Kripto paraya dayalı bir tahmin piyasası olan Polymarket 26 Mayıs günü ilginç bir “bahis” açtı: “2026 yılında Türkiye’de erken seçim olur mu?”
Polymarket için “tahmin borsası” desek daha olur. Ülkemiz siyasi tarihine unutulmayacak skandalların karıştığı bir haftada bu bahsin açılması hayli can sıkıcı. Eskiden siyaset toplumun geleceğini; toplum siyasetin akıbetini tartışırdı. Soğuk Savaş’la beraber iç gelişmelere yönelik dış müdahaleler iyice artsa da tartışmalar ekseriyetle “yerli ve millî” kalırdı. Şimdiyse geleceğimiz bizzat küresel kumarbazların, baronların piyasasında eş zamanlı işlem görüyor.
Bu gelişme, kimisi ülkemizdeki gündem yoğunluğundan es geçilen küresel politik-ekonomik tartışmalara denk geldi: OpenAI CEO’su Sam Altman, yine 26 Mayıs günü, “yapay” takısını da atarak “zeka”nın elektrik-su gibi satın alınabilecek bir kalem olacağını söyledi. Bir gün öncesinde, 25 Mayıs tarihinde Papa XIV. Leo,yapay zekanın insanî değerleri ayaklar altına almasına karşı savaş ilan etti. Bundan birkaç hafta önce Altman’ın rakiplerinden Anthropic’in CEO’su Dario Amodei de özellikle beyaz yakaların %10’u ile 20’sinin birkaç yıla işsiz kalacağını duyurmuştu. Bütün bu tabloyu süslercesine ABD’de iktidar “yapay zeka karşıtı aşırıcı hareketlere” karşı uyarıda bulundu.
Görünen o ki insan artık yurttaş ya da özne olarak değil; akışkan küresel ekonomi içinde sadece bir değişken olarak görülüyor. Öte yandan ABD’de halkın %61’i yapay zekanın var olan meslekleri yok edeceğini düşünürken bu konuda Türk halkının ne düşündüğü, eğer gözümden kaçmadıysa, henüz belgelenmiş değil.
Halbuki aynı Türk halkı küresel ekonominin gereklilikleri uyarınca seyahat hürriyetinden kolayca mahrum edilebiliyor! Tıpkı 20 Mayıs’ta yaşandığı gibi. Hatırlayacak olursak bu tarihte iki Avrupalı takımın futbol müsabakası sebebiyle İstanbul’un ana arterlerinden biri kapatılmıştı. Çocuğundan yaşlısına yurttaşlar pazar torbalarını, okul çantalarını elinde, sırtında taşımak zorunda kalırken taksiler, tur otobüsleri ve motosikletli kuryelere geçiş izni verildi. Çünkü artık insanî değerler ahlakla, siyasetle değil; doğrudan dolaşım ve piyasa mantığıyla belirleniyor.
Bugün bir nevi ünlü yazar Yuval Noah Harari’nin distopik geleceğindeyiz. Hem de İstanbul’un göbeğinde, Türkiye’nin dört köşesinde… Sapiens adlı kitabıyla dünya gündemine oturan Harari, 28 Ocak 2017’de Diken’e verdiği söyleşide “gereksizler diye yeni bir sınıf doğuyor” diyerek bugünleri muştulamıştı.
Mehveş Evin’e şöyle diyordu Harari söyleşisinde:
“Peki insanlar artık sisteme faydalı değilse ne olacak? Askeri anlamda bunu yaşıyoruz bile. Artık savaşlar için milyonlarca insanı askeri almak gerekmiyor. Elit güçler yetiştiriliyor, özel harekat güçleri ya da dron kullanacak insanlar gibi. Ordular giderek sofistike ve otonom teknoloji kullanımına yöneliyor. Kimi insanlar, askeri değerini yitiriyor. Aynısı sivil hayatta, ekonomide de geçerli: Mesela kendi kendine çalışan arabalar, taksi şoförlerini işinden edebilir. IBM’in Watson’ı doktorların yerini, algoritmalar borsacıların yerini alabilir. Borsacı olacağım diye finans okuyan biri 10 yıl sonra iş bulamayabilir.”
