Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,7431
Dolar
Arrow
48,9163
İngiliz Sterlini
Arrow
64,8058
Altın
Arrow
6795,9321
BIST
Arrow
12.899

Borç rekoru ve piyasalarda fırtına: Dünya nereye gidiyor?

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Küresel borç rekoru seviyesine ulaşırken, piyasalar bir yandan yapay zeka rekabetini, bir yandan da diplomasi trafiğini fiyatlıyor. Ama asıl soru şu: Bu tablo ne kadar sürdürülebilir?

Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) son raporu, dünya ekonomisinin sırtındaki yükü gözler önüne serdi: 365,5 trilyon dolar. Bu rakam, kamu borçlarından finans dışı şirketlerin yüküne kadar geniş bir alanda tarihi zirveye işaret ediyor. Peki bu borç dağını kim, nasıl finanse edecek? İşte piyasaların son haftalardaki asıl derdi bu.

Diplomasi Sahnesi: New York'ta Kritik Hafta

BM 81. Genel Kurulu, New York'ta liderler düzeyinde yoğun bir diplomasi mesaisine sahne oluyor. Ancak bu yılki görüntü, alışıldık "iyi niyet mesajları"ndan farklı. ABD ile Çin arasında yapay zeka kaynaklı bir yanlış hesaplamanın askeri krize dönüşmesini engellemek için dar kapsamlı bir bildirim kanalı kurulması tartışılıyor. Çin tarafı, ABD'nin teknoloji şirketlerine yönelik asılsız iddialardan vazgeçmesi gerektiğini açıkça söylüyor.

Trump-Xi zirvesinin ardından ticarette olumlu mesajlar gelse de satır araları belirsizlikle dolu. İki ülkenin ekonomi ve ticaret ekiplerinin yeni bir ortak düzenlemeye vardığı açıklandı; yapay zeka diyaloğunun süreceği de vurgulandı. Ancak düzenlemenin kapsamı hâlâ meçhul. Tarifeler ve kritik mineraller konusunda somut adım gelir mi? Tayvan meselesindeki görüş ayrılığı ise ilişkinin kırılganlığını koruduğunu gösteriyor. Kısacası, masada gülümsemeler var ama zemin hâlâ kaygan.

Orta Doğu'da ise Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın kademeli bir anlaşmayla sona erdirilmesi konuşuluyor. Petrol piyasası bu habere şimdiden tepki verdi bile.

Petrol ve Tahvil: İki Ateş Arasında

Brent petrol, Hürmüz kaynaklı endişelerle 108 dolar seviyesini aştı. Rekor tanker kiralama ücretleri ise maliyet zincirinin daha da yukarı taşınacağının sinyalini veriyor. Piyasalar şimdi aynı anda iki enflasyon kanalıyla boğuşuyor: Güçlü iç talep ve yükselen enerji maliyetleri.

ABD'de Eylül öncü PMI verilerinin beklentileri belirgin biçimde aşması, ekonomik aktivitenin güçlü kaldığını gösterdi. Ama bu güç, piyasaların görmek istediği "yumuşak iniş" senaryosunu zorlaştırıyor. Girdi maliyetlerinin Ekim 2022'den bu yana en yüksek seviyeye çıkması, güçlü büyümenin enflasyonist baskıları yeniden besleyebileceği endişesini artırıyor. Sonuç: Fed'in faiz artırımlarına devam edebileceği beklentisi güçleniyor, ABD 10 yıllık tahvil faizi %5,20'ye yöneliyor ve hisse senetleri üzerindeki değerleme baskısı artıyor.

Tahvil cephesinde tablo daha da çarpıcı. ABD'de 30 yıllık tahvil faizi %5,48 ile 2004'ten, beş yıllık faiz ise %5'i aşarak 2007'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bu sadece Fed beklentisiyle açıklanamaz. Güçlü ekonomik aktivite, petrolün enflasyonu beslemesi, yüksek kamu harcamaları ve 40 trilyon dolara ulaşan ABD borcunun finansmanı için piyasaya sürülen yoğun tahvil arzı aynı anda faizleri yukarı itiyor. Almanya ve Japonya'da da uzun vadeli faizlerin zirve yapması, yatırımcıların artık uzun vadeli borç taşımak için daha yüksek reel getiri talep ettiğini gösteriyor. Fed faiz artırımlarına ara verse bile eski seviyelere hızlı dönüş kolay görünmüyor.

