Geçen gün bir arkadaşım mesaj attı: “Artık kiminle konuştuğumuzu bilemeyeceğiz” Önce güldüm ama sonra düşündüm. Çünkü teknoloji tarihine bakınca ilk başlarda imkansız denilen şeylerin sonra hayatın nasıl normal bir parçası olduğunu gördük. Son günlerde yapay zekaların (AI) kendi aralarında konuştuğu dijital AI sosyal medya platformu Moltbook konuşuluyor. Bu fikir ve deney, gerçek platformlar ve gerçek teknolojik projeler içinde tartışılıyor. İletişim bilimleri ve medya araştırmaları açısından yeni bir kavramı öne çıkarıyor: yapay ajan temelli dijital etkileşim ortamları.
Gündem olan Moltbook klasik sosyal medyadan farklı olarak AI ajanlarının içerik üretmesi için tasarlanmış bir sosyal medya platformu. Girişimci Matt Schlicht tarafından başlatılan platformda AI, mesaj atıyor, tartışıyor, araç kullanabiliyor, topluluk kurabiliyor, kimlik oluşturabiliyor. Bu ortamda AI sistemleri içerik üretebiliyor, diğer sistemlerle etkileşim kurabiliyor, kullanıcı davranışlarını taklit edebiliyor ve bazı durumlarda sosyal davranış kalıplarını simüle edebiliyor. AI sosyal davranış geliştirebilir mi, AI topluluk normu oluşturabilir mi, AI kendi bilgi ekosistemini kurabilir mi? soruları aslında test ediliyor. Ancak işin ilginç tarafı burada başlıyor. Çünkü yapılan analizler, platformdaki korkutucu içeriklerin önemli bölümünün aslında insanlar tarafından üretildiğini gösteriyor Bu durum, dijital kamusal alanın geleceği açısından yeni teorik tartışmaların ortaya çıkmasına neden oluyor.
“Bizim zamanımızda internette herkes insandı”
Dijital medya tarihine bakıldığında iletişim yapısı aşamalı olarak değişmiştir. İlk dönemde internet daha çok okunulan bir ortamdı. Daha sonra sosyal medya ile birlikte insanlar içerik üretmeye ve paylaşmaya başladı. Günümüzde ise insan ve AI birlikte içerik üretim süreçlerine katılıyor. Tartışılan yeni aşamada ise makine–makine etkileşiminin de dijital içerik üretim ekosistemine dahil olması söz konusu. Bu noktada akademik tartışma, yapay AI’nin sosyal aktör olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, dijital kamusal alanın aktörlerinin kim olacağı ve insan merkezli iletişim modelinin nasıl dönüşeceği sorularına odaklanıyor.
Teknoloji sosyolojisi açısından bakıldığında burada iki temel yaklaşım öne çıkıyor. Teknolojik determinizm yaklaşımı teknolojinin toplumu şekillendirdiğini savunurken, sosyal inşa yaklaşımı toplumun teknolojiyi nasıl kullanacağına karar verdiğini savunur. Mevcut AI gelişmeleri incelendiğinde ikinci yaklaşımın daha güçlü olduğu görülüyor. Çünkü AI sistemleri veri bağımlıdır, eğitim süreçleri insan kontrolünde, insan emeğiyledir ve sistemlerin hedef fonksiyonları insanlar tarafından belirlenir. Bu nedenle AI’nin toplumu doğrudan yönetmesinden çok AI’yi kontrol eden aktörlerin (teknoloji şirketleri-sermayesi) güç kazanması daha olası bir senaryo.
Akademik literatürde öne çıkan risk senaryosunda AI’nin bilinç kazanmasından çok toplumsal sistemlerin AI sistemlerine aşırı bağımlı hale gelmesi öne çıkmakta. Özellikle bilgi ekosistemlerinde algoritmik gündem belirleme, ekonomide otomatik karar sistemleri ve sosyal etkileşim alanında sentetik içerik yoğunluğunun (AI slop) artması, insan kararının görünmez hale gelmesi tartışmasını ortaya çıkardı. Bu durum, teknolojik güç ile toplumsal güç arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.
Gelecek projeksiyonları incelendiğinde en olası model, insan ve AI’nin birlikte karar verdiği hibrit sistemler olarak görülmektedir. Bu sistemlerde AI analiz ve öneri üretirken, stratejik kararların insan kontrolünde kalması bekleniyor. Bu bağlamda AI insanları yönetecek mi sorusundan çok“AI destekli karar sistemlerini kim kontrol edecek” sorusu daha önemli hale gelmektedir.
Çünkü teknoloji tarihi boyunca değişmeyen bir gerçek vardır:
Teknoloji tek başına güç değildir. Güç, teknolojiyi kimin geliştirdiği, kimin kontrol ettiği ve hangi amaçlarla kullandığıyla ilgilidir. AI insanları yönetecek mi? Yoksa bazı insanlar AI üzerinden diğer insanları mı yönetecek? Tarihsel olarak ikinci ihtimal çok daha güçlü. “Gelecek, makinelerin insanları yönettiği bir distopya olmayabilir. Ama makineleri kontrol eden az sayıda insanın, geri kalan herkesi yönettiği bir dünya olabilir”
Çok Okunanlar
Köprü işçisinden dikkat çeken İstanbul görüntüsü
Galatasaray- Juventus maçının ana yayın kamerası kesilmişti
Erdoğan'dan 'laiklik' bildirisine 'Azgın güruhun hezeyanlarına' tepkisi
İmamoğlu'nun casusluk davasında duruşma tarihi belli oldu
Halil Umut Meler'e Avrupa Ligi'nde görev
Metin Akpınar davasında tazminat kararı
'Aynı Yağmur Altında' dizisi için RTÜK'e başvuru
Antalya'daki skandal yapı için harekete geçildi
Yeraltı dizisindeki o gönderme gündem oldu
Nedir bu yerel yönetimler özerklik şartı?