Bugüne dönersek marketten dönen yaşlı kadın, liseden çıkan ve gelecek umutları daha yeşermeden yitmiş öğrenci, bütün gün yorulduktan sonra Beşiktaş’tan Tophane’ye yürümek zorunda kalan işçi, “mutlak butlan” tartışmasıyla hüzne boğulduktan sonra bir de yabancı sermayedarların ülkesinde erken seçim ihtimalini opsiyonladığını öğrenen beyaz yakalı... Evet, memlekete olasılık rejimi geldi, hoş geldi!
Polymarket’te Türkiye iç siyasetine dair açılan ilk bahis bu değil. Daha önce “Erdoğan 31 Aralık 2026’ya dek görevi bırakır mı?”, “İmamoğlu Mart 2025 sonuna dek serbest kalır mı?” gibi sorular sorulmuş. Ayrıca belirtmek lazım ki açılan her bahis “tahmin” veya “kehanet” işlevini göremiyor. Evet, ABD Başkanı Trump’ın oğlu Donald Trump, Jr.’ın danışma kurulunda olduğu Polymarket, Biden’ın 2024 yazında başkan adaylığından çekileceğini veya İran-İsrail Savaşının (yeniden) patlak verebileceğini önceden bilmişti. Fakat bunlar haricinde pek çok anlık veya uzun vadeli gelişmede doğru öngörüde bulunamamıştı.
Yine de yurtiçinde veya yurtdışında siyasetin artık siyaset olmaktan çıkıp fiyat hareketine, öncesine göre tamamen apaçık bir şekilde kâr-zarar tablosuna dönüştüğünü gösteriyor bu gelişmeler. İçerden bilgi alanlar, bu gibi platformlar üzerinden kâr elde etmek için iç ve dış kamuoyunu manipüle eden siyasîler artık gereksizlerle “gerekliler” arasındaki ayrımın kesinleştiğini gösteriyor. Bugüne dek medyadan sendikalara, lobilerden sermayedarlara pek çok kesimin etkilediği siyasî kararlara bir de “küresel kumar” eklenmiş oluyor.
Böyle bir tabloda, zaten Yalçın Küçük’ün kavramsallaştırmasıyla “TİT” (turizm, inşaat, tekstil sektörleri) dışında kalan kitlelere ne için gerek duyulur? Eğer yabancı turist barları, kafeleri dolduruyor; taksiler boş kalmıyor; oteller ful çekiyorsa ve bu esnada parası olan evine motokurye çağırıp siparişlerini kolayca elde edebiliyorsa “gereksizlere” ne gerek var?
Yine de enseyi karartmayalım. Çözüm yine Harari’de. Bakalım, ne diyor filozofumuz: “Atatürk eskiye bakmadı gelecek için vizyon oluşturdu. Bu ruha şimdi de ihtiyacımız var.”
Bozuk saat günde iki kez de olsa doğruyu gösterirmiş.
“İyi de Harari niye Atatürk’ü anıyor” sorusu aklına takılanları cevaplamak için için bir bilgi verip bu bahsi kapatayım:
İnsanlığın büyük bir bölümünü gereksiz ilan eden Harari, Eylül 2023’te ülkemizde insancıl düşüncenin simge isimlerinden Hasan Âli Yücel’i bayrak yapan İş Bankası’nın Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünde düzenlediği “Uluslararası Atatürk Konferansı”nda sarf etmiş bu cümleyi. Evet, olasılık rejimi memlekete geldi ama bu gelişi yeni değil.
Çok Okunanlar
Denizli’deki kazada hayatını kaybeden 8 kişinin kimliği belli oldu
Kılıçdaroğlu'nun 'FETÖ' sözleri sonrası o görüntüler yeniden gündem oldu
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nun 'FETÖ ajanları' sözlerine yanıt verdi
İran'dan iki ülkeye geçiş hakkı
ABD-İran anlaşmasında son dakika değişikliği
Kılıçdaroğlu'na en yakın isim açıkladı
Alkol yasağı teklifi ve CHP'deki yetki tartışması masada
Kafelerden bilgisayarlı müşterilere yeni kısıtlama
Yandaş medyadan daha önce görülmemiş Kılıçdaroğlu manşetleri
Dervişoğlu'ndan İmamoğlu ailesine bayram ziyareti