Yüksek enflasyon ve Türk Lirası’nın alım gücünün düşmesi başta emeğiyle geçineler olmak üzere hepimizin ortak sorunu. Yaşamımızı sürdürmek için çalışmamız gerekiyor. Ailelerimiz, sorumlu olduğumuz kişiler var. Özellikle büyükşehirlerde yaşam koşulları ayrıca zorlu. Sayıları tam bilinmemekle birlikte yaklaşık 10 milyon yabancı ile paylaşıyoruz ülkemizi. Kalabalık şehirler, trafikte harcanan saatler, gürültü. Sağlıksız ancak pahalı gıdalar. İnsanın yaşam kalitesini düşüren ne varsa maalesef hepsi bizde fazlasıyla mevcut.
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak bireysel hayat mücadelemizin yanı sıra dış politika gündemini de istemesek bile yakından takip etmek zorundayız. Ülkemizin güney komşusu Suriye’de 2011 yılından beri iç savaş yaşanıyor. Cümbür cemaat herkes Suriye’de. ABD, Rusya, Türkiye, İran milisleri, ÖSO, HTŞ, YPG.. Herkesin ayrı amaçları ve ittifakları var. Türkiye 2016 yılındaki Fırat Kalkanı Harekâtı ile başlayarak sınır ötesinde bölgelere yerleşti.
Geçtiğimiz hafta Halep’in el değiştirmesiyle birlikte kamuoyunun dikkati Suriye’ye çevrildi. Her akşam televizyon kanallarında harita önünde ellerinde muhtelif ebatlarda çubuklar bulunan çeşitli uzmanlar sayesinde Suriye haritasını gözü kapalı çizip hangi bölgenin kimin egemenliği altında olduğunu ezbere gösterebilecek hale geldik.
2024 yılı Aralık ayı itibarıyla ülkemiz çevresindeki genel görünüm şu şekilde:
- Suriye’de Esad yönetimine muhalif silahlı gruplar var. Bunlar arasında Türkiye’nin üzerine en çok odaklandığı YPG. ABD tarafından on binlerce tır dolusu silah ve mühimmatla donatılmış, mevcudunun yaklaşık yüz bin kişi olduğu söylenen YPG’nin uygun zamanda saldırmak için pusuda beklediği söylenebilir.
- Biraz daha güneyde İsrail-Filistin-Lübnan çatışma bölgesi. Bir önceki Milli Savunma Bakanı elbet benden daha iyi biliyordur, İsrail’in ülkemize tehdit olduğunu söyledi. Tehlikenin boyutunu izah etmek ve dikkat çekmek için 2.Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın 6 saate işgal edildiğini dile getirdi.
- Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna daha doğrusu Rusya ile NATO arasındaki savaş nükleer silah kullanımının dile getirilmeye başlandığı bir aşamaya geldi.
Özetle ekonomisi kırılgan ve çevresi tam anlamıyla ateş çemberi bir ülkeyiz.
Silahlı çatışma, belki savaş olasılığı güncel ve yakın bir tehdit. Peki bu koşullar içerisinde biz ne yapıyoruz?
Yapılması gereken son şeyi yapıyoruz. İç siyasette malzeme olarak kullanmak için yirmili yaşlarının başlarındaki teğmenlerle uğraşıyoruz. Her askerin ve yurttaşın gururla söyleyeceği bir metni dile getirdikleri için silahlı kuvvetlerden ihraç edilmelerini isteyenler var. Bununla birlikte yapılan anketlerde yurttaşların büyük çoğunluğunun, siyasi parti ayrımı olmaksızın, bu gençlere ceza verilmemesi gerektiğini düşündüklerini görüyoruz. Siyasetçilere ve onların fanatik destekçilerine rağmen halkımızın sağduyu sahibi olduğu ortada. Teğmenlerimizi ağır şekilde cezalandırmak hukuka aykırı olduğu gibi ordunun moral motivasyonunu da olumsuz yönde etkileyeceği görüşündeyim.
Önemli olduğunu düşündüğüm bir diğer konu asker hastaneleri ve askeri mahkemeler. 15 Temmuz 2016’dan sonra her ikisi de kapatıldılar. Kapatılma gerekçelerini tartışmak istememekle birlikte öncelikle hastaneler olmak üzere derhal açılmalarını gerektiğini düşünüyorum.
Dünyanın belli başlı ordularının kendi sağlık sistemleri, hastaneleri var.
Asker hastaneleri sadece tıbbi uzmanlık gerektirmesi bakımından değil aynı zamanda bir güvenlik meselesi olarak ele alınmalı. Murat Yıldız tarafından kaleme alınan “Askeri hastaneler ve harp cerrahisi” başlıklı yazı bu konuya değinen ve doyurucu bilgi veren bir yazı. Okunması yararlı olacaktır.
Temeli disipline dayanan askerlik mesleğinin kendi koşullarına ve doğasına uygun, hukukçulardan oluşan hızlı ve adil yargılama yapacak mahkemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyadan bir örnek vermek gerekirse; ABD hukuk sisteminde askeri mahkemeler mevcut. Aşağıdaki bağlantıdan sistem hakkında İngilizce kısa bilgi alınabilir.
Güçlü ekonomisi ve güçlü ordusu olmayan devletlerin ömürleri çok uzun olmuyor. Boş hazine ile bırakın büyümeyi toprak kaybetmeden yaşamak zor. Aç karnına fetih rüyası görmenin anlamı yok. Birbirine girmek için tetikte bekleyen birçok tarafın olduğu çılgın bir ortamdayız. Gerektiğinde gözü kapalı ölüme gidecek askerlerimize daha çok sahip çıkmamız gerekiyor. Irak, Suriye veya Libya olmamak için şart.
https://www.marinedealnews.com/askeri-hastaneler-ve-harp-cerrahisi/
Çok Okunanlar

Aybüke Pusat sessizliğini koruyan Tolga Sarıtaş’tan tepki çeken hamle!

Gelinim Mutfakta 3 Nisan Perşembe puan durumu: Bugün çeyrek altını kim aldı?

2 Nisan reyting sonuçları açıklandı! Dün en çok izlenen yapım ne oldu?

Oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu'nun emniyet sorgusu ortaya çıktı

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan adaylık iddialarına net yanıt!

Ünlü oyuncuların X hesaplarına erişim engeli getirildi!

Ünlü isimler Cem Yiğit Üzümoğlu için harekete geçti!

3 Nisan günlük burç yorumları: Aşk, kariyer ve duygusal durumlar

CHP’de Olağanüstü Kurultay hareketliliği

CHP boykotu etkisi: 'Vatan haini' diyen DBL sahibi Özkan geri adım attı