Sistem
kavramı bütünselliği ifade eder. Biraz eski bir ifade kullanarak söyleyebiliriz
ki, “sistem, efradını cami, ağyarını mani bütünselliktir”. Genç dostlar için bu
ifadeyi açmam gerekirse; bütünsel bir yapı olan sistem,tüm fertlerini, yani
ilgili olanları toplar, tüm yabancıları da engeller. Bu ifadenin anlamı şudur
ki, her sistemin kendi işleyiş ve değişim mekanizmaları vardır; istendiği
zamanda, istendiği şekilde sisteme müdahale edilemez.
Neden şimdi bu açıklamayı yaptım?
Sebep şudur ki, Trump’ın işbaşına gelmesi ve, özel sebepten dolayı Elon Musk
hariç, tüm dünya yöneticileri konumundaki dijital patronlarını etrafında toplaması,
Avrupave Çin’e olduğu kadar, tüm dünyaya da çok korkunçbir mesaj niteliğinde
idi. Mesaj iki açıdan korkunçtu. Birincisi hem fiziksel, hem de fikirsel
yönetimimiz arık elimizde alınıyor, kendi keyfine, daha doğrusu kesesine göre
davranan üç dört zıpır insana tevdi ediliyordu. Zaten cep telefonlarındaki
oyunlar büyüyememiş insanların beynini iyice köreltirken, az çok bir aşama
kaydetmiş insanların beyinlerinin de sistemin patronlarının yönünde ve
biçiminde düşünmesini sağlamaktadır. Böylece düşündüğünü sanalar, toplum
düşmanlarının istediği rayda tutulmuş olmaktadır.
Son gelişmelerin ikinci korkunç
sonucu da yapay zeka (YZ) olgusu ile ilgilidir. Biz gelişmekte olan toplum
insanları tüm cari açık sorunumuzun çözümünü organ nakli hayaline bağlamışken, kullanmaya
kıyamadığımız organımızın yapayını yapıp, kıs kıs gülerek, zaten kullanılmayan cevherimizi
kendi düşünceleriyle ikame etmekteler. Böylece, siyaset alanında ve tüm diğer
alanlarda bir türlü hakkıyla gerçekleştiremediğimiz akılcı düşünce sistemimizi,
dünya patronlarının uzun kollarıyla bize sunduğu yapılara teslim ediyoruz. İşin
ilginci, neredeyse “evreka!” çığlığı ile dışarı fırlarcasına harika düşünceler
gerçekleştirdiğimize kendimizi inandırdığımız gibi, bu hokkabazlığı da karşımızdakine
kendi becerimiz olarak satabiliyoruz. Belki de şimdi dünya patronları düşünüyorlardır
ki, bu süreçte hiçbir sahtekarlık söz konusu değildir, zira biz kendi irademiz
olduğunu sandığımız kuş misali aklımızla yapay zekaya girip, sorumuzu sorup,
huzurla verdiği yanıta iman ediyoruz. Bu muazzam sistemi bulan dünya patronları
ne yapsın; insanlar, kendilerine sunulanı akıl ve mantık süzgecinden
geçirmeden, tam bir beyin tembelliği içinde kendisine sunulanla iman ederse,
suç aklını kullanarak dünyaya hükmetmeye çalışanda değil, aklını kullanmadan
mitleştirdiği yapay zekaya tapan akılsızdadır.
İşin biraz da olsa iyi tarafı şudur
ki, herkes, yapay zeka ve dijital gelişmeleri her türlü denetimden uzak nimet
olarak algılamıyor ve bu duruma karşı çıkanlar olabiliyor. Ancak, işin başka
açıdan ilginç yanı da şudur ki, son gelişmelerin daha akılcı ve denetlenerek
kullanılması gerektiği gerekçesiyle denetimsiz gelişmeye karşı çıkanlara bu kez
de dünya patronluğuna heveslenenlerin gizli şövalyeleri örtülü şekilde çirkin
saldırılarla karşı çıkıyor. Böyle bir olay geçmiş günlerde Harvard Üniversitesi
profesörlerinden Daron Acemoğlu etrafında gerçekleşti.
