Yapay zeka, son birkaç yıldır hukuk dünyasının en çok konuşulan konularından biri haline geldi. İlk etapta avukatların dilekçe hazırlarken, içtihat araştırırken veya sözleşme taslakları oluştururken kullandığı bir teknoloji olarak görülen yapay zeka, artık yargılama faaliyetinin de gündeminde yer almaya başladı. Son günlerde Türk yargısında peş peşe yaşanan iki gelişme ise bu tartışmayı teorik olmaktan çıkararak uygulama alanına taşıdı.
İlk gelişmede bir ticaret mahkemesi, gerekçeli kararında yapay zekadan yararlandığını açıkça belirtti. Mahkeme, özellikle yabancı hukuk kaynaklarının incelenmesi, karşılaştırmalı hukuk araştırmalarının yapılması ve teknik bilgiye daha hızlı ulaşılması amacıyla yapay zeka desteğinden faydalandığını ifade etti. Bununla birlikte, hukuki değerlendirmenin ve nihai kararın tamamen mahkemeye ait olduğu da ayrıca vurgulandı. Bu yönüyle kararın en dikkat çekici tarafı, yapay zekanın kullanılmış olmasından çok, bunun gerekçeli kararda şeffaf bir şekilde açıklanmış olmasıydı.
Bundan kısa süre sonra kamuoyuna yansıyan ikinci bir karar ise farklı bir yönüyle dikkat çekti. Trafik kazasından kaynaklanan bir tazminat davasında bilirkişi, dosyaya sunulan araç fotoğraflarını yapay zeka destekli analiz programlarıyla inceleyerek araçta hasar bulunmadığı sonucuna ulaştı. Mahkeme de bu raporu hükme esas alarak davanın reddine karar verdi. Böylece Türk yargısında ilk kez yapay zeka destekli teknik bir değerlendirmenin, mahkeme kararının dayanaklarından biri olduğu görüldü.
Her iki örnek de yapay zekanın artık yalnızca hukuk bürolarında veya akademik çalışmalarda kullanılan bir araç olmaktan çıktığını; yargılamanın farklı aşamalarında da kendine yer bulmaya başladığını gösteriyor.
Aslında hukuk ile teknoloji arasındaki ilişki yeni değil. UYAP'ın hayata geçirilmesi, elektronik imzanın kabul edilmesi, elektronik tebligat sisteminin yaygınlaşması ve SEGBİS uygulaması da ilk dönemlerinde benzer tartışmalara konu olmuştu. Bugün ise bunlar yargının olağan işleyişinin bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu nedenle yapay zekanın da zaman içerisinde yargı uygulamalarında daha fazla yer bulması şaşırtıcı olmayacaktır.
Bununla birlikte, yapay zekayı diğer teknolojik araçlardan ayıran önemli bir özellik bulunuyor. Elektronik tebligat bir belgeyi iletir, UYAP dosyayı kayıt altına alır, elektronik imza kimlik doğrulaması sağlar. Yapay zeka ise bunlardan farklı olarak verileri analiz eder, benzer örnekleri karşılaştırır ve kullanıcıya belirli sonuçlar veya öneriler sunabilir. İşte bu nedenle yapay zekanın yargı süreçlerindeki rolü, diğer dijital uygulamalardan daha kapsamlı bir değerlendirmeyi gerekli kılıyor.
Özellikle ilk kararda mahkemenin yapay zeka kullanımını gerekçeli kararında açıkça belirtmesi dikkat çekicidir. Bu yaklaşım, kullanılan teknolojinin gizlenmesi yerine şeffaf biçimde ortaya konulmasının yargıya duyulan güven açısından önemli olduğunu göstermektedir. Tarafların ve kamuoyunun, kararın hazırlanma sürecinde hangi araçlardan yararlanıldığını bilmesi, yargısal faaliyetlerin açıklığı bakımından da önem taşımaktadır.
