Kuracakları yeni parti "kapsayıcı" olacakmış.
Artık "kapsayıcılık" derken tam olarak neyi kastettiklerini kendileri biliyor.
Kulislere göre, kurultay umutları tükenince kendilerine yeni bir siyasi gelecek arayan tayfa, "CHP temelleri üzerine yükselen, daha kapsayıcı bir parti" için kolları sıvamış.
Yeni partinin ideolojik söylemi, yerel seçimlerde kullanılan "Türkiye İttifakı" anlayışından beslenecekmiş.
Yani, anlayabildiğimiz kadarıyla muhafazakârların, İslamcıların, sosyal demokratların, Kürtlerin ve milliyetçilerin buluştuğu bir "merkez parti" tarif ediliyor.
Dahası, "Yeni parti, CHP'nin birikimi üzerine kurulacak ama onun tekrarı olmayacak" diyerek siyasette yeni bir dönem başlatacaklarmış.
Oysa mesele, yurdum muhalifine ittirildiği gibi değil.
Biz doğru teşhisi koyalım:
Bu tayfa, Cumhuriyet'in kurucu ideolojisinden ve temel ilkelerinden rahatsız olduğunu açıkça söyleyemediği için CHP tabanını ürkütmemek adına "kapsayıcılık" masalına sarılıyor.
“Kapsayıcılık” denilerek “kimliksiz”, “ideolojisiz” bir siyasi parti kurmanın hesabındalar.
Lafı dolandırmanın manası yok.
Bu, Özgür Özel ve tayfası açısından CHP'nin tarihsel, ideolojik ve devrimci yükünden kurtulmak için bulunmaz bir fırsattır!
Zira bunların alayının CHP'nin temel ilkeleriyle, mesela laiklikle, üniter yapıyla, ulus devletle; ezcümle Altı Ok'la ve memleketin kuruluş değerleriyle hiçbir zaman güçlü bir bağ kuramadığını; aksine bunları kendileri için bir engel, hatta bir ayak bağı olarak gördüğünü zaten biliyoruz.
CHP, yıllardır ideolojik bir savrulma içinde.
Burada halının altına süpürülen gerçek, "Kapsayıcılık" falan diyerek hep Cumhuriyetçilerin, Kemalistlerin partiden dışlanmış ve tasfiye edilmiş oluşudur.
Peki, yurdum muhalifi bunun farkında değil mi?
İşte zurnanın zırt dediği yer...
Nasıl olsa milletin mevcut iktidardan sıdkı sıyrılmıştır; kimlikliymiş, kimliksizmiş, ideolojisi varmış, yokmuş diye bakmayacak, üçe, beşe takılmayacak gidip oyunu Özgür Özel'in yeni partisine verecektir.
Tam da "Denize düşen yılana sarılır" misali...
CHP'nin ideolojik bagajından kurtulduktan sonrası çok daha kolay... Kürtçülerle halvet olabilir, terörist başı Öcalan'a çekinmeden nağme yapabilir, İslamcılarla rahatça öpüşüp koklaşabilirler.
Özgür Özel'in genel başkan seçildiği günden bu yana kullandığı söylem, DEM'cilerle ile kurduğu flörtöz ilişki ve CHP'nin Öcalan açılımındaki istekli tavrı birlikte değerlendirildiğinde, Kürtçülere ne kadar yakın durduğu, at gözlüğü takmamış herkes tarafından görülebilir.
Demek ki mesele gerçekten "kapsamak" değil.
İdeolojileri bir kenara bırakıp her kesimi ittifaklarla kuşatma siyaseti, Kılıçdaroğlu döneminde de vardı. Özgür Özel aynı çizgiyi sürdürüyor.
Nitekim o dönemde CHP ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, hatta partinin kurucu değerlerine mesafeli birçok sağ siyasetçi, tabanın ciddi itirazlarına rağmen milletvekili ve belediye başkan adayı yapıldı.
Peki sonuç ne oldu?
Bu devşirme isimlerin önemli bir bölümü ilk virajda aslına rücu etti.
Bir siyasi partiyi bekleyen en büyük tehlikelerden biri, ideolojik belirsizliktir.
Bizden söylemesi; ideolojisizliği ideoloji hâline getirmeye kalkarsanız, sonunda siyasi omurganızı da kaybedersiniz, tabii ki eğer bir siyasi omurganız varsa...
Kılıçdaroğlu döneminde "kapsayıcılık" ambalajıyla sunulan Millet İttifakı'nın 2023 seçimlerinde nasıl ağır bir yenilgi yaşadığını, toplumun umutlarını nasıl tükettiğini hep birlikte gördük.
Körü körüne CHP tarafgirliği yapanlar alınmasın; ancak eğer bu strateji, Cumhuriyet'in kurucu paradigmasını tarihin tozlu sayfalarına gömmeyi amaçlayan bilinçli bir operasyon değilse o zaman Özgür Özel'in siyaset konusunda ciddi bir vizyon sorunu olduğu sonucu ortaya çıkar.