BIST-100: Fon Volatilitesi ve Kırılgan Denge

Küresel tablo böyleyken içeride işler daha da karmaşık. BIST-100 endeksi hafta başından bu yana %3'e yakın değer kaybetti. Ancak asıl dikkat çekici olan, BIST-100 dışındaki hisselerde aynı sürede %12'ye varan kayıpların yaşanması. Bu ayrışma, endeksin birkaç büyük hisseyle ayakta tutulduğunu, geniş tabanın ise çok daha zayıf bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor.

Teknik açıdan 13.000-13.500 bandı kararsızlık aralığı olarak görülüyordu. Endeksin bu bandın altına inmesi dikkat çekici. Bu bölgenin altında kalındıkça aşağı yönlü risklerin ön planda seyredebileceğini unutmamak gerekiyor. Soru şu: Bu düşüş sadece küresel rüzgarların mı sonucu, yoksa içeride fon kaynaklı volatilitenin yarattığı daha yapısal bir kırılganlığın mı?

Türkiye Cephesi ve Veri Takvimi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon manipülasyonu iddialarına yönelik net konuştu: Finansal sisteme veya Türkiye ekonomisine yönelik bir risk yok, sorumlulardan hukuk önünde hesap sorulacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yurt içi yatırım programlarına devam ederken, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu BM Genel Kurulu'nda Türkiye adına hitap etmek üzere New York'ta.

Yurt dışında ise ABD dayanıklı mal siparişlerinde ivme kaybı bekleniyor. Temmuz'da toplam siparişler %1,1 artmıştı; bu kez manşet rakamda %0,3 daralma öngörülüyor. Ancak uçak gibi büyük ve düzensiz siparişlerin manşeti oynatabildiğini unutmamak gerek. Bu yüzden ulaşım hariç siparişler ve iş yatırımlarına işaret eden alt kalemler, ekonomik faaliyetin yönü hakkında daha sağlıklı fikir verecek.

Michigan tüketici güven endeksi de takvimde. İlk okuma endeksin Ağustos'taki 51,7'den 47,8'e düştüğünü göstermişti. Nihai veride bu gerileme değişecek mi? Daha da kritik olan, tüketici güveni zayıflarken enflasyon beklentilerinin yükselip yükselmeyeceği. Son ankette 1 yıl sonrası için enflasyon beklentisi %4,6'ydı. Güven düşerken beklentiler yükselirse, Fed'in büyüme ile fiyat istikrarı arasındaki sıkışması daha da derinleşir.

IMF'nin 2026 raporu ise küresel ekonominin jeopolitik şoklara direnç gösterdiğini ancak Orta Doğu gerilimleri ve ticaret korumacılığının orta vadeli görünümü zayıflattığını ortaya koyuyor. Meksika Merkez Bankası faizi %6,50'de sabit tuttu.

Peki Ya Sonra?

Borç rekoru, tahvil faizlerindeki tırmanış, petrolün seyri ve jeopolitik satranç... Hepsi aynı anda aynı yöne işaret ediyor: Belirsizlik. Piyasalar bir yandan güçlü verilere seviniyor, bir yandan bu gücün enflasyonu körükleyeceğinden korkuyor. Diplomasi masasında olumlu mesajlar veriliyor ama somut adımlar gecikiyor. Türkiye özelinde ise küresel rüzgarlara içerideki fon volatilitesi eklenince tablo daha da karmaşıklaşıyor.

Asıl soru şu: Bu borç yükü, bu faiz seviyeleri ve bu jeopolitik gerilimlerle dünya ne kadar dayanabilir? Cevabı önümüzdeki veriler ve New York'tan çıkacak somut kararlar belirleyecek.