleceği yalnızca iktidara gelecek isimler üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Asıl önemli olan bölge halklarının güvenliğini ve ekonomik refahını önceleyen, temel haklarını gözeten ve mevcut çatışmaların çözümüne katkı sağlayan politikaların geliştirilmesidir.
Sonuç olarak; İsrail seçimleri ve ABD ara seçimleri, Ortadoğu’nun geleceğini tek başına belirlemeyecek olsa da bölgesel politikaların yönünü etkileyebilecek önemli gelişmelerdir. Seçimlerin gerçek etkisi, ortaya çıkan siyasi tablonun güvenlik politikalarına, diplomatik ilişkilere ne ölçüde yansıyacağı ve çatışmaların çözümüne nasıl katkı sağlayacağıyla görülecektir.
Kalıcı değişimin ölçüsü ise yalnızca liderlerin değişmesi değil, çatışmaları besleyen politikaların dönüşmesi ve bölge halklarının güvenlik, refah ve haklarını önceleyen bir yaklaşımın benimsenmesidir.