Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Derdi tavan değil taban!

Mutlak butlan kararının sadece Özgür Özel'e yönelik bir operasyon olduğunu düşünmek hata olur.

CHP’de patlak veren kriz, zinhar “kurultay kavgası”, “liderlik yarışı”, “eski-yeni çekişmesi” filan değil.

Ortada büyük bir tezgah var!

İktidarın asıl derdi, CHP'yi yönetilebilir olmaktan çıkarmak.

Bununla beraber seçmeni bölmek, parçalamak ve yekvücut olarak hareket etmesini engellemek...

Bütün hesap bunun üzerine.

Böylece, rejimin karşısındaki muhtemel tehdidi yani gücünü CHP'de toplama potansiyeli olan muhalif seçmeni bertaraf etmek istiyor!

Gelin şimdi yakın gözlüğümüzü takalım.

Özgür Özel’in CHP'nin dümenine geçmesi ilk etapta iktidar açısından olumlu karşılanmıştı. “Bundan iyisi Şam'da kayısı” demişler midir, bilmiyoruz ama “normalleşelim, yumuşayalım, ılıklaşalım” filan; Tayyip Erdoğan'ın kanatlarının altına girmeye çalışması,pek hoşlarına gitmişti.

Sürekli atıp tutsa da, Tayyip Erdoğan’a sallamadan gününü geçirmese de özünde keskin bir profili yoktu. Siyasal İslamcıların alameti farikası olan kareli ceket bile giymişti.

Daha ne olsun!

Sağda solda bağırıp çağırıyordu ama Tayyip Erdoğan'ı görünce yelkenleri suya indiriveriyordu.

Saray’ın görmek istediği tablo üç aşağı beş yukarı buydu; sokakla bağı zayıflamış, reaksiyon üretmeyen, rejimle kavga etmek yerine onunla “uyumlu” çalışan bir ana muhalefet.

Fakat zaman içinde evdeki hesabın çarşıya uymayacağı anlaşıldı.

Özgür Özel, iktidarla tamamen köprüleri atmayan bir çizgide yürüyebilirdi ama Türkiye’nin önüne konulacak ihanet projelerinde kendi tabanını ikna edecek siyasal ağırlığı yoktu.

Özellikle yeni anayasa gibi rejimin omurgasını değiştirecek süreçlerde CHP seçmeninin refleksini bastırabilecek gücü bulunmuyordu.

İktidara göre Özgür Özel, kontrol edilebilirdi ama yeterince “garanti” değildi. Kendi tabanının baskısını görünce bir noktada frene basabilirdi. CHP seçmeni her şeye rağmen hâlâ belli eşiklerde reaksiyon veren bir sosyolojiye sahipti.

Hasılı kelam, iktidar için asıl mesele, Özgür Özel'in gerektiği anda ve özellikle kritik konu başlıklarında “kemiksiz evet” üretemeyecek olmasıydı.

Tayyip Erdoğan'ın ihtiyacı olan sadece “uyumlu” muhalefet değildi.

Daha ileri bir modele ihtiyacı vardı;

Direnci yönetebilecek, tabandan gelen tepkiyi soğurabilecek, gerektiğinde seçmenini yatıştırabilecek; en önemlisi de tarihî dönüşümleri “uzlaşma”, “demokrasi”, “helalleşme” ambalajıyla kitlesine kabul ettirebilecek bir lider profiline...

Muhalefet ediyormuş gibi görünüp son tahlilde iktidarın ihtiyaç duyduğu meşruiyeti sağlayan bir ana muhalefete…

İşte bu nedenle Kılıçdaroğlu'nu yeniden oyuna sürdüler.

Siyasal karakteri yıllardır aynı eksende şekillenmişti, yani CHP’nin tarihsel sertliğini yumuşatan, reflekslerini törpüleyen ve tabanı sürekli “makuliyet” çizgisine çeken bir profil.

Kılıçdaroğlu’nun toplumsal itirazı yumuşatma, büyük kırılmaları sessizce geçiştirme becerisi vardı.

Genel Başkan olduğu süre içinde 13 seçim kaybetmesine rağmen koltuğunu koruması... 

CHP tabanını efsunlamış mıydı?

Seçmeni yavaş yavaş öğrenilmiş çaresizlik içinde bırakabiliyordu.

İktidar istese, Kılıçdaroğlu'nun önünü açmaz, CHP'nin başına kayyım atayabilirdi ama yapmadı.

Özellikle parti tabanının ikiye bölünmesini istedi.

Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık koltuğuna oturmasının doğal sonucunun bu olacağı hesabını yaptılar.

Eğer iktidar CHP'nin başına kayyım atasaydı, seçmen çok daha sert biçimde konsolide olurdu.

Bu da işlerine gelmezdi.

Mutlak butlan operasyonun özü tam olarak budur.

Devam edelim...

Çömlek patladığı zaman anladık ki, Özgür Özel ve avenesi mutlak butlan kararı çıkmaması için CHP'nin ilkelerini bile yok sayarak iktidarla pazarlık yapmaya çalışmış.

Ali Mahir Başarır açık ettiği zaman öğrendik.

Demiş ya da demeye getirmiş ki; “Biz komisyona üye verelim, siz de Kılıçdaroğlu’nu CHP’den uzak tutun”

Öyle olmadı.

Bahçeli'nin gücü mü yetmedi ya da CHP'yi bilerek mi tufaya getirdi bilmiyoruz ama CHP hem “ihanet komisyonuna” üye verdi hem de mutlak butlan darbesi yedi.

Peki buna rağmen CHP, neden hala komisyonda?

Orası meçhul!

Ez cümle, iktidar CHP'yi fena halde hırpalıyor.Diğer yandan Kılıçdaroğlu'na rağmen yeniden refleks kazanan, daha fazla sertleşen ve yekvücut olmaya başlayan bir CHP tabanının ortaya çıkmasından da çekiniyor.

Kim ne derse desin Beştepe’dekilerin asıl kavgası hiçbir zaman CHP yönetimiyle olmadı. Asıl kavga, gerektiğinde milyonlar halinde ayağa kalkabilecek memleketin  o Cumhuriyetçi damarıylaydı.

Bu yüzden operasyonların hedefinde “tavan” değil, doğrudan “taban” var.

Ez cümle Türkiye’de yürütülen siyasi mühendisliğin amacı muhalefeti kazanmak değil, muhalif seçmeni umutsuzlaştırmak…

CHP seçmenini birbirine düşürmek, parçalamak, yılgınlaştırmak ve sonunda “nasıl olsa hiçbir şey değişmez” noktasına sürüklemek.

CHP, yeniden cumhuriyetçi bir omurgaya sahip olmazsa bugün yaşananlar sadece bir partinin dönüşümü olarak kalmayacak; Türkiye’de rejimin muhalefetsizleştirilmesi sürecinin en kritik eşiği olarak tarihe geçecek.

Türkiye gerçekten çok tehlikeli yol ayrımında. Peki kim, bunun ne kadar farkında, diye soralım ve yazımıza noktayı koyalım.