İkinci örnek ise farklı soruları gündeme getirmektedir. Bilirkişilerin teknik incelemelerinde yeni teknolojilerden yararlanması elbette mümkündür. Ancak yapay zeka destekli analizlerin hangi ölçütlere göre çalıştığı, kullanılan modelin güvenilirliği, farklı sistemlerin aynı veriler üzerinde benzer sonuçlara ulaşıp ulaşmayacağı ve bu analizlerin nasıl denetlenebileceği gibi konular, önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacaktır. Özellikle bilirkişi raporlarının mahkeme kararları üzerindeki etkisi dikkate alındığında, bu teknolojilerin kullanımına ilişkin standartların belirlenmesi önem taşımaktadır.
Benzer tartışmalar yalnızca Türkiye'de yaşanmıyor. Avrupa Birliği, kabul ettiği Yapay Zeka Tüzüğü (AI Act) ile yapay zeka sistemlerini kullanım alanlarına göre sınıflandırmış; temel hak ve özgürlükleri etkileyebilecek alanlarda daha sıkı kurallar öngörmüştür. Yargı alanında kullanılacak yapay zeka sistemleri de bu kapsamda özel önem verilen uygulamalar arasında değerlendirilmektedir. Düzenlemenin temel yaklaşımı ise oldukça açıktır: Teknoloji kullanılabilir; ancak insan denetimi ve hukuki sorumluluk ortadan kaldırılamaz.
Türk hukukunda ise yargı süreçlerinde yapay zeka kullanımını doğrudan düzenleyen özel bir mevzuat henüz bulunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda veya Bilirkişilik Kanunu'nda yapay zeka destekli analizlere ilişkin ayrıntılı hükümler yer almamaktadır. Buna rağmen uygulamanın fiilen başlamış olması, hukuki düzenlemelerin de yakın gelecekte bu gelişmeleri dikkate almasını zorunlu kılabilir.
Hiç kuşkusuz yapay zeka, hukukçuların ve yargı mensuplarının iş yükünü azaltabilecek önemli imkanlar sunmaktadır. Kapsamlı dosyaların incelenmesi, emsal kararların araştırılması, yabancı hukuk uygulamalarının karşılaştırılması ve teknik analizlerin hızlandırılması gibi birçok alanda önemli katkılar sağlayabilir. Bununla birlikte, bu teknolojinin yargılamadaki kullanım usulünün, sınırlarının ve denetim mekanizmalarının açık şekilde belirlenmesi de aynı derecede önemlidir.
Bugün yaşanan iki örnek, Türk yargısında yeni bir dönemin işaretleri olarak değerlendirilebilir. Yapay zekanın önümüzdeki yıllarda daha yaygın biçimde kullanılacağı anlaşılmaktadır. Ancak teknolojinin gelişim hızı ne olursa olsun, yargılamanın temelini oluşturan tarafsızlık, gerekçeli karar, hukuki sorumluluk ve hâkimin bağımsız muhakemesi ilkeleri önemini korumaya devam edecektir. Yapay zeka, yargılamayı destekleyen güçlü bir araç olabilir; ancak hukuki sorumluluğu üstlenen ve nihai kararı veren özne olmaktan bugün için halâ uzaktır.
Belki de bugün üzerinde durulması gereken asıl mesele, yapay zekanın yargıda kullanılıp kullanılmaması değil; bu kullanımın hangi ilkeler çerçevesinde gerçekleştirileceğidir. Çünkü teknolojinin gelişmesi kaçınılmazdır. Asıl önemli olan ise bu gelişimin, hukuk devletinin temel ilkeleriyle uyumlu bir şekilde yönetilebilmesidir.
Av. Deniz Ali İlkem Demir
Çok Okunanlar
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Emine Erdoğan’ın elini öpmeye çalıştı
Dursun Özbek: Galatasaray'ın 121 yıllık geçmişine yakışan bir takımı kuracağız
Erdoğan-Trump görüşmesine 'alışılmışın dışında' yorumu
Dünya Kupası'nda çeyrek final heyecanı başlıyor
Devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna resepsiyon
İran'da sabah saatlerinde patlama sesleri
Erdoğan-Trump teması ABD medyasında gündem oldu
Aral Şimşir, Trabzon'da
AKP’den önce aynı okulda okuma mı vardı?!
Erdoğan'ın başdanışmanından Vali Yardımcısı'na fırça