İnsan ister istemez soruyor:
Hiç mi yakın siyasi tarihe bakmak aklına gelmedi?
1980'lerin ANAP deneyimi bunu acı biçimde gösterdi. Herkesi aynı çatı altında toplama iddiası, ideolojik tutarlılık zayıfladığı anda kısa vadede başarı sağlayabilir; ancak uzun vadede partiyi kimliksizleştirir, tabanını eritir.
Turgut Özal'ın formülü başlangıçta geniş bir toplumsal destek oluşturdu; fakat sonunda merkez sağın erozyonuna yol açtı ve siyasal İslam'ın iktidara yürüyüşünü kolaylaştırdı.
Bugün "Türkiye İttifakı" adıyla pazarlanan model de o eski reçetenin yeni ambalajından başka bir şey değildir. Turgut Özal'ın ANAP'ından devşirilen "dört eğilimi birleştirme" modeli, Türk siyasi tarihinde başarısızlıkla sonuçlanmış bir denemedir.
Özgür Özel'in kurmaylarının söylemi ilk bakışta cazip gelebilir. Ancak siyasette sihirli formüller yoktur.
Bir partiyi ayakta tutan şey yalnızca farklı grupların toplamı değildir. Esas olan; ortak ilkeler, tarihsel hafıza ve sağlam bir ideolojik omurgadır.
Bunlar yoksa kurulan her yeni ortaklık geçici, oluşturulan her ittifak yüzeysel kalmaya mahkûmdur.
Siyasette pragmatizm elbette önemlidir; ancak pragmatizm ile ilkesizlik birbirine karıştırılmamalıdır.
Bir partinin toplumun geniş kesimlerine ulaşması, kendi özünü eritmesi anlamına gelmez. Tam tersine, farklı toplumsal kesimleri bir arada tutan en güçlü harç, sağlam bir ideolojik çerçevedir.
İşin en tuhaf, en trajikomik yanı ise partileri kimliksizleştiren bu tasfiye siyasetinin topluma yeni bir ideolojik çizgiymiş gibi sunulmasıdır.
Açın, kendisine "muhalif medya" sıfatını layık gören haber kanallarını; 24 saat boyunca "Yeni CHP" masalları anlatılıyor. CHP'ye yakın ya da doğrudan CHP'li konuşmacılar, sanki büyük bir entelektüel keşif yapmış gibi bu yaklaşımı süslü cümlelerle pazarlamaya devam ediyor.
"CHP daha kapsayıcı olacak, eski CHP'nin dışlayıcı siyaseti değişecek" söylemini durmaksızın tekrarlıyorlar.
Sormak gerekir:
Sizin "eski CHP" dediğiniz, 14 Mayıs 2023 öncesindeki CHP mi; yoksa daha eski dönemler mi?
Bugünkü yönetim ile 14 Mayıs öncesindeki CHP arasında ideolojik çizgi bakımından kayda değer bir fark bulunmadığına göre, önce bu kavram karmaşasını açıklığa kavuşturmanız gerekir.
Hasılıkelam; Cumhuriyet'in tarihsel hafızasını silmeye yönelik bir çabanın varlığı artık fazlasıyla belirgindir.
Biz tarihe notumuzu düşelim:
Cumhuriyet'in kurucu değerleri rastgele pazarlık konusu yapılabilecek unsurlar değildir.
Onlar, bu devletin temel taşlarıdır.
Bu değerlerin aşındırılması yalnızca bir partinin değil, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bir meseledir.
Sonuç olarak; siyaset mühendisliğiyle inşa edilen kimliksiz partilerin sonu, tarihin çöplüğüdür.
Türkiye'nin ihtiyacı; kısa vadeli hesaplarla büyüyen ama zamanla eriyen siyasi yapılar değil, ilkeleri, tarih bilinci ve toplumsal sorumluluğu olan güçlü siyasal aktörlerdir.
Eğer gerçekten yeni bir parti kurulacaksa, önce ideolojik omurgasını açıkça ortaya koymalıdır. Aksi hâlde gidilecek yolun sonu, siyasi mezarlık olacaktır, diyerek yazımıza noktayı koyalım.
Çok Okunanlar
Özgür Özel'den CHP grubunda tarihi sözler
Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin şehit oldu
İsmail Kartal Gornik Zabrze maçı öncesi açıklamalarda bulundu
Oğuzhan Uğur’un savcılık ifadesi tamamlandı
Özgür Özel için CHP'nin ideolojik bagajından kurtulma fırsatı mı?
Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa çağrısı
Çocuklarınıza neden Roblox oynatmamalısınız?
Finalden sonra: Futbolun siyasal iktisadı
Çöküş: Nasıl bir alternatif program?
Aynı nakarat