Profesör Daron Acemoğlu’nu, 2024 yılında, Simon Johnson ve James Robinson ile beraber, kurumların ulusların refahını nasıl
etkilediği konusundaki çalışmaları ile Nobel’e hak kazanmış, Türkiye doğumlu
Harvard Üniversitesi iktisat profesörü olarak biliyoruz. Acemoğlu son kitabı ve yazdığı bazı
yazılarıyla son dönemde kimi akademisyen dostlarının ve The Economist dergisinin biraz şiddetli hücumuna uğradı. Peki,
Acemoğlu ne söyledi de, böylesi şiddetli hücuma maruz kaldı? Acemoğlu yapay
zekaya karşı çıkmadı, fakat yapay zeka çılgınlığının denetlenmediği koşulda
insanlık açısından çok tehlikeli gelişmelere gebe olabileceğini vurguladı. Öyle
ya, durum denetlenemezse, tüm davranışlarımız ve kararlarımız yapay zekanın
emri ve direktifi altına girmiş olacaktır. Bu durumda, ne demokrasiden söz
edilebilir, ne de insan haklarından. Tedricen tüm insanlar birer kurşun askere
dönüştürülerek, bir sanal başkanın veya gerilla yönetim kadrosunun iradesi
doğrultusunda yönlendirilebilecektir.
Genel eleştiriler açısından meseleye bakacak okursak, akademi
camiasının Acemoğlu’na yönelttiği genel eleştiri başlıca iki noktada
toplanabilir. Kendisinin bulunduğu kurum ve mevki itibariyle son kantitatif
tekniklere vakıf olduğu hakkında bir kuşku bulunmamakla beraber, eserlerinde
yaygın olarak tarih ve edebiyat alanındaki eserlere atıf yaparak, konunun fazla
derinliğine inmeden örneklerle geçiştirdiği dillendirilmektedir. İleri sürdüğü
tezler hakkında geliştirilen eleştiriler ise, daha ciddi boyuttadır. Şöyle ki,
özellikle Nobel ödülüne layık görülen, kurumlar ve ekonomik kalkınma arasındaki
ilişki meselesinde, sonucu varsayım olarak kullandığı görüşü ileri sürülmüştür.
Başka bir deyişle, geliştirilmiş kurumların mı ekonomik gelişme yolunu açacağı,
yoksa gelişmişliğin mi kurumsallaşma yolunu açacağının tartışmalı olduğu görüşü
ileri sürülmüştür.
Acemoğlu’nun tezleri ve ona yöneltilen itirazları toplumca ele alarak konuyu bitirirsem; birincisi, sistemin hakim kurumlarında hocalık görevini yapan Acemoğlu böylesi gevşek eleştiriden başka bir şey yapamaz. Zira Acemoğlu da bilir ki, şu anda kadrosunda bulunduğu Harvard Üniversitesi, bir zamanlar kadrosundaki Paul Sweezy ’yi komünistlikle suçlayarak kadro dışı etmişti. İkincisi ise, yine standart Amerikan, ya da Batı yanlı ideolojilerle örülmüş düşünürlerin tipik hatası olarak, ekonominin işleyişi ve toplumsal gelir dağılımını dikkate almadan, salt burjuva demokrasisinin savunuculuğunda, özgürlük ya da adalet gibi kavramları dillendirerek, yaşanan aksaklıkların sorumluluğunu sisteme değil, siyasetçilere ya da yanlış uygulamalara bağlamaktır. Oysa bu sav doğru değildir. Toplumsal gelir dağılımı uygun olmadığı durumda ne adaletten, ne de özgürlükten söz edilebilir! Oysa, sistemin özünü ve işleyişini iyi kavrayarak, bütünsellik içinde toplumsal gidişatı görmek gerekir.
Çok Okunanlar
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Enver Altaylı tutuklandı
Keçiören’de yol çöktü, araçlar hasar gördü
Haaland’dan Lvbel C5 paylaşımı
Kozinoğlu’nun katili bulunmuş gibi bir hava ile karşılaşıyorum
Teğmenler Adliyede
Erdoğan’ın BM konuşmasında dikkat çeken anlar
Azerbaycan uyruklu suç örgütü üyesi Marmaris’te yakalandı
Juan, Göztepe’de 87 dakikada bir gol atıyor
Ekonomimiz şoklara karşı dayanıklı ve yatırım ortamı güçlendirildi
Eski korumanın telefonunda video kaydı bulundu